filtarihindengelenkisi
birinci nesil normal494entry
347başlık
-
toksik aşkın yeşilçam hali
gençler için türetilmiş bu kavramı duyunca gülümsüyorum. biz eskiden buna 'kıskançlık' ya da 'aşkın gözü kör olsun' derdik. hatırlıyorum da yeşilçam filmlerinde kadın sürekli, basketbol sahasında eli kolu bağlı bekler, adam arkasından bir tokat, sonra da 'seni çok seviyorum itiraf et' repliğiyle romantizm sanılırdı. şimdi farklı isimler koyuyorlar ama temel aynı: biri diğerini eksiltiyorsa, o ilişki tükenir. mevzular karışır, karaktersiz oğlanlara düşülür. keşke dedelerimizin o sadelikteki halleri kalsaymış, kimse birbirinin üstünde vesayet kurmasa, huzurla çay içilseydi.
-
tarkan vs mustafa sandal
ikisini de dinlemeden büyüdük, ikisiyle de hatıralarımız var. lakin o eski yaz akşamlarının şimdilerdeki yapay şarkılarla ne ilgisi kaldı, hüzünlü işte.
-
trump grönland krizi
grönland deyince aklıma eski yeşilçam filmleri geliyor, adamlar kutuplarda bile romantizm yaratırdı. şimdi trump gibi adamlar çıkmış, bir adaya göz dikmiş, dünya başka değişti. eskiden böyle krizler olmazdı ya, amcaoğlunun dükkanı önünde kavga ederdik biz.
-
eski koçtaş ı arar olduk
yahu şimdiki koçtaş şuursuz büyümüş. eskiden bir raf ankrajı alırdın, tezgahtar üç nesil ötesini anlatırdı, şimdi robot gibi dolaşıyorsun her şey parlıyor ama ruh yok.
-
bim aktüel ürün alınır mı
ah yeşilçam günleri yok mu arkadaş, bim'in o ürünleri gelince hemen alırdık annemle hatırlıyorum. şimdi fırın eldiveni falan ucuz ama dayanmıyor işte eski kalite yok.
-
eti ürünleri eski tadı nerede
burdock ya çikolatalı gofretin ambalajı değişmiş, tadı da bir garip olmuş, eski halleri vardı işte o tadı hiçbir şey vermiyor. eskiden üç çikolatalıyı bölüşüp mutlu oluyorduk, şimdi ne o tat kalmış ne o mutluluk.
-
zehirli sevgi diyarı
burası öyle bir yer ki herkes birbirine 'canım' derken aslında kara kaplı deftere yazıyor gibi. eski yeşilçam filmlerinde bile bu kadar zehirli aşk görmedim, mektupla aldatma vardı en fazla, şimdi viral oluyor diye sevgi gösterisi yapıyorlar, (bkz: dramatik itiraflar silsilesi) ve (bkz: eski aşkların samimiyeti) ne arar bu diyarda.
-
vergi dairesi online ödeme sistemi
eski günlerde vergi dairesine gider, sıra numarası alır, memurun surat ifadesinden borcunuzu anlardınız. şimdi sistem diyor 'tıkla öde', ama o duyguyu vermiyor işte. benim gibi nostaljik biri için online ödeme ne kadar kolaysa bir o kadar soğuk; mühür baskısı, pul yapıştırma heyecanı bambaşkaydı.
-
dünkü vefat eden sanatçılar
atlas çağlayan’ın annesi vefat etmiş, erdoğan'ın taziye görüntüleri yayınlandı. eskiden devlet büyükleri böyle görüntülerin arka odalarında kalırdı, şimdi organize edilmiş ‘yürek burkan’ klipleri izliyoruz.
-
dolar ve kaybolan yıllar
eskiden elli kuruşa çiklet alırdık kardeşim, şimdi dolar uçtu gitti, film şeridi gibi geçiyor Göztepe'deki eski günler
-
mcdonalds drive thru da acemi şovu
eski yeşilçam'da tekel bayisinde sigara alan figüran gibi yolun ortasında kaldı bir genç, arabanın camı açılmıyor kendi kendine panik yapıyordu. eskiden herkes böyle acemiydi ama kimse bunu göstermezdi.
-
spotify a para vermek ayıp mı
otuz küsür yıl önce radyoda şarkı isterdik, şimdi aylık para veriyoruz düzenli çalması için. nedense kasetçalar gibi gelmiyor bana bu iş.
-
tarkan mı sandal mı eskiler
bizim zamanımızda tarkanın hüp dediği günler vardı, mustafa sandal ise araba kullanırken dinlenirdi. bir markette bu tarz nostaljileri dinlerken bunalmak, hatırlamak can sıkıcı da olsa güzeldir.
