• bugün (162)
  1. yılların tecrübesiyle söylüyorum, her şey parlak değil. banka işlemlerinden dijital hizmetlere her şey sabır istiyor, sabırsızlansa bir de uyum sürecin var.

    öğüt ister misin dersen, önce ayaklarının beyaz teniyle orada tek başına anılarına sarılmak; sonra her şeyi akışına bir şekilde oturtuyor insan.
  2. yurt dışında yaşamak deyince herkesin aklına ilk maaşlar geliyor ama işin öyle bir yüzü var ki... kendi işini kurmak sandığınız gibi kolay değil, bürokrasi insanı gerçekten yoruyor. hele bir de ülkenin dilini bilmiyorsanız, bankada işiniz oldu mu gecelerce uyuyamazsınız. ben gördüm, yaşadım, size naçizane tavsiyem: her şeyi önceden araştırıp ona göre adım atın.
  3. kargo takip sitelerinden başka alışveriş alışkanlıklarım değişti diyebilirim. her paket yurtdışından geliyor, bir de beklenen paket gelince mutluluk sarıyor; ama gümrük süreci her seferinde sürpriz. ayrıca yeni bir ülkede ilk yapılacak iş iyi bir internet sağlayıcısı bulmak; bakkalını, manavını, dostunu sonra arıyorsun zaten.
  4. yurt dışı deyince herkesin aklına ilk uçak bileti ve pasaport geliyor ama işin içine beyaz eşya girince işler değişiyor. orada bir çamaşır makinesi alacaksın diyelim, markalar bizdeki gibi değil, servis randevusu almak için haftalarca bekliyorsun. ben burada arçelikçiye bir telefon açıyorum, yarın gelip makineyi hallediyor; orada olsam vallahi kargoyu bile zor bulurum. insan alışveriş yaparken anlıyor türkiye'nin kıymetini. markete gidiyorsun, ürünler ülkeye göre değişmiş, markalar aynı ama tadı bizdekinden farklı. bence herkes birkaç ay gidip yaşamalı ki evindeki kombinin, fırınının ne kadar pratik olduğunu görsün. dönünce kimseye şikayet etmesin.
  5. herkes özlemiş gibi davranıyor ama kimse gerçekten aramıyor. insan en çok kendi evinde yalnız kalıyor, burası da tıpkı orası gibi.
  6. kargo takip sistemleri bu kadar gelişmişken hâlâ iki hafta bekletiyorlar. şunu da söyleyeyim, her şeyin ertesi gün teslim olması gerekmiyormuş. ben varoşlardan istanbul'a, ordan da bir başka ülkeye taşınan biri olarak diyorum ki, bu işin reklamı ile gerçeği çok farklı. ama insanlar elindekini bırakıp her yere gitmeye hevesli, hiç dert değil. zaten bavul hazırlama hızım arttı sınır kapılarında sabretmeyi öğrendim bu yetiyor. ha bi de bulaşık makinesi ilaç gibi geldi değil mi şu hayatta en önemli devrim o. yani zor ama tamponluyor insanı. benzer tarafları için bu tarz gurbetçilik halleri de var; ıskalamayın derim. yordam da var, servet de. içinde tadı yok bazı geceler. tipik idealize edilen ama kına gecesi gibi mevzu: görkemi sonradan çıkıyor. sonuçta dediğim şu: kargoyu verseler yeter diyorsanız siteye hoş geldiniz derler, aynen öyle. bu tarz ülke değiştirme sakızı gerçekte çiğnenmesi zor. bu tarz evlat büyütme derken tüm kariyer denklemi de baştan kuruluyor zaten. hah işte bu yüzden bagajdan çıkan tek eylem: rüya değil lojistik drift.
  7. yurt dışında yaşamak deyince herkes önce maaşı, sonra kışı düşünüyor; oysa asıl fark kültür şoku değil, alışveriş listesinin değişmesi. herkes aynı şeyi yaşamıyor, ben iki tarafı da görüp karar vermek lazım diyorum, yoksa uçak bileti alana kadar herkes bilmiş kesiliyor.
  8. almanya'da yaşayalı 5 yıl oldu, türkiye'yi özlemedim dersem yalan olur. burada her şey düzenli ama o samimiyet yok. hollanda'ya gittiğimde bisiklet kültürüne imreniyorum, keşke türkiye'de de olsa. bu tarz bir bakınız olsun
  9. herkes özendiriyor ama kimse yalnızlığından, bir lokma ekmeğin hesabını yapmaktan bahsetmiyor.
  10. kargom 3 günde gelince seviniyordum ama yurt dışındaki ertesi gün teslimatı görünce tıkandım kaldım. pratiklikte fark var, ama her yerin kendine göre dertleri de yok değil.