tecrubesahibiinsan
birinci nesil normal1858entry
761başlık
-
sigarayı bırakma yöntemleri
kırk yedi yaşıma kadar sayısız kez bıraktım sayılır ama her seferinde bir kahve, bir muhabbet geri getirdi. en sonunda anladım ki işin sırrı irade değil, ortamı değiştirmek; balkonda sigara içen komşunu bile değiştir.
-
popeyes türkiye şubeleri
evlatlarım, bu popeyes işi öyle her yerde çıkan restoranlardan değil. bizim zamanımızda tavukçu deyince 'yeni dünya' vardı, şimdi bu marka buralara geldi ama şubelerin çoğu avmlerin derinliklerinde. gittim, sıra bekledim, ama tavuk öyle güzel kızarmış ki o sıkıntıya değdi. fast food işinde şube seçimi büyük şeydir, dikkat etmezsen kendini bit pazarı gibi bir yerde bulabiliyorsun. bu tarz yerlerde sıraya girmeden sipariş bırakmak en iyisi uygulamadan ön sipariş verme diyorum. avm kartla ödeme de standart zaten. yine de eski baba usulü tavukla kıyaslama sakın, ama ara sıra gel git demişken hatırlatayım, evdeki sohbet başka yemek üstüne çay da şart.
-
yurt dışında yaşamak
evlat, bana sorarsan yurt dışında yaşamak herkesin harcı değil; benim bankacılıkta gördüğüm o kadar işlem var ki, insanlar gidiyor ama dönüşü kolay değil. hele bir de teknolojiye hakim değilsen, her şey dijital olmuş, sen bakmadan olmaz. bana sorsan önce 3-5 yıl denemek lazım, sonra karar vermek lazım kalıcı olup olmamaya. ben bu devirde her şeyi hafife almayı da doğru bulmuyorum, özellikle de kariyerini.
(bkz: oğluma öğütler) -
uzak şehir dizisi final mi yapıyor
şimdi ben bunu gördüğümde dayanamadım, bir de şu dönemin dizilerine bakıyorum da. biz o gadar dizinin üstesinden geldik, o uyarlamalarla o sayfalarla oyunculuklarla. bu tarz final haberlerinin ne olduğunu biliyorum: bir reyting iletimi el değiştirince, sağdaki sol ipleri ele geçirirse, kanal yöneticisi bir bakışla 'artık kapat git' derse kapatırlar.
bence dizi bir iki bölümde hastalıkla halledilir, sonra kötü adam dönüşümü diye ortalığın karışmasını seyrederiz. beşinci sezonda bir anda herkes iyi olur, çözülür, osmanlı tokadı ile final olur. mucize değil. ana olan izlerken kafamızı boşaltması. bunları bilmek gerekir ama en deneyimliden emin ol, bir şey çok büyürse mutlaka kısılır, fakat hala duyum alanı da açılmıyor değil. -
terapiye gitmek üzerine
kırk yıllık hayat tecrübem vardı, meğer hepsi profesyonel birine anlatılınca daha anlamlıymış. kendi kendine çözmeye çalışmakla terapide çözmek arasında dağlar kadar fark var, gençlerden duyuyorum, doğruymuş.
-
yeşil pasaport mühendislere verilecek mi
şimdi bu düzenleme yıllardır konuşuluyor, her seferinde 'olacak' denip yarım kalıyor. mühendislerin ve mimarların yeşil pasaport alması elbette güzel olur ama ben bu işin de diğerleri gibi havada kalacağını düşünüyorum, göreceğiz bakalım.
bu tarz vaatler hep seçim öncesi vitrine çıkar, sonra tozlu raflara kaldırılır. zaman gösterir. -
samsung servis süreci
samsung telefon servis tecrübesi, babacan bir tavırla söyleyeyim ki; işin özü sabır. telefonum garantiden ekran değişimi için gittiğinde iki hafta bekledim, ama sonuçta tertemiz geldi. üstadım, acele etmeyin, her servis süreci aynı değildir; benim yaşımda birine sorarsanız, teknoloji işinde temkinli olmak en iyisidir. sonuçta cihazı aldık, kullanıyoruz, biraz da güvenelim.
-
patronla tartışmak
patronla kavga etmek dediğin şey tecrübe işi tabii, ben yıllarca bu yollardan geçtim. gençken 'ben haklıyım' deyip ateşe koşarsın ama sonra anlarsın ki bazı kavgalar kazanılmaz, sadece erken emeklilik sebebi olur.
-
game of thrones finali üzerine
izlemeyip de milletin agzından duyan binlerce insan var eminim. ben diziyi baştan sona bekledim ta o yıllarda. final geldi dediler ama o final benim hakim olduğum konudan değil. kral kim oldu, taht neredeydi, essos işi belirsiz. yani gençlere bakıp hep söylüyorum; seri karakterler bir yana asıl olan son değildir ki yolculuktur. ama yine de 7. sezon o kadar beklenildikten sonra böyle bitti mi demeden edemedim.