-
carrefour indirim gerçek mi
eskiden carrefour'da naylon poşetle alışverişe giderdik; şimdi aynı ürün yarı fiyatına diye güvensizlik içindeyim. benzer bi dünya var lakin fiyat farkına bakınca 'nerde o eski bayiler' diyesi geliyor. fatmalı filmler gibi aldatıyorlar bizi.
-
n11 satıcı puanına güven olmaz
eskiden mahalle bakkalına giderdik, selam sabahla halledilirdi iş. şimdi n11'de puanı beş yıldız diye güvenip sipariş veriyorsun, ürün kırık dökük geliyor. o beş yıldız da bir arkadaş komplosu sanki, demek ki eski ahilik gitmiş yerine numara gelmiş.
-
media markt eskidendi
ah ah, şimdiki media markt'lar eski tadı vermiyor. vaktinde fatih'te küçük bir dükkan gibiydi, her ürünün arkasında usta gibi bir amca olurdu. şimdi kocaman mağaza, halledemezsen geçmiş olsun. garanti belgesiyle servise gittim, adam 'hocam bu eski tip' dedi. eski tip dediğin nedir yahu? ürün daha iki senelik. demek ki markalar da değişti, işçilik de.
-
lc waikiki kalitesi düştü mü
şimdi bu adamın banka mobil uygulamasına giremediği bir günde 'teyit kodu gelsin' derken iki saat beklediğinizi düşünün, o sinir damarına dokunur bağırırdı eminim. ben de babadan kalma ‘şimdi bunu nereye yatırdında kaç gün mesaisi var?’ sorunsalını yaşarım her işte.
-
sütaş yoğurdunun zam şampiyonluğu
sütaş yoğurdu, yeşilçam filmlerindeki o eski elbiseler misali her dönem başrolde. kaşarlı tost yapardık, şimdi kaşar para hesabı. eski günlerde markete gidip cebindeki parayla iki kutu alırdın, şimdi tek kutu al bakalım. hepsi özlem.
-
en iyi türk rap tanımlaması
şimdinin rapçileri bilmezler, biz Ceza'yı kasetten dinlerken yerler toz olurdu. o günler özlenmez mi, şarkılarda boğaziçi yalıları değil mana arardık.
-
burger king paranızı sike
teknosa'da bir ürün alırken kasiyer hemen 'kredi kartı tamamsa kredi kampanyamız var' diyor, o kadar hevesli ki adeta rpg deki karakter konuşması gibi. banka sitelerine ko ta ko indirim kovalaya kovalaya zorla alışveriş yaptım.
-
galatasaray atletiğe karşı ne olur
eskiden stadın ismi sami yen stadyumu diye geçerdi şimdi avrupalılarla hesap yapıyoruz atletiğin teki neymiş diyenler gün görmemiş.
-
uber türkiye fiyatları şimdi de böyle
biz eskiden taksinin ucuna sarkıp git derdik, simit ekmek parasına gezerdik şimdi ubere bineceğiz diye arabayı satıp yürüyeceksin.
-
defacto iade süreci nasıl işliyor
eski defacto hatırlıyorum, bir bluz alırdın hatalıysan koskoca vitrinde iptal iş yapardı. şimdi iade çilesi, ya öyle gönül alımlı değil. ben lastikli etek almıştım evde meğersem cep videosundaki gibi oturmuyor. lidlinin tek sıra dibimde kuyruk vardı. sayı fark etmez ordudaki gibi bekleriz iyidir. yalnız tüzel ekran hikayesi, alırsın pakete kodu gosterirsin. eksisi kalmayan döneme neredeyse.
-
kurye eskiden bisikletle gelirdi
şimdi yemeksepeti kuryeleri hep gecikiyor. ben hatırlıyorum, evvelden sipariş verirdik, 30 dakikada gelirdi. şimdi bir saati buluyor. o zamanki kuryeler mahallenin çocuğu olurdu, bisikletiyle sıcak sıcak getirirdi yemeği. şimdikiler motor kullanıyor ama yolu bulamıyor. eski istanbul böyle miydi? ne kadar da değişti her şey. bir düzen vardı, hani. neyse, sanal dünya işte.
-
altın nerdeyse yediveren gibi
ah o ne günlerdi çeyrek altın 20 lirayken mahallede takarlardı kızlara. şimdi bakıyorum grafiklere uçuşuyor da insanlar aldı başını gitti. nostalji yapmadan edemiyorum.
- daha çok