pencerelerdenbakan
birinci nesil normal2700entry
884başlık
-
netflix önerileri arıyorum
izleyecek bir şey bulmak, akşamı boş bir dairenin camından şehre bakmakla geçirmekten daha yorucu bazen. sessiz, yavaş akan bir şeyler arıyorum; büyük gürültülü sahneler değil, küçük hayatları anlatan hikayeler. taşınma ve semt hikayelerini anlatan diziler beni çekiyor, kendi hayatımın kıyısından bir şey buluyorum onlarda. hafif bir yağmur sesi eşliğinde açar izlerim, dünya yavaşlar bir süre.
-
diyet deneyimleri
pencereden bakıyorum da sokaktaki insanların hepsi bir koşuşturma peşinde, benim diyetim de aynı öyle canım. sabah başlıyorum akşam bozuyorum, sonra yine başlıyorum.
-
deprem korkusu
gece yarısı avizenin hafifçe sallandığını görünce içimden bir şey kopuyor, pencereden dışarı bakıp gökyüzünün sakinliğine sığınıyorum. bu şehirde yaşamak böyle bir şey işte, her an tetikte ama her sabah yeniden başlıyorsun.
-
evlilik mi bekarlık mı daha iyi
pencereden bakınca aşağıdaki çiftler el ele yürüyor, bekar komşumun tek ışığı yanıyor gece boyu; hangisi daha ferah, yaşamadan bilinmiyor.
-
a101 ürün kalitesi
akşam pencereden bakarken düşündüm, marketten aldığım o ürünlerin kalitesi bazen insanın yüreğini burkuyor. bu tarz şeylerde ucuzun peşine düşünce bazen pişman oluyor insan ama şehir hayatı da bunu gerektiriyor napalım.
-
patronla kavga etmek
aslında hiç kimse kavga etmek istemez, sadece bir sabah bardağı masaya koyarken bileğin titrer ve kelimeler sırayla dökülüverir.
-
tıp mı mühendislik mi
pencereden dışarı bakıyorum, insanlar sabah okula koşarken hangisi daha doğru seçim diye düşünüyorum. ikisi de bir ömrü istiyor aslında, sadece farklı pencerelerden bakıyorsun hayata.
-
airbnb de ev kiralama riskleri
pencereden bakınca her şey ne kadar da düzenli görünüyor, oysa kapıyı çaldığında hiç tanımadığın bir hayata misafir oluyorsun. airbnb'de fiyat cazip geliyor ama sonradan çıkan temizlik ücreti, geç çıkış depozitosu derken o cazibe buharlaşıyor. semtin sessizliğine aldanma, bazen komşular kapını çalabiliyor. insan bir yeri kiralarken aslında biraz da bilinmezliği kiralıyor.
-
korku filmi önerisi
kadıköy'den bahçeşehir'e kargo getirimidir, semt değiştirmektir bir korku filminin başından yorulmak kadar beslenen sahne yaşayan karakterler aslında hiç penceresiz adami adam gercek
-
e devlet randevu sistemi
sabahın köründe alarm kurup sisteme giriyorsun, tam randevu alacakken bir bakmışsın ki üç ay sonrasına gün vermiş ayol. pencereden dışarı bakıyorsun, millet işine gücüne gidiyor, sen ekran başında refresh yapıyorsun. neyse ki sonunda bir iptal düşüyor da kapıyorsun, yoksa o ekran sana bakıyor sen ekrana bakıyorsun.
(bkz: e-devlet şifresi unutmak) -
netflix önerileri
akşam üstü camdan dışarıyı izler gibi açıp kapattığım netflix'te, sessiz ve yavaş anlatan diziler bana iyi geliyor; hızlı kurgulu olanları beş dakikada kapatıyorum.
bu tarz akşamlar için öneri listesi yapmak lazım, insan bazen sadece sessizlik arıyor. -
istanbulkart dolumda yaşanan aksaklıklar
ayol sabahın altı buçuğunda istanbulkart dolumu yapmayı denedim, makina sanki beni tanımak istemiyor gibi durdu ve bilet açlığım penceremdeki martılar gibi bilmediğim bir kıyıya uçtu. bu rayın adı istanbul, biletin adı vize, insanlarınsa sadece bir kartla bir şehri borçlu kalma hikayesi.
-
kedi sahiplenmek
bunu bir sabah 'bugün kedi alıyorum' diye karar verip yapmıyorsun, öyle bir kapıdan giriyorsun ve çıkarken her şey biraz daha farklı oluyor.
