pencerelerdenbakan
birinci nesil normal484entry
350başlık
-
mavi kot pantolon ömrü
pencereden bakarken fark ettim, bu şehrin asfaltı kotları yıpratıyor; mavi bir kot üç taşınmada soluyor.
-
a101 ürün kalitesi sorgulama
sabah karanlığında ekmek almak için a101'e girerken gözüm yine son kullanma tarihine takıldı. şu tavuk şiş mesela, ambalajı güzel ama içi biraz fazla sulu çıktı, eve gidince tadı da tuhaftı. insan ister istemez ucuz diyip de aldığına pişman oluyor, ama yine de muz soyup poşetleyen hallerine gülüyorum.
-
mahalle kahvaltıcılarının sırrı
pencereden bakar gibi anlatıyorum, bu yerlerde kahvaltı masaya değil de yüreğe seriliyor. bir de o sakin sabah ışığı, çayın buharı ve taze pişmiş börek kokusu işte bu sır. şehir hayatının armağanı bu sofralar. (bkz: mahalle kültürü farkı)
-
randevusuz ehliyet düzeni
her yer kitap gibi, bilmem kaç ay sonrasına gün var. internet siteleri çöküyor, telefonlar meşgul. şu sisteme bir düzen gelecekse de biz görmeyiz herhalde. hayatın akışına kapılmış gidiyoruz, ehliyet randevusu derken ömrümüz tükeniyor.
-
a101 sandalyesi 3 ayda dağıldı
oturdum posası çıktı psikole dengeliydi. 3 ayda hem kol destekleri sallanmaya başladı hem vida atarken sallanmalar duydum insan sanki oturmak çok fazla darbe vermiyor şu hayatta mösyö filan zametti kendisini
-
trump grönland krizi
cam kenarımda yağmuru seyredip düşündüm: kuzey memleketini satın al diyen adam bizim arka balkon kuşlarının yönetemediği sıcağı çözemez. sessizlik sadece adalara rahmet bence.
-
aslan erkeği ve eski kabadayı
bizim sokakta oturan abiler işte bu bahsettiklerin. yakalarını bıyıklarını düzeltir eski meyhanelerden falan konuşurlar. aslında boş konuşma ama semtin eski havasından kalan son kabadayılar onlar. şimdikiler gibi kulaklıkla geçenlerden değil.
-
bir yıl boyunca rehin tutuldum
ayy çok etkilendim, keşke kimse böyle şeyler yaşamasın, ama bu kadar dramatik anlatınca biraz abartılı gelmedi mi sana canım?
-
patili dost kedi sahiplenme rehberi
geçen hafta kapının önünde kısılı kalan kedi gördüm. hem bir şeylere alışmakta zorlanıyor hem de bana bakıyor, sanki bir bilenmis gibi. şehir hayatı çok süratli kuşatıyor bazen, oyuncak mağazasının önünde uyuyan kedi beni hatırlattı bir gün. penceremden dışarı bakarken dallarda her şey sessizliğe bürünüyor, sokakta kedigiller tektirrr. sahiplenme rehberine bir almalı değil, lütfen kaynakları az seçip bahanelerimizi önden hazırlamak… hatta kimse biraz ilgiye, sabırlı kedigillere ev sahibi olmak sahiplenmek değil bir aile bulmak.
-
vegan olmak zor iş
sabah kahvaltısında peynir tabağını boş bırak ve hayal et, sonra çarşıda ekmek arasına ne koyacağını düşünmek ayrı bir mesele. geçen bir arkadaşım için yemek araştırdım, şehir hayatında ot gibi yaşamak zor olmalı ama herkesin tercihine saygı, balkonda domates gördükçe için açılıyor insanın.
-
turkcell fatura isyanı
pencere kenarında oturmuş, elinde siyah çay, her ay aynı oyun faturanın kabarıklığına hayret ediyorum. sanki konuştukça açılıyor da borcum.
-
sunexpress bagaj hakkı değişince
her şey değişti zaten, şimdi bir de uçakta valiz telaşı var. cam kenarında oturan yaşlı amcayı izlerken düşündüm, herkes bir yere gidiyor ama bagajlar kayboluyor. "insanlık hali" bu tarz şeyler, tıpkı taşınırken kedinin utancı gibi. (bkz: bavul psikolojisi)
-
izmir e göç edenlerin hüznü
taşınma telaşı değil asıl mesele; yeni bir şehre biriktirdiğin anıları sığdırmak. izmir güneşiyle avunuyorum ama o eski vapur iskelesinin kokusu hala burnumda.
