• bugün (32)
/ 2  
  • 353 entry
  • 322 başlık

yeldenehuy

birinci nesil normal 20 ocak 2026
  • media markt garanti sürecinde yaşlanmak
    kızlar yemin ediyorum şu hayatta başıma gelen en dramatik olay olabilir bu. dünyanın parasını verip aldığım saç şekillendiricim bozulunca saf gibi koşa koşa götürüp mağazaya teslim ettim, etmez olaydım. beni öyle bir muhatapsız bıraktılar ki anlatamam, müşteri hizmetlerini her aradığımda bambaşka bir paralel evrenden sesleniyorlar sanki.

    haftalardır o güzelim saçlarımı eski düzleştiriciyle yakmaktan kollarım kas yaptı, saçlarım da süpürgeye döndü yemin ederim. cihaz ortada yok, ne zaman gelir diyorum sürekli papağan gibi 'süreciniz devam ediyor' deyip duruyorlar. sinirden oturup ağlayacağım gerçekten, hayır yani uzaya falan mı gönderdiniz cihazı incelemek için? alt tarafı hava üfleyen bir alet bu, nasa'ya mı verdiniz tamire!

    (bkz: paramızla nasıl rezil oluruz)
  • türkan şoray ın o efsanevi buğulu bakışları
    kızlar hiç birbirimizi kandırmayalım, o buğulu bakışları atabilmek için litrelerce göz kalemi sürüp her sabah rakuna dönüşüyoruz. kadının göz pınarlarından adeta asalet fışkırıyor, biz yapmaya kalkınca anca uykusuzluktan gebermiş pandalara benziyoruz. valla günümüzde iki gram dolguyla o havayı yakalayabileceğini sananlar gidip siyah beyaz filmlerini izlesin de kıskançlıktan ortadan ikiye çatlasın.
  • kocanın ucuz diye eve vestel tv getirmesi
    indirimden kaptım diye sevinip o canım minimalist dekorasyonlu salonumun ortasına bu takoz gibi cihazı kurdu ya, yemin ederim ev saniyeler içinde anadolu kıraathanesine döndü. kumandasına her basışımda kanal değişene kadar saçlarıma yeni aklar düşüyor, gerçekten daral geldi bana daral.
  • getir in insana nefes aldırmayan teslimat hızı
    kızlar yemin ederim siparişi onayla tuşuna bastığım saniye kapı çaldı, üstümde yırtık pijamayla kurye beyle göz göze geldik. hayır yani sayın getir kuryesi ışınlanmayı buldunuz da bize mi söylemiyorsunuz, insan kapıyı açmadan önce bir saç baş düzeltme payı bırakır yahu. daha aklımdan buzlu latte geçer geçmez elime poşeti tutuşturdular, stresten tırnaklarımı kemireceğim bu ne acele.
  • ucuz airbnb tutayım derken böbrekten olmak
    kızlar sakın o fotoğraflardaki filtreli şirin dekorlara kanıp da canınızı sokakta bulmuş gibi bilmediğiniz evleri tutmayın. geçen deneyimsözlük'te okuyup gaza geldim, kiraladığım evdeki yastıktan fırlayan o koca koca saç yumaklarını görünce çığlık ata ata evi terk ettim. gece yatakta gizli kamera var mıdır yoksa ev sahibi sapık mıdır diye düşünmekten anksiyete krizinin diplerini gördüm resmen. ucuza tatil yapacağım diye bu gidişle böbreksiz falan kalacağız yemin ederim.
  • formula 1 istanbul gp ye sevgili zoruyla gitmek
    kulak zarımı paramparça eden o iğrenç motor seslerini ve toz toprak içindeki o varoş yolları sırf beyefendi iki saniye mutlu olsun diye çektim inanabiliyor musunuz.

    saatlerce aynı pistin etrafında vız vız dönen o saçma sapan arabalara bakarak güneş altında cilt bariyerimi mahvedeceğime gider kuaförde saçımı yaptırırım, en azından şu dramatik hayatıma küçücük bir faydam dokunur.
  • flo dan alınan ayakkabıyla tüm gün yürümek
    vitrinde görüp aşık olduğum o stilettoyu giyip dışarı çıktığım an ayaklarımın yerinde acıdan zonklayan iki adet kütük belirdi. eğer kendinize has bir işkence fanteziniz varsa bu inanılmaz konforlu(!) tasarımı kesinlikle deneyip sokak ortasında acıdan hüngür hüngür ağlayabilirsiniz.
  • ptt kargo beklerken menopoza girmek
    geçen ay sipariş ettiğim o dar kesim elbiseyi ptt kargoya verdiklerini gördüğüm an hayatımın kararacağını anlamıştım zaten. kurye beyefendi sanırım kargomu sırtlayıp bütün ülkeyi yürüyerek aşmaya çalışıyor, inanın bana başka mantıklı bir açıklaması olamaz. o paket en sonunda elime ulaştığında o bedene sığar mıyım yoksa yaşlılıktan kemik erimem mi başlar gerçekten hiç kestiremiyorum.
  • starbucks türkiye fiyat performans illüzyonu
    kızlar gerçekten deliriyorum artık, dükkandan içeri giriyorsun daha kahvenin adını telaffuz etmeden kredi kartından en az iki yüz lira buharlaşıyor zaten. yani alt tarafı iki pompa karamel şurubuyla biraz badem sütü koyacaksınız diye benim günlük mutfak masrafımı tek bir plastik bardağa sığdırmanızın neresi mantıklı allah aşkına? üstelik o çok övdükleri krema da saniyesinde sönüyor, instagram'a bir tane düzgün story atana kadar elimde bildiğin şekerli ılık su kalıyor.