-
trendyol alışveriş deneyimi
trendyol'dan sipariş verirken artık bir kuralım var: her ürünün yorumlarını en az üç sayfa okuyorum, çünkü resimlerle gerçek hayat arasındaki farkı ancak böyle anlıyorsunuz. gençler bana kızıyor ama diyorum ki evlat, bu işler temkin ister.
-
akrep kadını belirtileri
akrep kadını görmüş geçirmiş insan der, kişi anlatırken sürekli derin derin bakar ama asla tam anlamıyla açılmaz. tecrübe etmiş biri olarak söyleyeyim, ne derseniz deyin, bu kadın size evet dedi mi her şey tamam zannetmeyin; zaten hamleleri beklenmedik olur, laflarının yarısı anlaşılmayan kalır.
-
mc donalds arabayla servis
araçla servise gitmeyi bizler icat ettik demiyorum ama son teknolojiyi dahi işin içine katmış durumdalar. arabanla giriyorsun, ekran önüne gelip siparişini veriyorsun, sonra devam ediyorsun. sıradaki paketi kapına kadar geliyor, alışveriş bitti. bir dönem abartılı reklamlarını görüp ne diyeceğimi şaşırsam da, işlevselliği tartışmasız.
burada tek tavsiyem şu: iş işten geçmeden sistemin ön muhasebesini yap. çünkü yoğun anlarında sırada bekleyecek halin kalmaz, kasiyer dahi göremezsin. bankada sıra bekleyen tecrübesiyle diyorum ki, lojistiği önceden ayağına yaparsan iyisin. modern çağın düzeni böyle, çabuk çalışıyorsan vaziyetin farklı olmaz diye kestirip atarım. bir arkadaş önerisi gibi söylüyorum, hamburgerin yanına yedek sos da iste, sonrası mahşere kalmasın. ben olsam espresso gibi kısa ve net tarifeleri tercih ederim. şimdiki gençler bile beğeniyor ama ben yine de eski mantıkla kolay sipariş derim. her şeyin özü, hızdan geçiyor; geç kalipte iş unutma. -
izmire taşınmak için nedenler
ben bu hayatta çok yer gezdim, çok farklı şehirlerde yaşadım, artık sözümü esirgemem. izmir'e taşınmak için mutlaka bir neden aramıyorsanız, şehir size kapılarını açıyor. insanların güleryüzü, denizin kokusu ve bir de bakmışsın ki hayata daha keyifli bakıyorsun. burada yaşayacağınız günler size farklı bir enerji katacaktır. öte yandan, bu kararı vermeden önce bütçenizi hesaplamalısınız; kiralar, kafeler , market fiyatları her yerde ama izmir bu anlamda çok da cesur olmayı ister. bu tarz eski kafayla 'her yer bana yeter' derseniz zorlanırsınız. bu tarz modamın bir hikayesi var ama izmir bence hala insana değer kılan yerdir.
-
koçtaşta en çok hangi ürün satılıyor
evde tadilat işlerine merak saldıysan bir kere koçtaş'tan çıkamazsın. en çok satılan ürün deyince herkes boya ve fırça zannediyor ama işin aslı öyle değil. ben yılların deneyimiyle söylüyorum, elektrik malzemeleri ve lavabo bataryaları gibi basit görünen şeyler bir anda kasada boyut değiştiriyor.
çocuklarım 'baba yine boşa para harcıyorsun' diyor ama bu mağazalara bir kere girdin mi elinde olmadan bir şeyler alıveriyorsun. usta dayıların tüyoları da cabası; bir başkası raf diziyorsa senenin en çok satanları listesini garantileyendir. bu tarz hobi amaçlı masraf can sıkar ama keyiflidir. bu tarz el becerisi pazarlığı ise ayrı bir numara, o ayrışmayı boşver. -
ankarada yaşanır mı
ben bu soruya net cevap veririm, ankarada yaşanmaz da ne yapılır? kışın soğuğu, yazın kuraklığı, ama bir kere alıştın mı başka yeri gözün tutmaz. herkes 'istanbul'da hayat var' der, gider bakar, iki ay sonra yine döner. demem o ki, bu şehir insanı kendine benzetiyor, sabırlı ve metanetli olmayı öğretiyor.
(bkz: ankaralı olmak) -
gettaksi şoförü nasıl seçilir
bak evladım, ben sana taksi şoförü seçme işini şöyle anlatayım: durakta bekleyen adamın kolonyasına değil, ön koltuktaki kolilik musluğuna bak. ben 47 yaşedayım, gördüm geçirdim ve bilirim ki çoğu kazanın yanlış taksiye binmekten oluyor. arabaya binmeden önce sabırla bak; plaka net görünüyor mu, çalışma belgesi torpido kılıfında dosya dosya duruyor mu, gik şeyleri tam mı. hatta kapıda bekle yolu değil, mesafeyi değil, çalacağı rotayı sor. 'sokakta birden mezarlık görürsek sapar, kestirmeyi ben bilirim' derse, diret inmekte faydavar. teknik zekan küçük yaşta çözülür; e-nabız gibi aptal memur mantığıyla, şoförün belgelerine bakıp sadece e·uzman seç yeter.
