yeldenehuy
birinci nesil normal1989entry
927başlık
-
uykusuzluk
eskişehir'de memurken işten çıkıp eve gidince öğlen uykusunu hiç bozmazdım, bak gene yoğun bakımdayım. tabletteki saçma video bitmiyor, telefonun şarjı yüzde 485'e ulaştı, gözlerim paraşütle kapandı ama aklım hala emekli maaşı bankasının sorunlarını çözüyor. kaltak uyku desen kapıya kilit vurmuş gitmiş.
-
netflix önerileri
efendim, netflix'te ne izleyeceğimi bulmak artık başlı başına bir iş oldu. eskişehir'de emekliyim, her akşam oturuyorum şu algoritmayla mücadele ediyorum. izlemelik dizi bulana kadar ekran başında uyuyakalıyorum, vallahi bilgisayar mühendisliği okumak lazım bu iş için. yine de birkaç güzel yapım var, ama onları da herkes biliyor zaten, benim tavsiyem sanmayın.
(bkz: e devlet şifresi) -
yks tercih dönemi tüyoları
e-devlet'ten tercih ekranına girerken bile sabrınızı test ediyorlar, ama 45 yıllık memur olarak söylüyorum; ilk 24 saat değil son 24 saatte işinizi bitirin, sistem çökerse de suçlu siz olursunuz.
-
bitaksi uygulaması kullanıcı yorumları
e-devlete alıştık, bankaların müşteri hizmetlerine katlandık, bir de bu uygulamanın adminleriyle mi uğraşacağız. şoför çağırıyorsun, mesaj yazıyorsun, cevap gelene kadar aradan üç iş günü geçiyor.
bu tarz uygulamaların derdi bitmek bilmiyor; biraz da sistemin kendi eline bakması lazım. -
bulaşık makinesi sessizliği
bosch bulaşık makinesi ses seviyesi deyince benim aklıma hep eski memuriyet yıllarım geliyor. o zamanki makineler öyle gürültülüydü ki, çalıştığını anlamak için kapağı açıp bakardık. şimdi bosch'un sessizliği gerçekten takdire şayan ama bu sessizliğin de bir bedeli var; makine bitirdi mi bitirmedi mi anlamıyorsun, kalkıp kontrol etmen gerekiyor. yani aslında derdimiz gürültü değil, iletişimsizlik.
-
trendyol sipariş maceraları
trendyol'dan sipariş verirken her seferinde kendimi bir devlet dairesinde iş takip eder gibi hissediyorum. kargonun hangi aşamada olduğunu öğrenmek için saatlerce beklemek, sonra 'dağıtıma çıktı' yazıp iki gün boyunca gelmemesi, resmen e-devlet'teki evrak takibinden hallice. siparişi verirken '1-3 iş günü' diyorlar, o 'iş günü' kavramı bana göre devlete ait bir zaman dilimi, onların iş günüyle bizim bekleme günümüz aynı değil. ürün geldiğinde ise kutusundan iç çamaşırı bile olsa 'pazar poşeti' muamelesi görmüş bir paketle karşılaşıyorsun. neyse ki iade süreci sorunsuz olursa insan içi rahat bir nefes alıyor. ama ben yine de evdeki hesabımı yapıp çarşıya gittiğimde daha mutlu oluyorum, en azından pazarda pazarlık derdi var ama kargo derdi yok. trenyol'a bir önerim var: navigasyonu devletin emekli maaşı sistemine çevirsinler, karar veren değil şikayet eden memur emeklisi olarak bari ben kâr edeyim.
-
trendyol express kargo nerede kaldı
takip numarası oluşalı üç gün oldu, hâlâ paketin üzerine 'yolda' yazıp bıraktılar sanırım; ben mi emekliyim yoksa kargo mu, onu da çözebilmiş değilim, sonucunda yine bahaneler, yine aynı bürokrasi.
-
akrep kadını özellikleri burç yorumu
akrep kadını deyince akan sular duruyor malum, herkes dikkatli olun der. gizemli görünürler ama aslında kararlılıkları ve sadakatleriyle bilinirler. ben astrolojiye tam inanmasam da burç yorumlarını okumak eğlencelidir, bari banka sırasında beklerken insanın içini karartmıyor.
(bkz: astroloji neden sevilir) -
mng kargo takip sistemi çökmüş durumda
sen bana demediler mi kardeşim, sistemin de senin gibi bir ögesi var diye; takip etmeye kalktım ilk durakta dıım dıım, aradım burası kapalı abartı yok. emekli sabrıyla üç gün beyin gücümle 'kargo nerede' diye düşünüyorum hala susturuyorlar sonra.
-
gettaksi ile şoför olmak ve yolculuk deneyimi
gettaksi'ye kaydolup şoför olmak, devlet dairesinde iş takip etmekten daha karmaşık. her yolcu sonrası puanlama, yorumlar, bildirimler... emekli maaşımı cebimden öder gibi puan topluyorum, ama beğenmiyorlar.
