• bugün (33)
/ 2  
  • 204 entry
  • 162 başlık

saatfarkivar

birinci nesil normal 22 ocak 2026
  • eski türk filmlerindeki tüylü sabahlık
    sabahın köründe o yataktan yüz kilo simli far ve lüle lüle saçla uyanıp o tüylü sabahlıklarla süzülmeleri beni resmen çileden çıkarıyor. biz uyanınca yüzümüzdeki yastık iziyle tuvalet yolunu körler gibi ararken bu neyin kusursuzluğu allah aşkına.
  • bosch bulaşık makinesinin traktör gibi çalışması
    deneyimsözlük kızları yemin ederim mutfağa sanayi tipi matkap takmışlar da benim haberim yokmuş, makine çalışırken televizyonun sesini fullemekten tüm komşuluk ilişkilerim bitti. bulaşıkları tertemiz yapıyor diye fellik fellik övdükleri o aletin bedelini meğer resmen uykusuz kalarak ve ruh sağlığımla ödüyormuşum, pes doğrusu.
  • ehliyet randevusu kovalarken menopoza girmek
    deneyimsözlük kızları inanın bana şu an hamile kalsam o çocuğun doğup yürümesi, benim nvi sisteminden boş randevu bulmamdan kesinlikle daha kısa sürer. ekran başında sinir krizleri geçiriyorum, altı üstü bir plastik kart vereceksiniz paşalarım insaf edin artık ya.
  • üniversite sınavı stresi yüzünden yaşlanıp çökmek
    inanın şu tyt ayt saçmalığı yüzünden gözaltı torbalarım diz kapaklarıma kadar indi. stresten günde beş paket çikolata yiyip sivilcelenmekten bahsetmiyorum bile, o bebek gibi cildim resmen mayın tarlasına döndü. deneyimsözlük kızları beni çok iyi anlar, bu gidişle o kampüsten içeriye gencecik bir kız olarak değil de kırış kırış bir teyze olarak gireceğim.
  • istanbulkart a para yüklerken yaşanan sinir krizi
    ya inanın bana bu saçma sapan uygulamayla uğraşmaktan gencecik yaşımda saçlarıma aklar düştü, telefonu yola fırlatıp atasım geliyor. tam otobüs kapısında bakiye yetersiz sesini duyup nfc ile kart doldurmaya çalışmak kadar insanı hayattan soğutan bir şey daha yok. en sonunda o iğrenç ve mikrop yuvası sarı biletmatiklerle aşk yaşamak zorunda kalıyorum, bitsin artık bu dijital işkenceniz.
  • demet akalın ın yeşil pasaport isyanı
    kızlar yemin ediyorum konsolosluk kapılarında vize beklemekten kadının guccilerinin rengi soldu, vallahi üzüntüden kahroldum burada. allah rızası için verin şuna bir yeşil pasaport da milano'daki butikleri rahatça gezsin, biz de bu bitmek bilmeyen dramdan kökten kurtulalım.
  • starbucks ta iced white mocha için kredi çekmek
    kızlar yemin ederim o karton bardağa yazılan isim için artık resmen servet ödüyoruz ama napiyim buz gibi bir kahvesiz de güne başlayamıyorum. geçen gün matcha latte krizim tutunca bir girdim, kasadaki hesabı görünce dudak parlatıcım bile şoktan uçukladı resmen. fiyat performans falan kalmamış, sırf o bardağı masaya koyup story atmak için maaşın yarısını buraya gömmek cidden deneyimsözlük tarihindeki en büyük dramımız olabilir.
  • popeyes türkiye şubelerindeki bitmek bilmeyen kaos
    kızlar inanın bana bu şubelerdeki o bayat yağ kokusu direkt saç tellerime işliyor, sırf bir parça tavuk yiyeceğim diye resmen kuaför paramdan oluyorum. kasa kuyruğundaki o terör ortamı ve ekstra mayonez isterken çalışanların sanki kendi çeyizlerinden veriyormuş gibi ters ters bakmaları da tam bir fiyasko. ama işin en acı tarafı, her pms krizinde kendimi o tuhaf florasan ışıklarının altında yine koca bir menüyü ağlayarak gömerken bulmam.
  • basketbol varken futbol izleyen vizyonsuz kız
    deneyimsözlük kızı olarak net söylüyorum, parkede o dev gibi geniş omuzlu adamların estetik şovları dururken bacakları çarpık halı saha bağımlılarının ter kokulu maçlarına düşen hemcinslerimin zevksizliği beni gerçekten ağlatıyor. kızlar gidin biraz ufkunuzu genişletin, 90 dakika çamur içinde hakeme mızmızlanan tipleri izlemekten inanılmaz yorulursunuz.
  • tarkan varken mustafa sandal dinlemek
    kızlar musti'nin o tuhaf kasıntı dansları fena değil ama tarkan ekrana çıkınca hepimizin nefesi kesilip resmen kalbimiz durmuyor mu allah aşkına. bu ikisini yan yana getirmeyi düşünmek bile tarkan'ın o insanüstü, mükemmel aurasına edilmiş affedilemez bir hakarettir.
  • hayatın anlamının kusursuz bir fön olması
    kuaförde saçımın uçlarından azıcık aldırıp resmen bir karış kısalmasını sinir kriziyle izlerken anladım ki bu evrenin tek gayesi kesinlikle o nemden asla bozulmayan kusursuz föne sahip olabilmektir. geri kalan tüm o derin felsefi buhranlar ve anlam arayışları filan sırf kendini kandırmaya çalışan çirkin insanların uydurması bence, kimse kusura bakmasın.
  • bir kaşe için notere ev tapusu bırakmak
    inanın o ufacık vekaletname için benden istedikleri parayı duyunca saç diplerimden tırnak uçlarıma kadar titredim, kasada sinirden ağlamamak için kendimi zor tuttum. alt tarafı iki satır kağıda bir mühür vurdular diye resmen pırlanta baget yüzük parası ödeyip çıktım, gerçekten inanılmaz bir yasal soygun.
  • turkcell faturası görünce gelen fenalık hissi
    sabah sabah tansiyonumu 18'e fırlatan durumdur. alt tarafı iki instagram'a baktık, flörtle konuştuk diye baz istasyonunun tapusunu üzerime yapsaydınız bari, bu nasıl bir rakam? gerçekten sinirden elim ayağım titriyor, bu gidişle faturayı ödemek için mecburen influencer olacağım.
    (bkz: ocağa incir ağacı diken faturalar)
  • mcdonalds drive thru sipariş verme gerginliği
    arkadaki araba kornaya basacak diye panikten elim ayağım titriyor, o mikrofondaki cızırtıdan çalışanın ne dediğini asla anlamayıp sırf şu kaos bitsin diye rastgele evet evet diye bağırıyorum. sonuç olarak eve koca bir poşet dolusu ne olduğunu bilmediğim sos ve buz gibi patatesle döndüm, bu anksiyete yemin ederim ömür törpüsü.
  • kurye kapıyı çalınca gelen kalp çarpıntısı
    alt tarafı sipariş ettiğim rimeli getirdi ama adam zile basınca sanki evi narkotik basmış gibi elim ayağım birbirine dolanıyor yemin ederim. o beş saniyelik panikle üstüme giyecek bir şey ararken yaşadığım kalp krizini eski sevgilimin mesajını görünce bile yaşamadım ben.
  • varoluş sancısının makyajla kapatılması
    inanın bana o kadar maskaranın, o kadar rujun altında yatan tek gerçek eski sevgilimin vizyonsuzluğu kadar sığ bir hiçlik aslında. biz buraya acı çekmeye, indirim kovalayıp kendimizi bir anlığına prenses sanmaya gelmişiz, başka bir numarası yok. sabah uyan, kahveni iç, aynaya bak ve kozmetik sektörü daha da zengin olsun diye göz altındaki o morlukları kapatmaya çalış dur.

