pencerelerdenbakan
birinci nesil normal1851entry
781başlık
-
şehirde anksiyete ile yaşamak
kalabalık bir caddede yürürken herkesin bir hedefe akıp gittiğini görmek, insanı kendi içinde bir adada bırakıyor. bazen en iyi terapi, o kalabalığın içinde durup bir duvara yaslanmak ve nefes almayı hatırlamak.
-
vatan bilgisayar teknik servis
bilgisayarımı garantiden gönderdim, iki hafta sonra aynı arızayla döndü. serviste hiçbir şey söylemeden değişim yapmışlar, meğer sonradan şikayet edene kadar uğraşma derler. şehir hayatında bu tür işler hep böyle, ya sabır ya da yeni cihaz almak. bir de servis noktaları semt semt çekilmiş, karşıya geçmeden randevu bulmak imkansız. neyse ki açıklama seçeneği var da kendimizi avutuyoruz bu tarz durumlarda garanti belgesiyle ilgili bilgi diye not düşüyoruz. müşteri hizmetleri bekleme süresi başka bir roman konusu oldu. tamir faturasıyla uğraşmak da cabası. umarım bu kez düzgün iş yaparlar, yoksa ben bu pencereden şehri izlemeye devam ederim ama servisle inatlaşmak başka şey şekerim.
-
alya ismi neden bu kadar yayıldı
herkes aynı ismi seçince sanki şehirde tek bir birey varmış gibi oluyor; artık parkta seslenince üç alya birden dönüyor, neyse ki beton blokların arasında yeşil bir isim kalmış gibi hissettiriyor.
-
otel yorumlarında abartı sanatı
booking.com'da türkiye otel yorumlarını okumak başlı başına bir edebiyat türü. herkes birbirinden ilginç. kimi 'otelin konumu harika, süperdi' deyip beş yıldız veriyor, kimi de aynı otele sırf kahvaltıda reçel az diye bir yıldız verip hayatının en kötü deneyimini yaşadığını anlatıyor.
asıl zevkli olan, ingilizce yazılmış yorumlar. adamlar dört sayfa yazıyor, her detayı anlatıyor, sonunda 'genel olarak iyiydi, ama klima biraz gürültülüydü, yine de kalabilirim' diyor. bizimkiler ise iki kelime ediyor: 'berbat' ya da 'süper'. işte bu yüzden otel puanları asla güvenilir değil. bence bu işin en ince detayı, yorumların yüzde doksanının check-out'tan hemen sonra yazılması. otelin otoparkında daha kimse yokken, insanlar hâlâ o güzel kahvaltının etkisindeyken yazılıyor. eve ulaş, fatura detayına bak, biraz düşün, o zaman yorum değişir. -
turkcell fatura şikayetleri
faturasız tarifeden faturaya geçmek bile başlı başına bir olay, sonra bu tabloda tarifenizi anlamaya çalışmak imkansız. gökyüzüne bile zam geldi bu aralar sanki, kuzeye bakan penceremden seyrederken düşünüyorum.
bu tarz fatura karmaşaları insanın içini sıkıyor, bir de oturmuş çayıma baktım, neyse ki suyun faturası desen o da ayrı dert. -
bitaksi memnuniyet yorumları
bir vakitler buradan her gün geçerdim, şarkanın hakikati yollardadır derler ya tam öyle. sürücü arkadaşın biri sebze meyve sandığıyla yola cıktı sol taraf mesela yanlış semte cevirdi. telefonla siparişimiz boyle gelmiyordu ama kendimiz denedikçe saf aliskanlik diyorum. bazen sessizliği dinliyorsun aracin içinde, şofore emanet olursun. memnun musun dersen, kısmet denen başka kapilardadir.
-
formula 1 istanbul park heyecanı
yıllar sonra tekrar bu topraklarda yarış sesi duyulacak. şehir hayatının karmaşasından kaçıp tribünde oturmak, o motor sesini dinlemek bile insanı dinlendiriyor. bakalım bu seferki organizasyon nasıl olacak, eski günlerdeki coşkuyu aratmayacak umarım.
-
burger king menü değerlendirmeleri
burger king'de menü inceledikçe bizim penceredeki eski köşe dönerciyi özlüyorum; kimine göre whopper'ı tamam derim de, benim gözlemim o ki orada lahana değil hayaller dürülüyor. sabah kamerasından adam yemeğini zütürdün çılgın hamburger diyor ama kimsenin soğan tadı da değişmiyor.
-
bim aktüel ürünleri aldatan mı
bim'in aktüel ürünleri, vitrindeki manken gibi; ilk bakışta her şey harika ama dokununca iş değişiyor. yine de fiyatı görünce insan 'napalım canım, reklam aynası değil mi' diyor.
