- 157 entry
- 136 başlık
-
ptt kargonun paketleri çeyize saklaması
deneyimsözlük kızları yemin ederim kargom ptt'ye verildiği gün hamile kalsaydım şu an bebeğimin ilk diş partisini falan yapıyorduk.
aldığım o altı üstü iki parça yazlık bluz artık mevsimi geçip antika statüsüne girdiği için kurye lütfedip getirirse direkt müzeye bağışlayacağım. adamlar paketi getirmek yerine resmen ben evleneyim de çeyizime katsınlar diye şubede günlerce üstüne kuluçkaya yatıyorlar. -
vegan olayım derken yaşama sevincini kaybetmek
etik takılalım hayvanları sevelim derken o vegan peyniri diye iteledikleri erimeyen sarı plastiği kahvaltıda ağzıma attığım an yemin ederim hüngür hüngür ağlama krizlerine girdim. sırf cildim parlayacak yalanına inanıp üç gün boyunca halsizlikten yataktan çıkamadığım o karanlık dönem benim hayattaki en büyük travmamdır. -
toki trabzon kura çekiminde yaşanan büyük hüsran
sürekli f5 yapmaktan tırnaklarımı köküne kadar yedim, koca listede ismimi göremeyince sinirden yarım kilo dondurmayı tek başıma hüplettim.
bari deneyimsözlük yönetimi bana deniz manzaralı sanal bir ev versin de şu travmayı atlatayım, yoksa cidden sinir krizinden bayılacağım şimdi. -
trabzon toki kuralarında adı çıkmayanlar derneği
sabahın köründe kalktım, kahvemi demledim, sırf o ekranda adım çıkarsa pozitif enerjim evrene doğru gitsin diye saçımı başımı bile yaptım. kızlar yemin ederim listede ismimi görebilmek için gözlerimi ekrana o kadar yaklaştırdım ki miyop numaram iki derece falan arttı kesin. trabzon'da o deniz gören ev bana çıkacak diye kafamda bütün salonun mobilyalarını bile baştan aşağı yenilemiştim, duvar rengini kırık beyaz mı yapsam kum beji mi diye kaç gece uykusuz kaldım.
sonuç koca bir hüsran ve kocaman bir sıfır. yedeklerde bile yokum, listede resmen yok hükmündeyim. hayır yani o ev çıkan şanslı azınlığın benden ne fazlası var anlamıyorum ki, o canım odaları benim gibi ilmek ilmek dekore edebilecek bir estetik vizyona sahipler mi acaba? deneyimsözlük'e girip içimi dökmesem gerçekten sinirimden ortadan ikiye çatlayacaktım, şimdi gidip pinterest'te hevesle hazırladığım 'yeni evim' panosunu ağlayarak sileceğim. -
game of thrones finalinin yarattığı ağır travma
ya gerçekten inanamıyorum, sekiz sene bekle kış geliyor diye uyu uyan sonra git koca khaleesi'yi tek bir bölümde ergen gibi deliye bağlatıp öldürt. o kadar sene o kız o ejderhaları boşuna mı büyüttü, benim kendi çocuğum olsa üstüne ancak bu kadar titrerdim yemin ediyorum. jon denen o basiretsiz sümsük adama o kadar sinirliyim ki ekranı tırmalamamak için kendimi zor tuttum. sinirden ağlamaktan gözlerim şişti, sırf bu rezillik yüzünden pazartesi sabahı işe gidemedim rapor aldım resmen.
koskoca westeros'u gidip o tekerlekli sandalyede put gibi oturan sinsi bran'e bıraktılar ya, aklıma geldikçe evde kendi kendime sinir krizleri geçiriyorum. yemin ederim gençliğimin en güzel yılları çöp oldu, röfle yaptırırken bütün saçımın yanıp kopması bile bana bu kadar ağır bir travma yaşatmamıştı. bir daha da bu senaristlerin hiçbir dizisine saniye harcamam, psikolojimi darmaduman ettiniz vizyonsuz reziller. -
media markt garanti sürecinin ömür törpüsü olması
kızlar yemin ediyorum şu mağazanın garanti servisiyle uğraşırken sinir krizleri geçirip saçlarımın yarısını beyazlattım.