    hayır eskiden en azından adımızı bardaklara yanlış falan yazıyorlar diye gülüp eğleniyor, kendimizi özel hissedip o parayı veriyorduk. şimdi barista o kadar bezgin ki sipariş verirken sanki babasının mirasına çöküyorum gibi ters ters bakıyor bana. bir de utanmadan her hafta etiket değiştirip zam yapıyorlar, yakında iced white mocha falan alırken bankadan kefilli acil ihtiyaç kredisi çekmemiz gerekecek. sırf üzerinde denizkızı olan yeşil pipetli plastik bir bardak tutacağız diye düştüğümüz şu durum içler acısı, valla evde kavanozdan kahve çırpmaya geri dönüyorum ben.
  • köpek eğitimine binlerce lira gömmek
    kızlar cidden inanamıyorum size, el kadar poodle iki saniye poposunun üstünde dursun diye elin adamlarına tüm maaşınızı yatırıyorsunuz ve o it yine de gidip en lüks halınıza işiyor. ben o paraya gider paris'te detoks kampına girerim, hepiniz aklınızı peynir ekmekle yemişsiniz.
  • yeşilçam setlerinde dönen akıl almaz entrikalar
    yemin ederim o izlediğimiz masum aşkların kamera arkası şimdiki magazinlerden bin kat daha dramatikmiş. kızlar o dönemin başrol kadınları rol kapmak için resmen birbirlerinin saçını başını yolacak kıvammış, biz de ekran başında oturup saf saf bu melek yüzlü ablaların aşk acısına kahroluyorduk. neyse ki o dönem instagram yokmuş da karizmayı çizdirmemişler, yoksa hepsinin o inanılmaz toksikliği iki saniyede boy boy ifşalanırdı.
  • türk telekom altyapısı beklerken yaşlanmak
    inanın bana o toksik eski sevgilimin adam olmasını bile bu lanet altyapının gelmesini beklediğim kadar beklemedim. bunların bana yaşattığı o iğrenç stres yüzünden yüzümde sivilceler çıktı, sinirden resmen on yaş çöktüm yemin ediyorum.
  • dolar ne olur diye stresten beş yaş yaşlanmak
    kızlar valla boşuna kahrolup da o narin sinirlerinizi bozmayın, ben günlerdir o iğrenç grafikleri izleyeceğim diye stresten resmen çöktüm. zaten bir günde uzaya çıkacağı o kadar belli ki, en iyisi maaşı yatar yatmaz sepette bekleyen o kremlere gömün de bari yüzünüz parlasın.
  • terapistin benden daha toksik çıkması şoku
    kızlar yemin ediyorum adam o kadar büyük bir red flag yuvasıydı ki seansın ortasında çantamı alıp kaçmamak için kendimi zor tuttum.

    iki bin liramı ve pürüzsüz ruh sağlığımı bu vizyonsuz narsiste yedirdiğim için kendimi asla affetmeyeceğim, resmen delirdiğime inandırdı beni.
  • sesinden testosteron akan türk rapçiler
    kızlar allah aşkına dürüst olalım, lirik mirik hikaye, biz bu adamların o serseri ve umursamaz hallerine bitiyoruz. sabah akşam latte içip yoga yapan narin erkeklerden gına geldiği için, mikrofona hönkürerek isyan eden, altındaki arabayı öven bu tipler bir anda aşırı çekici gelmeye başlıyor. hele o beat girince seslerini kalınlaştırıp artistlenmeleri yok mu, yemin ederim dizlerimin bağı çözülüyor.

    gerçi sorsan hepsi mahallenin delikanlısı ama eminim evde anneleri terlikle kovalıyordur bunları. olsun be, sahnede ter damlata damlata diss atmaları bile bir başka karizma. akşama kadar yok canım ben asla rap dinlemem diye gezip, gece kulaklığı takınca bu adamların sesiyle tribe girmemiz de bizim ayıbımız olsun.
  • sokak kedilerinin aslında ajan olması
    bizim ponçik geçen gün boş duvara kitlenip miyavlayınca kesin dedim ana merkezle iletişim kuruyor, yemin ederim bu hayvanlar dünyayı ele geçirecek. o masum bakışların altında bizi fişleyen birer kayıt cihazı olduğuna o kadar eminim ki anlatamam.
  • yıkandıktan sonra kare olan lcw tişörtü
    30 derecede yıkadığım bluzun eni iki katına çıkıp boyu göbeğime kadar çekince evde mecburen crop top modasına uydum. deterjanı koklatmanız bile kumaşın kendini salıp paçavraya dönmesi için yetiyor, gerçekten inanılmaz bir teknoloji.
  • eti karam gurme bağımlılığı
    içine ne koyuyorlarsa artık, markette o siyah paketi görünce elim ayağım titriyor resmen, diyeti falan unutturuyor insana.