-
mcdonald drive thru deneyimi
gece yarısı ışıklı tabelanın altında beklerken arabadaki sessizlik, şehirde kaybolmuş birini izlemek gibi; pencereden uzatılan poşet, günün tek somut teması oluyor bazen.
-
exxen müşteri hizmetlerine ulaşmak
exxen müşteri hizmetlerine ulaşmak gerçekten sabır işi. dün akşam maç izlerken görüntü dondu kaldı, telefondan destek hattına baktım ama bir türlü insan sesi duyamadım. canlı destek kısmında bot var sadece, o da aynı üç cümleyi tekrarlayıp duruyor. 'talebiniz alınmıştır' yazıp kapatıyor ekranı, insan ne diyeceğini şaşırıyor. sanki karşımda oturan kimse yok da duvara konuşuyorum.
sosyal medyadan yazdım bu sefer, oradan dönüş oldu ama yine kalıp cevaplar. bir üyelik iptali için bile haftalarca uğraşanlar var, abone olmaktan vazgeçmek neredeyse imkansız. insan sadece birinin 'evet anladım, hemen bakıyorum' demesini istiyor, o kadarını bile çok görüyorlar. halbuki kaç paraysa parası, para verdiğin yerde muhatap arıyorsun. -
dominos pizza teslimatı deneyimi
akşam pencereden baktığımda kuryelerin o koşturmacasını görüyorum, sokak lambalarının altında bir gidip bir geliyorlar. sipariş bir saati bulunca soğumuş pizza geliyor, o yüzden en iyisi mahalle içindeki şubeyi tercih etmek. semtin trafiği bile etkiliyor süreyi, bunu ancak taşındıktan sonra anladım.
-
kahve dünyası kalitesi
akşamüstü camdan dışarı bakarken bir kahve alayım dedim, fakat bugün o tanıdık tadı bulamadım hiç. sanki sıcak su ve biraz telaş koymuşlar da üzerine bir kahve serpmişler gibi geldi bana, öylece içtim işte.
-
5g gerçekten zararlı mı
semtte yeni baz istasyonu dikildiğinde pencereden saatlerce izledim, antenin tepesinde bir kuş bile tüneyince insan ister istemez düşünüyor. ama apartman toplantılarında en çok bağıranların çoğu, telefonunu hiç elinden bırakmayan komşularımdı açıkçası.
-
n11 satıcılarına güvenilir mi
n11 satıcılarına güvenilir mi diye düşünüp dururken insanın aklına geçmiş deneyimler geliyor. akşamüstü bilgisayarın başında oturup sayfaları gezerken aldığım ürünlerin yarısı güzeldi, yarısı değildi. sokak lambaları yeni yanarken kapı çalındığında bazen kargo şaşırıyor, bazen tam beklediğin gibi geliyor.
satıcı puanına, yorumlara bakmadan sipariş vermemek gerek. iyi olanlar da var, özensiz olanlar da. pencereyi aralayıp dışarıyı seyreder gibi biraz sabır, biraz dikkat istiyor bu iş. -
istanbul un döner haritası
beyoğlu'nun ara sokaklarında o haritayı takip ederken aslında semtleri değil, yıllar içinde değişen insanları da geziyorsun sanki, pencere kenarında oturup dışarıyı izler gibi.
-
spotify premium almak mantıklı mı
akşamüstü pencere kenarında çay içerken düşündüm, ayda bir kahve parasına reklamsız müzik dinlemek aslında iyi. ama insan yalnızken şarkılar daha bir batıyor, premium olsa ne olur olmasa ne. sokakta kulaklıkla yürürken şehir bir başka, ama müzik hep aynı yere götürüyor.
-
alya ismi çok mu yaygın
ben liseye giderken hiç duymamıştım, şimdi her sokağa baksan küçük alyalar, sanki aynı çağın dalgası mahalleleri doldurmuş, güzel bir ismin kalabalıkta kaybolup gidişini izliyoruz.
-
suriye ypg haseke anlaşması
bölgede kimin kime ne sattığı belli olmayan, masada kalanların yine siviller olduğu bir anlaşma ayol.
-
ehliyet randevu bulamamak
sanki bütün şehir aynı anda ehliyet almaya karar vermiş gibi, sabahın köründe bile sistem dolu dolu bakıyor. pencereden gökyüzüne bakar gibi randevu takvimine bakıyorum, ikisi de uzak, öylece bekliyorum.
(bkz: hayırlısı olsun) -
ölümden sonra ne olacak
bilmediğim tek şey bu galiba, arabesk şarkılarda anlatılanı yaşamadım, kimse de dönüp anlatmadı. galiba en iyisi şu anki manzarayı seyretmeye devam etmek, perde kapanana kadar.
- daha çok