haftalar önce bozulan saç düzleştiricimi verdim, her aradığımda merkezde parça bekliyor masalı okuyarak beni resmen delirtiyorlar. -
koton un şizofrenik beden tablosu
kızlar yemin ediyorum bu markanın kalıplarını kim kesiyorsa ya kör ya da bizimle fena dalga geçiyor. geçen gün aldığım s beden kazağın içine mahallenin tüm esnafı sığarken, aynı reyondan aldığım m beden pantolon yüzünden bacaklarım kangren oluyordu. deneme kabininde yaşadığım o psikolojik çöküşü var ya yeminle terapiye gitsem atlatamam, cidden sinir hastası ettiniz bizi be. -
thy koltuk aralıklarının insafsızlığı
kızlar yemin ederim o ekonomi sınıfı koltuklarına sığmak için kaburgalarımı falan aldırmam gerekiyordu, dizlerim çeneme çarpa çarpa uçtum. hostesin bana o küçücük kaşarlı sandviçi uzatırkenki kibri de beni benden aldı, sanırsın kendi özel jetinde beni ağırlıyor kraliçem. -
kanada ya göçen türk kızının bitmeyen kış dramı
inanır mısınız sırf şurup döktüğü o kupkuru pankeki story atmak için eksi kırk derecede donmayı göze alıyor bu manyaklar. ben burada sıcacık peluş battaniyeme sarılıp cilt bakımı yaparken, onun buz tutmuş saç uçlarıyla verdiği o sefil hayatta kalma mücadelesine içten içe sadece gülüyorum. -
basketbolun futboldan bin kat daha elit olması
doksan dakika çamurda debelenen tipleri izlemektense, mis gibi salonda süzülen devasa basketbolculara bakmak göz zevkim için inanılmaz derecede hayati bir durum. hiç birbirimizi kandırmayalım deneyimsözlük kızları, futbol düpedüz varoşlukken basketbol tartışılmaz bir vizyon meselesidir. -
draco malfoy a aşık olan kız vizyonsuzluğu
kızlar deneyimsözlük'te gezinirken bile şu platin saçlı toksik slytherin bebesi için ölüp bittiğinizi okumak beni gerçekten kahrımdan bitiriyor.
çocuk bildiğin babasının parasıyla şatoda mafyacılık oynayan vasıfsız bir narsist ergen, gidin azıcık kendinize sirius black karizması falan arayın bari allah aşkına. -
donald trump ın nato ya attığı adalet tribi
adamdaki şu bitmek bilmeyen mağduriyet edebiyatı yemin ediyorum benim en toksik eski sevgilimde bile yoktu. nato bana adil davranmıyor diye sızlanırken o kalın turuncu fondöteni terden akacak diye sinirden ekranı tırmalıyorum.
(bkz: narsist erkek mağduriyeti) -
akbank müşteri hizmetlerine bağlanırken yaşlanmak
inanılmaz gerçekten. tam yirmi beş dakika boyunca o robotik sese müşteri temsilcisine bağlanmak istiyorum diye çemkirdim. hayır anlamıyorum, ses tanıma sisteminiz benim çaresiz ve sinirden titreyen ince sesimi algılamamak için özel mi tasarlandı? alt tarafı kredi kartı ekstremdeki o saçma sapan kesintiyi soracağım. tırnaklarımı avuç içime batırmaktan kanatacakken o kutsal insan sesini duydum.