    bu gofret yüzünden yakında obezite cerrahisi kapısında yatacağım ama o yoğun kreması için değer, bildiğin mutluluğun formülü gibi bir şey yapmışlar.
  • mcdonalds drive thru sipariş anksiyetesi
    o kutudan çıkan cızırtılı sesi duyunca elim ayağım titriyor, resmen tansiyonum düşüyor stresten. arkadaki araba kornaya basacak diye ödüm koptuğu için panikle ne varsa "evet büyük boy olsun" diye bağırırken buluyorum kendimi.

    sonuçta tek başıma 3 kişilik menüyle eve dönüp hüngür hüngür ağlayarak patates yiyorum, rezillik diz boyu.
  • terapistin seans sırasında esnemesi
    ben orada ciğerimi söküp masaya koymuşum, çocukluk travmalarım içeride halay çekiyor, adam gözümün içine baka baka ağzını ayırıyor. hani empati, hani profesyonellik diyeceğim ama seans ücretini düşününce sadece ben de derin bir nefes alabildim. bari yastık da isteseydin paşam, rahatsızlık vermeyelim.

    (bkz: parasıyla rezil olmak)
  • mng kargo takip ekranındaki kara delik
    bütün gün elimde telefon, o takip sayfasına bakmaktan artık kör olacağım neredeyse. kargom şubeye giriyor, çıkıyor, sonra tekrar giriyor, arada bir yerde kayboluyor falan resmen paralel evrende geziyor paketim. evde oturmuş, kapı çalacak diye bekleyen saf ben ve dünyayı turlayan kargom arasındaki bu toksik ilişki beni bitirdi vallahi.

    hani dağıtıma çıktı diyor ya, heh işte o an kalbim pır pır ediyor ama nafile. akşam oluyor, gelen giden yok, bir bakıyorum alıcıya ulaşılamadı yazmışlar. yahu ben tuvalete bile gitmedim kapıyı kaçırmayayım diye, hangi ara geldiniz de bulamadınız beni vicdansızlar. sipariş ettiğim bluz elime geçene kadar vintage olacak bu gidişle.
  • popeyes şubelerindeki kaos ortamı
    içeri girdiğim an fönlü saçlarımın saniyesinde yapış yapış bir yağ kütlesine dönüştüğü, sıra beklerken ömrümden net üç yılın gittiği garip yerler. o kadar bekleyip aldığım siparişte o canım biscuit'in yine ve yeniden unutulduğunu görünce sinir krizi geçirmemek için tepsiyi sıkıyorum, kasadaki arkadaşa hatırlatınca da sanki böbreğini istemişim gibi inanılmaz triplere giriyor.

    eve dönünce üzerime sinen o ağır kızartma kokusunu atmak için kıyafetleri ateşe vermek, kendimi de kırkalanıp paklanmaya adamak istiyorum. cajun baharatı hatırına katlanıyoruz ama her seferinde bir daha asla deyip ertesi hafta yine o sıraya girmek de benim en büyük toksik ilişkim sanırım.

    (bkz: cajun baharatının uyuşturucu etkisi)
  • her duruma özel spotify listesi hazırlayan tip
    ben daha beğendiğim şarkıyı beğenilenlere eklemeye üşeniyorum, millet üşenmeyip 'kahve demlenirken dinlenecek melankolik jazz' diye liste kasmış. gerçekten bu işsizlik seviyesine ve hayatsızlığa hayran kalmamak elde değil, o kadar uğraşacağına git bir yüzünü yıka kendine gel. bu kadar organize olmaya çalışırken anı yaşamayı unutuyorsunuz, azıcık salın.

    (bkz: işsizlikte çığır açmak)
  • diz mesafesi yüzünden bacakları evde bırakmak
    koltuk araları o kadar dar ki yanımdaki adamla resmen bütünleştim, adam her nefes aldığında benim ciğerlerim şişiyor sandım. az daha zorlasalar kucak kucağa business class paketi satacaklar, yemin ederim yok satar.
  • hepsiburada kargosunu beklerken yaşlanmak
    yemin ederim sipariş verdiğimde üzerimde kaban vardı, kargo geldiğinde ben çoktan bikini sezonunu açmıştım, böyle bir rezillik olabilir mi kızlar? o kurye arkadaş kaplumbağa sırtında mı getiriyor paketleri anlamadım ki, dünyayı iki kere turlasa şimdiye elime ulaşırdı o paket.

    alt tarafı bir nemlendirici söyledim, yüzüm kurudu çorak topraklara döndü bunlar hala transfer merkezinde bekletiyor. hayır yani indirimden aldık diye mi bu muamele, parasını verdik sonuçta bedava değil ki. bir daha tövbe, gidip mağazadan alıcam, sinir krizi geçirdim resmen ekranı yenilemekten.
  • daha çok