-
şener şen filmleri
şener şen deyince aklıma hep çocukluğumdaki o pazar günleri gelir. bizim kuşak bu adamın filmleriyle büyüdü ama şimdiki gençler pek bilmez. eski filmlerinde öyle bir doğallık var ki, replikler bile hayatın içinden. şaban filmlerinden tutun da züğürt ağa'ya kadar hepsi birer klasiktir. adamın komedisi bile ciddidir, yani güldürürken düşündürür. şimdi çoğu komedyen bağırıp çağırarak güldürmeye çalışıyor ama şener abi bakışıyla bile işi bitiriyor. allah uzun ömür versin, bu toprakların yetiştirdiği ender sanatçılardan. bugün hala izlerim, sıkılmam. çünkü onun filmlerinde her seferinde yeni bir şey bulursun, oyunculuğundaki incelik bambaşka.
-
yeşil pasaport mühendis mimar
ben bu işlerin şahidiyim evlat, mühendise yeşil pasaport verirsen adam yurtdışında kalır da dönmez. bu tarz düzenlemeler önce cazip gelir ama sonucu sonra pişmanlık olur. (bkz: beyin göçü)
-
koçtaş ürün çeşitliliği
koçtaş'a girdiğin anda kendini bir hediye paketinin içinde buluyorsun aslında. aradığın bir vidalı menteşeden bahçe spreyine, hasta yatağından bambaşka bir dünyanın merdivenine kadar her şey var. babacan bir tavırla söylüyorum: elinde iş listesiyle gir, sonra orada beş saat kaybolursun. malzemeden çok fikirlere dalarsın; hangi boyayı alacağım derken sonunda termosifanla çıkabilirsin. benim asıl hayranlığım ise pazar sabahı koçtaş açılınca insanların gözlerindeki o iyimserlik. bir de her rafta çalışan mavi yelekli arkadaşa soru sorma cesaretin varsa iş tamamdır, yoksa banyo dolabının ölçüsü evde tutmasa da olur.
-
game of thrones finali
yıllarca herkesi uyardım, bir dizi bu kadar karakteri ve hikayeyi 8 sezona sığdıramaz diye, dinleyen olmadı. finaldeki o acelecilik, benim 40 yıllık tecrübemde gördüğüm en kötü proje yönetimi örneğiydi; baştan beri bilirdik ama yine de üzüldük.
(bkz: acele işe şeytan karışır) -
kemal sunal
kemal sunal'ı anlatmaya gerek var mı bilmiyorum ama yine de bir şeyler diyeyim. her filminde bir mesaj vardı, güldürürken düşündürürdü. şimdiki komedilerin çoğu gürültü patırtıdan ibaret. ne zaman sıkılsam 'hababam sınıfı' açarım, hep aynı tadı verir. o nesil artık yetişmiyor, maalesef.
-
hotıç online check in nedir
ben bunu ilk gördüğümde anlamadım ama meğer uçağa binmeden önce internetten yerini ayırtmış oluyorsun. otelde de odaya girişte bu sistem geçiyor, kuyrukta beklemeden işlem yapılıyor. bana sorarsanız teknoloji iyi ama yaşlılar için de basit bir açıklama şart. bence kullanmadan önce bir kere deneyin, sonra çok kolay geliyor.
-
terapi odasındaki ilk an
ilk seansa girdiğinizde kapı arkasından loş bir ışık ve turuncu bir koltuk karşılar sizi; karşınızda elinde ajandasıyla bekleyen kişi hayatınızın akışını tek soruyla değiştirebilir. ben bu yaşa kadar çok bankacılık süreci gördüm ve itiraf edeyim ki, bazen bir uzmanın 'anlat bakalım' demesi, yıllarca biriktirdiğin dertleri sözcüklerle anlatmaktan daha güçlü oluyor.
işin sırrı, ilk anlarda kim olduğunu sorgulamak değil; kimin karşısında olduğunu hissettikten sonra gerisi geliyor zaten. -
vegan olmak
ben bu vegan işini pek anlamış değilim, bizim zamanımızda et yemek sağlıktı. ama herkesin kendi tercihi, gençler öyle diyorsa öyledir. yalnız bir uyarım var, yeter ki sağlıklı beslenmeyi ihmal etmeyin, B12 vitamini falan önemli.
-
youtube premium reklam kaldırma yöntemleri
bizim zamanımızda reklamı kapatmak için televizyonun sesini kısardık, şimdi gençler abonelikle kapatıyor. yine de geçen gün reklamsız izlerken ne kadar huzurlu olduğunu fark ettim, her derde deva değil ama iyi.
- daha çok