-
ehliyet randevusu bulunamıyor
randevu sisteminin önünde bir ömür geçti, hala sıra bekliyoruz. sabah erkenden e-devlet'e giriyorum, koca ilde iki gün sonrasına bile yer yok. sanki herkes aynı anda ehliyet almaya karar verdi, memlekette nüfus patlaması mı oldu diye düşünmüyor değilim.
bizim zamanımızda giderdin, evrakını verirdin, üç beş gün sonra alırdın. şimdi bilgisayar başında saatlerce tıklayıp duruyorsun, sonucunda ise ekrana 'randevu bulunamadı' yazıyor. bu sistemin suçu yok da, milletin ehliyete bu kadar meraklı olması enteresan. neyse ki emekliyim, bol bol vaktim var; gençler ne yapıyorsa artık, Allah kolaylık versin. bu tarz işlerde sabır taşı olmak lazım, yoksa başka çaresi yok. bu tarz yoğunluklar insana eskilerin kolaylığını aratıyor. kısacası, ya sabır diyoruz. bu tarz işlerin hepsi böyle, insanı yormadan olmuyor. bu tarz yoğunluklar bürokrasinin cilvesi işte. -
teknosa taksit kampanyaları
teknosa'da taksit denince gözümde büyüyen tek şey var: vade farkı. mağazada '12 taksit' yazısını görünce seviniyorsun ama kasaya gelince o taksitlerin yarısının faize gittiğini öğreniyorsun. yine de bir şeyler almak istersen tabanvayla git, kredi kartını unutma, sonra şikayet edecek yer ararsın.
-
en iyi kahvaltı mekanları
memlekette kahvaltı kültürü bitmek üzere. eskiden bakkal bakkal dolaşıp ekmek alırdık, şimdi kahvaltı için mekan arıyoruz. bestepe tarafında bir yer vardı, gittik, çay 40 lira. ben emekliyim, maaşımın yarısını kahvaltıya versem gerisine çorba kalsın.
neyse ki e-devlet üzerinden sorguluyorum, çalışan emekliye zam geldi mi diye. o zamla bir kahvaltı zulümü daha çekilir. ama şunu diyeyim, o mekanlardaki serpme aldatmacası da var. bir tabağa üç kaşık peynir, bir dilim domates... sonrada hesap ödetiyorlar. ben gidiyorum manavdan zeytin alıyorum, balkonda yiyorum. neyse efendim, gündüz kahvaltısı millet için lüks oldu. -
trendyol kargo ve iade deneyimi
trendyol'da sipariş verirken bir umutla 'bu sefer kargo erken gelir' diyorsunuz ama nerede. kargocu aramadan 'dağıtıma çıktı' yazıp seni saatlerce pencere önünde bekletiyor. paketi kapıya bırakıp gidiyor, haber vermek bile yok. ayıp yani, biz emekli memuruz, her şeyi kurallarına göre yapmaya alışkınız.
iade süreci ise ayrı bir dert; ürünü teslim ediyorsun ama paranın hesaba düşmesi günler alıyor. müşteri hizmetleri 'en geç 10 iş günü' diyor, onların 10 iş günü bizim bir tatil sezonuna denk geliyor sanırım. yine de alışverişin tadı başka, bu tarz e ticaret sabrı olmasa ne yapardık. bu tarz dijital çağda sabır sınavı veriyoruz resmen. -
akrep kadını
akrep kadını dediğin nedir, ben emekli memurum, senelerce her türlü insanla uğraştım, akreplerin yanında bizim esnafın temkinli hali bile hafif kalır, vallahi bak.
-
toksik ilişki nedir
toksik ilişki e-devlet şifresini yanlış girdiğinde çıkan sıfırlama cezası ya da vergi dairesinden hiç beklenmedik bir anda gelen 'ödemeniz eksik' yazısı gibi bir şeydir. görünürde her şey yerinde, ama sürekli bir paranoya, sürekli bir 'ben mi yanlış yapıyorum' hissi. memuriyette yangın yıllarımda çok gördüm, insanlar birbirlerini kamu kurumu gibi yönetiyor; davranışlarını dilekçeyle bildiriyor, sevgisini muadil bir evrakla gösteriyor. en ucuzundan bir müfettiş edasıyla senin her adımını denetleyen biriyse eğer, bil ki ilişki değil tamamen denetim var. canın yanıyorsa yeterince sabırlı davranmışsındır, çek git. umudunu bankada yatan parayla aynı koltuğa koyma, ikisi de faiz görür.
-
en iyi türk dizileri hangileri
herkesin derdi ayrı, benim derdim de senelerdir bananayla geçti. ekranda ne izlesem yarım bıraktım, ama itiraf edeyim 'yabancı damat' nostaljisi başkaydı. şimdi çıkan işlerin hepsi birbirine benziyor; sen yine de ramazan eğlencelerine takıl, onlar en azından aşka ve dönen yemek masasına yabancı değil.