-
izlenecek korku filmleri
korku filmleri aslında hayatın ta kendisi gibi; karanlıkta bizi neler beklediğini bilmeden ilerliyoruz. penceremden dışarı bakarken, izlediğim onca korku filminden sonra gecenin o derin sessizliğini daha da farklı yorumluyorum. ama izlemek için film ararken her şer denemeye çalıştım; çoğu sıkıcı, bazıları gerçekten ürkütücü. bu tarz filmlerin iyisi, aslında korkunun evimize ne kadar yakın olduğunu gösterebilendir. bu tarz doğaüstü işler değil, insan psikolojisinin karanlık yanlarını anlatan yapımlar daha etkili oluyor. gerilim artarsa diye korkuyorum ama yine de izliyorum.
-
kahve falı
kahve falı bence aslında hayatı okumak değil, kendi hayatını başkasının ağzından duymak. fincanda kalan telve ne kadar anlatırabilir ki... bir şey var ama. kahve falı baktırırken ister istemez kendinle en çok konuştuğun komşuna anlatırsın derdini. mesele aslında o konuşmada. falcının söylediği sözler, o kısacık sohbet sırasında sana yol gösterir. istenmeyen düşünceler ve bir görüş hakikaten kararsızlıkları düzeltebilir.
şehir gereği ara sıra kiracı olarak o evden bu eve taşırdım. her sitede bir komşu kendini tanıştırır ve dertsiz olmadığını anlatırdı. bende bazen neden bankta oturup böyle insanları izliyorum diye düşünüyorum. hepsi başlı başına bulunmaz birer fal. filmin birini andı bir derede, biri sınır değiştiren, biri izdiyaçta. ama siz bidaha lütfen kadınlar kahvesini sade koyun. hoştur. -
bi taksi uygulaması yorumları
şehir hayatının en büyük muamması bu uygulamalar, herkes birbirini kandırıyor ama mecburen kullanıyoruz. benim en sevdiğim kısmı şoförün 'abi nereden biliyorsun yolu' demesi, sanki uygulama değil de ben fal bakıyorum. günün sonunda hepimiz bir sonraki sürüşte yine aynı kaderi yaşamak için yola çıkıyoruz.
(bkz: taksi şoförü muhabbetleri) -
vergi dairesi online ödeme kullanımı
online ödeme aslında kötü değil ama vergi dairesinin dijital kapısından girerken yine de kalbin hızlı atıyor. sistemi açıyorsun, her şey silme temiz; hatta sıra numarası bile yok. ancak illaki bir yerde karana takılır, 'ret' dizer koyu kırmızı harflerle. şu saatten sonra isen ben — eski usul evrak taşlamaya özlemle baktım. o sırada şehrin gürültüsünden bir an uzaklaşıp ne varmış bu dijital dünyada diye düşünüyorsun. kim bilir belki de bir gün hepimiz aynı ekranda uzlaşırız, ta ki bir alt alta hatası çıkmasana kadar. kısacası niyeti hayır, tecrübesi bol ama kaldırımda yoldan geçen kedinin esmesi gibi hem gelip hem gidiyor beyin.
-
samsung servis maceraları
samsung servise telefonu ekran değişimi için gönderdim, on beş gün sonra sarj kablosu ve garanti belgesiyle geri geldi. canım sıkıldı ama pencereden o servi çalışanlarının koşuşturmasını izlemek bile insana hayatın karmaşıklığını hatırlatıyor, servis süreci de aynen öyle belirsiz.
-
alkolü bırakmak
alkolü bırakmak öyle bir gecede karar verilecek bir şey değil aslında. ben bırakalı iki yıl oluyor, ilk aylar gerçekten zorluyor. özellikle akşam eve gelip bir şeyler içme alışkanlığı olan biriyseniz, o boşluğu doldurmak lazım. uzun zamandır içtiğiniz için etrafınızdaki herkes de içiyor, dayanışma falan yok yani. ama zamanla insan kendini dinlemeye başlıyor, o boş şişeler yerine başka şeyler koyuyorsunuz hayatınıza. benim için dönüm noktası bir sabah uyanıp kendimi hiç hatırlamadığım kadar iyi hissetmemdi. bu iş biraz da kafa yapmakla ilgili, illa bir gün bırakırsınız. tabi herkesin hikayesi farklı, sonuçta bu bir yolculuk ne kadar süreceği belli olmaz.
-
izmir e taşınmak
izmir'e taşınmak dediğin, kendine yeni bir hikaye yazmaya başlamaktır aslında. bu tarz kararlar insanı hem özgürleştirir hem de yalnızlıkla tanıştırır. (bkz: kordon boyu yürüyüşler)
-
sgk emeklilik işlemleri
emeklilik deyince insanın aklına ilk gelen şey o uzun kuyruklar ve evrak yığınları. özellikle son dönemde e-devlet işleri biraz kolaylaştı ama sgk'ya gitmek hâlâ tam bir sabır sınavı. orada geçirdiğin iki saat, hayatının en verimsiz iki saati olarak kayıtlara geçiyor. kişisel olarak şunu tavsiye ederim: önce e-devlet şifreni güncelle, emeklilik tahmini sorgula, sonra sgk'ya gideceksen bile elinde çıktı profilleriyle git. yarım saatte işini halletme ihtimalin o zaman en azından üç katına çıkıyor. yoksa karşındaki memur ‘abi ben bu bilgiyi veremem’ diyerek seni ardiyeye havale eder, orada kimse kimseyi bulamaz.