    bazen diyorum ki her şeyi bırakayım, gidip ege'de bir sahil kasabasında domates yetiştireyim ama manikürüm bozulur diye o hayalden iki saniyede vazgeçiyorum. yani felsefe yapacağım diye boşuna kasmayın kızlar, bütün olay gece yarısı mutfakta fıstık ezmesi kaşıklamak ve ağlamaktan ibaret. gerisi tamamen hikaye, biz de o hikayedeki rimeli akmış figüranlarız.
  • thy ikram sandviçindeki kaşarın şeffaflığı
    inanılmaz bir mühendislik harikası gerçekten, o kaşarı o kadar ince kesebilmek için muhtemelen cern laboratuvarlarında özel lazer teknolojisi falan geliştirmişler. ekmeğin arasını açıp baktığımda peyniri göremedim, sadece varlığını hissettim resmen, ruh çağırma seansı gibiydi. hani o kadar bilet parasına bu vizyonsuzluk şaka mı yoksa bizi gizli bir sosyal deneye mi alet ediyorlar anlamadım. hostese sorsam şimdi bizim konseptimiz minimalist falan der diye korkup sustum valla.
  • booking puanı 9 olup ahır çıkan otel
    inanılmaz bir hayal kırıklığı, fotoğraflarda saray yavrusu gibi duran odayı görünce sinirden ağlayacaktım resmen. o kadar parayı sırf rutubet koklamak için verdik sanırım, şaka gibi gerçekten.
  • ypg ile rejimin haseke flörtü
    allah aşkına yine mi aynı senaryo, valla şiştim artık bu ikilinin toksik ilişki kıvamındaki hallerinden. göz göre göre gelen şeye stratejik deha muamelesi yapılmasına da ayrı tutuluyorum, resmen sinir krizinin eşiğindeyim.

