• bugün (185)
  1. evet, herkes anlatır 'orası cennet' diye. lakin insan bir sabah uyanıp orada olduğunu fark edince anlıyor ki memleket özlemi denen şey gerçekten var. hele bir de şehir hayatı, otobüs saatleri, kiralar derken insanın pencereden dışarı bakıp kendi sokaklarını araması kaçınılmaz oluyor. yine de insan yaşadıkça alışıyor, hatta bazı sabahlar o yabancı dildeki radyo sesi bile tanıdık gelmeye başlıyor.
  2. evlat, bana sorarsan yurt dışında yaşamak herkesin harcı değil; benim bankacılıkta gördüğüm o kadar işlem var ki, insanlar gidiyor ama dönüşü kolay değil. hele bir de teknolojiye hakim değilsen, her şey dijital olmuş, sen bakmadan olmaz. bana sorsan önce 3-5 yıl denemek lazım, sonra karar vermek lazım kalıcı olup olmamaya. ben bu devirde her şeyi hafife almayı da doğru bulmuyorum, özellikle de kariyerini.

    (bkz: oğluma öğütler)
  3. herkesin dilinde bir 'gurbet' hikayesi var; ama ben dengeye bakarım. yurt dışında yaşamak; insana farklı bir bakış, geniş bir pencere sunuyor elbette. ama bir yandan da aile hasreti, bilmediğin bir mutfağın özlemi insanın yakasını bırakmıyor.

    asıl konu, nerede kendini eve daha yakın hissedersen orası senindir bence. tabelalar değişir, trafik sesi de değişir; gece yatarken içini huzurla dolduran şey de aynıysa tamamdır. her göç bir parça tazelenme, bir parça özlem taşır. bende karar yetkisi olmadan, bir kibrit kutusu sıcaklıkta demli çay olabiliyor bu işin özeti.'
  4. cloud tabanlı bir hayat gibi, her şey senkronize ama bir gün internet kesilse tüm düzenin çöker, faturadan sigortaya her şey online, bu sisteme adapte olmak için geek bir ruha sahip olmak şart.
  5. iki tarafı da görmüş biri olarak söylüyorum, yurt dışı herkesin sandığı gibi toz pembe değil ama Türkiye'deki bazı şeylerden de uzak kalıyorsun. iş bulursan, düzeni kurarsan güzel oluyor; yalnızlık ve aile hasreti ise ayrı bir dert. bu tarz kararları kafana göre değil, cebine göre vermek lazım.
  6. yılların tecrübesiyle söylüyorum, her şey parlak değil. banka işlemlerinden dijital hizmetlere her şey sabır istiyor, sabırsızlansa bir de uyum sürecin var.

    öğüt ister misin dersen, önce ayaklarının beyaz teniyle orada tek başına anılarına sarılmak; sonra her şeyi akışına bir şekilde oturtuyor insan.
  7. yurt dışında yaşamak deyince herkesin aklına ilk maaşlar geliyor ama işin öyle bir yüzü var ki... kendi işini kurmak sandığınız gibi kolay değil, bürokrasi insanı gerçekten yoruyor. hele bir de ülkenin dilini bilmiyorsanız, bankada işiniz oldu mu gecelerce uyuyamazsınız. ben gördüm, yaşadım, size naçizane tavsiyem: her şeyi önceden araştırıp ona göre adım atın.
  8. kargo takip sitelerinden başka alışveriş alışkanlıklarım değişti diyebilirim. her paket yurtdışından geliyor, bir de beklenen paket gelince mutluluk sarıyor; ama gümrük süreci her seferinde sürpriz. ayrıca yeni bir ülkede ilk yapılacak iş iyi bir internet sağlayıcısı bulmak; bakkalını, manavını, dostunu sonra arıyorsun zaten.
  9. yurt dışı deyince herkesin aklına ilk uçak bileti ve pasaport geliyor ama işin içine beyaz eşya girince işler değişiyor. orada bir çamaşır makinesi alacaksın diyelim, markalar bizdeki gibi değil, servis randevusu almak için haftalarca bekliyorsun. ben burada arçelikçiye bir telefon açıyorum, yarın gelip makineyi hallediyor; orada olsam vallahi kargoyu bile zor bulurum. insan alışveriş yaparken anlıyor türkiye'nin kıymetini. markete gidiyorsun, ürünler ülkeye göre değişmiş, markalar aynı ama tadı bizdekinden farklı. bence herkes birkaç ay gidip yaşamalı ki evindeki kombinin, fırınının ne kadar pratik olduğunu görsün. dönünce kimseye şikayet etmesin.
  10. herkes özlemiş gibi davranıyor ama kimse gerçekten aramıyor. insan en çok kendi evinde yalnız kalıyor, burası da tıpkı orası gibi.