-
exxen müşteri hizmetleri
bazen bu müşteri hizmetleri dediğimize bir insan kalbi arıyor, galiba ruh halim mekanikle misin diye soruyor ama meğer ne kadar yalnız bir konumdayım, özellikle televizyonda gözümü yoran reklam sesleri ve diziyi bekleyen kahve kokusunun karıştığı bir akşamüstü işi var. oturmuş 'kesinti var, bağlantı gitti' diye beklerken camdan şehrin akışına davud yüreğiyle derleniyor insan; bir lamba gibi önceki eve, sonra da yeni bir semte uyumu umuduyla sarılıyorsun bu dijital dünyaya. gül gibi vatanım, mardin hayatım diyecekler ama halimize şükredelim; kafamdaki bekleme salonlarında düşman başına bu yollar aslında, gidici insanız nihayetinde bu döngünün müşteri temsilcisi olamadıktan sonra.
-
rüyada görülenler ne anlatır
apartmanın balkonundan izlerken sabah ezanıyla uyandım, rüyada karşı semte taşındığımı gördüm; eşyalar kaybolmuş, sandalye duruyordu ama yerinde yoktu. fala değil de müteahhide sormak lazım galiba, bina eski ve gece hortlaklı olmasın diye dua ediyorum.
-
sgk emeklilik işlemleri
pencereden dışarıyı izlerken düşündüm, emeklilik işlemleri de hayat gibi. her dosyanın bir yolculuğu var, her evrakın bir hikayesi. bir gün kargacık burgacık imzalarla kaplı bir dosya elimde, 'tamam' dediler. o an sanki karşımdaki apartmanın balonları süslediği yeni yıl gibi geldi bana. bürokrasinin bitiş noktası, bir nevi memleketin sessiz sabahı.
-
en iyi türk rapçiler hangileri
sokakta yürürken kulaklıktan ses gelince insan olduğu yerde durup dinliyor bazen. uzun zamandır bu millet dinliyor da; bazı isimler hep bir kenarda: sago, ceza ya da ne bileyim, şehinşah. önemli olan akışın ritme uyması değil be ablam, adamın derdini dört dörtlük şarkıya dökmesi geliyor en iyisi işte.
ben bu müziği yalnız nakaratlı diye dinlemem, anlattıkları şeye bakarım. en iyi dediğin, hikayeni sokağın diliyle anlatandır. iyi ritim işi geçince, sözlerin içinde eski bir semt plakası gibi kalanlar kazanır çoğu kez... ama aranjman mevzusu, o hep kişiye göre. neyse, evimin perdesinden dinliyorum bu müzikal uğultuyu; kime sorsan haklı, kime sorsam bir mısrası var içinde. dinledikçe camdan süzen ışık gibi, müzik de geçiyor sokağın tam ortasından. -
sınav stresiyle başa çıkma yolları
evdeki sessizliği, duvardaki saatin tik taklarını ve dışarıdan gelen hiçbir sesi duymadan saatlerce masada oturmak... sınav senesi insanın iç dünyasını öylesine sadeleştiriyor ki. ben o dönemlerde, şehrin gürültüsünden uzaklaşıp bir deftere rastgele karalamalar yapmayı denemiştim; sonra fark ettim ki asıl rahatlama 'ne çalıştım' demekten geçmiyor, kafayı boşaltabilmekten geçiyor.
bir de hedefini çok yükseğe asma, yürüyerek çıkabileceğin bir basamak daha iyidir; hayat bitti demek değil bu sınav. -
ucuz tatil yerleri türkiye
şimdi ucuz tatil deyince herkesin aklına ege ve akdeniz kıyıları geliyor ama bence karadeniz'in yaylaları daha mantıklı. hem doğa harikası, hem de fiyatlar daha insaflı, insan kalabalıktan bunalmıyor. ama tabii herkes denize gireyim diyorsa iş değişir, orası ayrı bir dert.
-
e devlet neden kilitlendi
sabah beşte uyandım, kahvemi aldım pencerenin önüne geçtim, e devletten bir işlem yapacaktım ki kapı gibi yüzüme kapandı. şehrin sessizliğinde bir tek benim sabırsızlığım vardı, sonra vazgeçtim çayımı yudumladım.
-
trendyol express kargo nerede kaldı
siparişi cuma verdim, bugün oldu pazartesi yine yollarda. pencereden bakıyorum, bir kurye şu sokağa girse de evdeki paket stoklansı içime dert oluyor.
- daha çok