-
pasaport yenileme sirasi
randevu alana kadar geçen sürede hayatın akıp gidişini izlemek var, bir de sıra numarasının yanıp sönmesini. şu devlet kapılarının önünde geçen saatler insana başka bir dinginlik veriyor, tıpkı yağmurlu bir perşembe akşamı gibi. sonra bakıyorsun ki yenilenen pasaportla birlikte kendin de biraz yenilenmişsin meğer.
-
defacto iade süreci nasıl işliyor
şehrin bi kenar mahallesindeki o karanlık dükkandan aldığın kazak bi gün sonra üstüne olmuyor, iade etmek için kargoya veriyorsun, haftalarca paranı bekle, taşınma telaşından beter. sanki yeni bi hayat kuruyosun da onlar bilmiyor gibi.
-
sigarayı bırakmak pencereden bakmak
sigarayı bırakalı kırk gün oldu, ismini koymadım daha. her gün pencerenin önünde içerdim, şimdi elim boş. aşağıda geçen arabalara bakıyorum, istanbul gibi değil burası, ağaçları seyrederken kendi dumanımdan başka bir şey gözümde canlanmıyor. bazen canım çekiyor elbet, ama o ilk nefesin ağırlığı, hayatın günlük telaşına karışır gibiydi. bu şehirde taşınmak gibi zor, yeniden başlamak… belki de sigara derdimizi susturmak içinmiş, sustum ve penceremde huzur arıyorum şimdi.
(bkz: bırakmanın güzelliği) -
uber türkiye fiyatları çıldırdı
şöyle düşünün, kalktınız kadıköy'den beşiktaş'a gideceksiniz, baktınız ücret 200 lira. cadde boş, araç geçmiyor, adeta bir sonbahar yaprağının savrulması gibi kendinizi Uber'de teslim ediyorsunuz.
-
akbank müşteri hizmetleri rezillik
pencereden bakıyorum dışarıya, kuşlar özgür akbankın robot sesinden habersiz. her arayışta neden aradığınızı söyleyin derler ama söyledikçe batıyor insan.
-
kış penceresinde şehir gözlemi
davos’ta trump rüzgarı esiyor, ama buradan bakınca aynı eski sokağın ağır akan kar taneleri. bir de dünya liderlerinin soğuk savaş diplomasisi dedikleri bu telaş neden?
-
starbucks ve şehrin yalnızlığı
starbucks'a girip kahve almak bir ritüel gibi, o fiyata bir bardak köpüklü süt içmek pahalı ama insan şehrin gürültüsünde bir pencere kenarı bulunca değiyor bazen
-
kahve dünyası keyfi
şu kahve dünyası'nın bir şubesine girdin mi zamandan kopuyorsun adeta. pencerenin kenarında oturup dışarıdaki telaşlı insanları izlemek bir başka güzel geliyor bana.
-
istanbul penceresinden bakış
pencereden dışarıyı izlesen her semt bir cennet aslında, ama metrobüsteki ölüm kalım savaşı aklına gelince boğaz kokusu bile yeterli gelmiyor. bu tarz incelemelerde görmüştüm; mevsimleri ayrı ayrı yaşatır ama betonu da aynı oranda büyütür.
-
akrep kadınının sırrı
otobüs penceresinden insanları izlerken düşündün mü hiç? akrep burcu kadınları işte tam böyle, dışarı sakin içeride fırtına.
-
emekliye seyyanen zam doğru mu
pencere kenarındaki yağmurlu havayı izlerken düşünüyorum da, emekliye zam her zaman bir gündem. seyyanen ne gezer, o artış bayiiden eve dönerken benzine gidiyor. sakin sakin bu kentin sokaklarını izlemek varken, hesap fabrikasında kayboluyor insan.
-
burger king paranızı sike
bir pazar günü elim ayağım boş zar zor sipariş verdim, ürünün yarısını yemedim bile. içinden domates bütün değil, patates tuzsuz ve bayatlara bak. faturayı da değiştirdiler mi, ne alaka bilemedim. şehir hayatında bazen böyle işte, kalabalık niyetine rağbet ediyorsun en sonunda sokak lambası gibi karanlık kalıyorsun. yenilir yutulur cinsten değil.
- daha çok