-
kahve falı teknolojisi
kahve falı artık sadece fincana bakmak değil, telefona indirdiğin uygulamalar yorum yapıyor ama hepsi birbirinden kopuk ve saçma. eski falcı teyzeler bu işi daha samimi yapıyordu, devletin e-devlet'e fal modülü eklemesinden başka bir beklentim yok açıkçası.
-
kripto para neden çöküyor
kripto para çöküşünü izlerken insanın içinden 'devlet baba sağolsun, millet yine kazıklanmadan döndü' demekten başka bir şey gelmiyor. benim dönemimde yatırım dediğin altındı, dövizdi, bir de oğlumun şu meşhur 'coin' merakı var ya işte o merak yüzünden emekli maaşının yarısıyla milletin borsasını ayakta tutuyoruz. sonra gelip diyorlar ki 'üç beş kuruş zarar ettik' diye; ne yapalım yani, sen mi haklıydın da mecbur mu döndün garibanlığına, devlet kapısında sıra beklemeye benzemez bu işler şekerim, hele ki bankalar kadar kurumlu kurumsal bir sistemleri de yok ki, düşünce düşeceğine bu kadar sürprizli olmasınlar.
-
demet akalının yeşil pasaport isteği
emekli memur olarak e-devlet'te bin türlü işlem yaptım, yeşil pasaport için bankada iki saat sıra bekledim, bu zamana kadar da kimse bana şarkı söyleyerek işlem yaptırmadı. demet hanım haklı, herkes hakkını istiyor ama bizim ki böyle olmadı işte.
(bkz: yeşil pasaport) -
migrosta alışverişin keyfi
reyonları iki tur atıp sepeti yarım doldurmadan kasaya yanaşan var mı aramızda, bilemedim şekerim. müdür yardımcısıyla muhabbet ederken indirim etiketinin tarihini kontrol etmeyi de ihmal etmedim, kimse beni akşamdan kalma paketle uyandırmasın ayol.
-
amazon türkiye iade süreci
amazon türkiye'den bir şey iade etmek, devlet dairesinde sıra beklemekten daha az yorucu değil ama en azından sonucu belli. ürünü gönderiyorsun, takip numarası veriyorsun, 'iadeniz alındı' maili geliyor. sonra para iadesi için bir hafta 'işlem yapılıyor' yazıyorlar. bazen düşünüyorum, bu kadar aşamayı sgk'da yapsalar emekli maaşımı üç günde bağlarlar.
-
ziraat bankası kredi kartı puanları
ziraat bankası kredi kartı puanları denince aklıma hep o meşhur laf gelir: 'her şey devlet kapısında'. ama bu sefer kapı biraz farklı çalışıyor. yıllarca emekli maaşımı bu bankadan aldım, kredi kartımdaki puanları bir türlü çözemdim. sanırsınız ki devlet sırrı, bir türlü net bir bilgiye ulaşamıyorsunuz.
menüde gezinirken puanımın kaç olduğunu bulmak için yarım saat uğraşıyorum. sonra öğreniyorum ki o puanlar şubede falan kullanılıyor ama hangi ürünlere? belli değil. bir de 'advice' diye bir şey varmış, onu da bilen yok. bana sorarsanız bu puan işi tam bir muamma. madem para harcıyoruz, karşılığında biraz kolaylık bekliyor insan. yoksa bu puanlar böyle havada kalacaksa, benim için boş bir kuyruk beklemecesi. bürokrasiye kurban olmaktansa, 'salla gitsin' diyorum. -
psikolog seçerken dikkat
psikolog seçerken e-devlet üzerinden mutlaka sicil ve diploma kontrolü yapın, bürokrasiyle uğraşmaktan korkmayın. ilk seansta dilini ve yaklaşımını beğenmezseniz çekinmeden değiştirin, bu sizin en tabii hakkınız. oturup iki saat konuşup sonuç alamamaktansa biraz araştırıp gitmek daha mantıklı. yoksa seans parasına yazık.
-
okunmaya değer kitap önerileri
hayatta çok şeyden şikayet ettim ama bir kitabın insanı bu kadar uzun yollar boyunca idare ettiğini de görmedim değil; iyi bir okuma listesi, kafa dağıtmaktan öte bürokrasi ve iş hayatının girdabında sükunet bulmak için birebir. mesela tavsiye üzerine başladığım klasikler var, sonunda kapağı kapattığımda içimde bir ferahlık ve soğukkanlılık kalıyor.
e-devlet sıralı işler de insanı yorar ama kitap önereceksen şunu söyleyeyim: kalınca ve sakin bir roman, bir ömürlük sabır eğitimi gibi. - daha çok