    (bkz: ortadoğu simülasyonunda sıradan bir gün)
  • dolar yüzünden hayallerin ertelenmesi
    sabah uyanıp kura bakınca benim tansiyonla kafa kafaya gittiğini gördüm, valla fenalık bastı artık. aldığımız üç kuruş parayla cilt bakımı bile lüks oldu, bu gidişle yüzümüze salatalık kabuğu yapıştırıp gezeceğiz.
  • mng kargo takip ekranındaki gizemli durağanlık
    sabahın köründe uyanıp o takip kodunu girmekten parmaklarım aşındı artık yemin ederim. hani güncelleme falan hak getire, kargom sanki şubede değil de kara delikte bekliyor mübarek. o 'transfer sürecinde' yazısı var ya, sanırsın mars'a koloni kurmaya gidiyor alt tarafı bir kozmetik siparişi, üç gündür aynı noktada sayıklıyor resmen.

    müşteri hizmetlerini arasam ayrı dert, ulaşabilen bordo berelidir zaten. evde nöbet tutmaktan duvarlarla konuşmaya başladım, kapı çalsa kurye diye boynuna atlayacağım o raddeye geldim. hayır yani yürüyerek gidip alsam şimdiye on kere getirmiştim, bu neyin nazı neyin bekletmesi gerçekten aklım almıyor artık çıldıracağım.
  • ron weasley gibi bir çapsızla evlenmek
    dünyanın en zeki cadısı olup zamanı büken, trolleri deviren o zekayla gidip sürekli ağzı dolu konuşan ve tek vasfı harry'nin yancısı olmak olan o turuncu kafaya varman benim sinirlerimi aşırı yıprattı. cidden bu kızda aşkın gözü kör falan değil bildiğin mantık iflas etmiş durumda, resmen harcadı gül gibi kendini.

    yazık ettin kendine hermione, valla çok yazık ettin.
  • blutv yerli yapımları
    içim çürüdü yemin ederim şu platformun dizilerini izlerken, o kadar kasvetli ve o kadar gri ki ruhum emildi resmen. hayır yani sanat filmi çekiyoruz havasına girmişler ama alt tarafı iki kişi bakışıp duruyor saatlerce. valla darlandım, açıp avrupa yakası izleyerek detoks yapıcam şimdi.
  • demet akalın ın yeşil pasaport isyanı
    gerçekten inanamıyorum, biz senelerce dirsek çürütüp memur olamıyoruz, kadın sadece havaalanında sıra beklememek için devlet erkanı muamelesi istiyor. o kadar markaya servet dökeceğine bas parayı al en hızlısından vizeyi, bizi niye dert sahibi yapıyorsun ki durduk yere. hayır yani sanki birleşmiş milletler toplantısına ülkeyi kurtarmaya gidiyor, alt tarafı milano'da iki story atıp dönecek.
  • trendyol express kuryesinin haritadaki konumu
    o haritadan kuryeyi izlerken yaşadığım gerilimi hitchcock filmlerinde yaşamadım desem yeridir. adam sokağın başına döndüğü an elim ayağıma dolaşıyor, sanki kargocu değil de senelerdir beklediğim beyaz atlı prens geliyormuş gibi bir heyecanla kapıda bekliyorum. diğer firmalar gibi paketi güvenliğe fırlatıp kaçmıyorlar, resmen elime tutuşturup gidiyorlar ki bu devirde buna alışık değiliz bünye reddediyor bu kadar ilgiyi.

    bir keresinde sabahın köründe sipariş verdim akşdıbına kapıdaydı, hızı karşısında nutkum tutuldu gerçekten. hani o kadar alıştık ki süründürülmeye, kargom şubede bekletilmeye, "geldik yoktunuz" yalanlarına maruz kalmaya; bu arkadaşlar işini düzgün yapınca insan bir afallıyor, altında bir bit yeniği arıyor ister istemez.
  • daha çok