telefonu açan kızcağız da o kadar bıkkın bir sesle size nasıl yardımcı olabilirim dedi ki, kızın derdini dinleyip ona terapi yapıp telefonu kapatacaktım az kalsın. deneyimsözlük kızı olarak söylüyorum, buraya bağlanmaya çalışırken harcadığım eforla pazar sabahı kalkıp reformer pilates falan yapardım. cildim bozuldu sinirden, resmen kolajenim bitti o beklediğim yarım saatte. -
ofisin ortasında patrona bağırmak
adamın suratı o an morardı mı kızardı mı emin değilim ama o her şeyi bilen tavrının yerle bir oluşunu izlemek paha biçilemezdi. yemin ederim bütün ofis arkamdan konfetiler patlatacak sandım, öyle bir rahatlama geldi. -
beyaz yakalının izmire kaçma hayali
o nemden kabaran saçlarımla kordon'da yürürken kendimi resmen korkuluk gibi hissediyorum, bütün maaşımı keratine yatıracağımı kimse söylememişti. hani ege esintisi hani huzur, sıcaktan eriyip asfalta yapışacağım şimdi vallahi. -
bran stark ın tahta geçmesi saçmalığı
8 sezon boyunca o güzelim saçlarını daenerys targaryen boşuna mı ördü, biz jon snow adam olur sanarken o sümsük hallerini izleyip kahrımızdan öldük resmen. o kadar ejderha, o kadar emek tekerlekli sandalye kullanan birine taht bırakmak için miydi, cidden sinirden ağlayacağım şimdi. -
faiz inince hayatın ucuzlayacağını sanmak
gerçekten inanıyor musunuz kızlar bu faiz düşünce her şey ucuzlar masalına, ben artık sinirden gülüp geçiyorum valla. sabah aldığım rimelin fiyatını görünce o ekonomi çok iyi yeaa diyen dayıları saçlarından tutup sürüklemek istedim cidden. ay bayılazam şimdi şuraya, resmen fakirlikten öleceğiz ama hala saf saf bir umut bekliyoruz işte. -
euronun yeni rekoru karşısında verilen tepki
sabah sabah kuru görünce fenalık geçirdim, yemin ederim değil italya'da pizza yemek, marketten torku banada alırken bile ellerim titriyor artık. tek çare acilen maaşını dövizle alan yazılımcı birini bulup nikahı basmak gibi duruyor kızlar, başka türlü bu hayat çekilmez. neyse gidip ağlayarak indirimli ürünler reyonu gezeyim bari, vizyonum anca buna yetiyor. -
mühendislere yeşil pasaport verilmemesi rezaleti
sen kalk onca yıl statik hesapla, proje çizimiyle beynini yak ama sırf devlet memuru değilsin diye elin konsolosluğunda evrak şamar oğlanına dön. gerçekten bu ülkenin okumuş insana verdiği değerin özeti gibi, sinirden gülüyorum artık. -
kinoa sevmeyip seviyormuş gibi yapanlar
allah aşkına kendinizi kandırmayın, bildiğin ıslak toprak tadı olan o şeyi sırf popüler kültür kölesi olduğunuz için bayıla bayıla yiyorsunuz. yemin ederim bahçedeki çimleri haşlayıp önünüze koysam onu bile detoks niyetine mideye indirecek potansiyeliniz var.
vicdanınızı rahatlatmak için o tatsız tuzsuz lapalara gömülüyorsunuz ama rüyanızda soslu döner gördüğünüzü hepimiz biliyoruz, yapmayın. -
vestel smart tv pişmanlığı
kanal değiştirmek için kumandaya bastıktan sonra gidip makyajımı temizleyip cilt bakımımı bitiriyorum, odaya döndüğümde o kanal anca değişmiş oluyor. akıllı tv diye aldık ama benden daha unutkan ve hantal çıktı, resmen sinir hastası olmak için birebir. -
ülker çikolatası yiyince gelen pişmanlık hissi
çocukluğumun o efsane lezzetini resmen margarin kalıbı yemişiz gibi hissettiren bir fiyaskoya çevirmeyi nasıl başardınız gerçekten hayret ediyorum.
o kadar özlemle alıp ağzıma attığım an yaşadığım büyük hayal kırıklığı ve midemi yakan o ucuz yağ tadı yüzünden haftalarca çikolataya küstüm. -
sigarayı bıraktıktan sonra gelen özgüven patlaması
üç gün içmeyince kendimi adriana lima sanmam ve aynaların karşısında saatler harcamam normal mi bilmiyorum ama o iğrenç kül tablası kokusu gidince resmen sınıf atladım.
ciğerlerim hava görünce şoka girdi tabii, vücudumdaki tüm hücreler şu an halay çekiyor resmen. -
koton un insanı depresyona sokan beden kalıpları
36 beden diye denediğim pantolonun içine tek bacağımı zor soktum, reyonun ortasında sinir krizi geçirmeme ramak kaldı. her sezon kafalarına göre kalıp daraltıp insanların psikolojisiyle oynamaktan ne zaman vazgeçecekler gerçekten çok merak ediyorum. -
şener şen in bıyığını kestiği o korkunç an
şener şen o bıyığı kestiğinde benim içimde bir şeyler koptu, resmen ülkenin milli servetine ihanet edildi sandım kızlar. o heybetli duruş gitti, yerine bizim alt komşu emekli hüseyin bey geldi bir an, vallahi o saniye buz gibi soğudum adamdan. bu ağır travmayı atlatmam için acilen üç doz züğürt ağa izlemem lazım.
(bkz: bıyıksız erkeğin balkonsuz eve benzemesi) - daha çok