- 197 entry
- 160 başlık
-
anksiyete krizinde dudak parlatıcısı sipariş etmek
kalp krizinden gidiyorum diye vasiyetimi düşünürken ellerim titreyerek üç tane dudak parlatıcısı sipariş etmişim.
deneyimsözlük kızları beni anlar, bu illetten sağ çıkarsak bizi kesin bu efsanevi dudaklar kurtaracak. -
salondaki vestel tv ile yaşanan toksik ilişki
inanın bana evdeki en nazlı ve kaprisli birey kesinlikle salondaki o devasa vestel televizyon. kumandaya basıyorum, paşam kendi içinde üç saat felsefi bir düşünceye dalıp kanalı öyle değiştiriyor. misafir geldiğinde tam dedikodunun en tatlı yerinde kendini kapatıp trip atmasını saymıyorum bile, resmen eşimden daha yorucu ve tüketici bir diyaloğumuz var. -
bitaksi uygulamasındaki 5 yıldızlı şoför yalanı
inanabiliyor musunuz, uygulamada mükemmel puanı olan o şoför haritada dibime kadar gelip beni görünce tam gaz kaçtı, resmen koca bir travma sebebi. bu sinir harbi yüzünden hüngür hüngür ağlayıp tüm makyajımı akıttığım yetmezmiş gibi iptal ettiği için şoföre puan verememek beni gerçekten mahvediyor. -
borsanın rekor kırdığı gün portföyün erimesi
kızlar inanamıyorum şu an herkes borsa rekor kırdı diye sevinçten çığlık atarken benim o yere göğe sığdırılamayan hisselerim resmen diplerde sürünüyor. koca ülkede şu yeşil yanan endeksten para kazanamayan tek şanssız dişi ben kaldım herhalde, ekrana bakarken sinir krizi geçirmemek için kendimi zor tutuyorum. -
emekli olayım derken sgk da yaşlanmak
inanın şu lanet evraklarla uğraşırken suratıma resmen on yılın yorgunluğu ve üç tane derin kırışıklık oturdu. daha maaşı bile göremeden memur kaprisinden çöken bünyeler kervanına katılıp güzelim gençliğimi o havasız koridorlarda bıraktım. -
e devlet in hayatımın en önemli anında çökmesi
kızlar yemin ederim bu sistemin benimle resmen kişisel bir derdi var, tam eski sevgilimin dava dosyalarına bakıp ufak çaplı bir dedektiflik yapacağım an şaka gibi anında çöküverdi! alt tarafı iki dakika sinirlerimi yatıştıracaktım, koca devletin altyapısı benim bu inanılmaz merakıma dayanamayıp resmen nazlanarak kapattı dükkanı ya. -
kedi dururken köpek besleyen insan vizyonsuzluğu
sabahın beşinde buz gibi havada elinde poşetle dışkı peşinde koşmayı romantize edenleri hayatta anlayamayacağım. kedi dediğin kendi kumuna gidip işini halleden, senin sınırlarına saygı duyan son derece elit ve muazzam üstün bir varlıktır. -
sevgilisi vegan diye aniden gelen veganlık
kızlar sırf çocuk vegan diye benim o dünyanın parasını döktüğüm protez tırnaklarım kalsiyumsuzluktan ağlayan tırnak gibi tıkır tıkır kırılmaya başladı, solan dişil enerji ile yaprak kemirirken resmen on yıl yaşlandığımı hissettim. sırf o çocuğun yanında havalı duracağım diye düştüğüm bu haller yetmezmiş gibi gece gizlice nugget gömmek yemin ederim beni vicdanen mahvetti. -
yeni flörtün spotify çalma listesini stalklamak
deneyimsözlük kızları yemin ederim hepimizin gizli fbi ajanı falan olması lazımdı. çocuğu ilk buluşma öncesi bir hevesle spotify'da aratıyorum, karşıma 'geceleri ağlatan' temalı içi leş gibi arabesk dolu bir liste çıkıyor. hayır yani o cool ve umursamaz instagram profilinin altında yatan bu varoş melankoli beni resmen dumura uğrattı. bari o ucube listeyi gizliye al da ilişki potansiyelimizi daha başlamadan bitirme be adam. -
ankara nın yaşanabilir bir şehir olduğu yalanı
sabah hevesle saçımı yapıp sokağa çıkıyorum, o meşhur ayaz yüzüme tokat gibi çarparken sürdüğüm fondöten yanaklarımda buz tutuyor resmen. tunalı'da iki insan yüzü göreyim diye mekana oturuyorum, istisnasız herkes simsiyah giyinip birbirini süzüyor sanırsın elit bir cenaze mafyası toplantısındayız. kısacası fönlü saçlarınıza, nemli cildinize ve psikolojinize zerre acımıyorsanız buyrun gelin yaşayın, ben bu gri kabusta güneş ararken iki ayda on yaş yaşlandım. -
sgk kuyruğunda ruhunu teslim etmek
içeri girdiğim an yüzüme çarpan o oksijensizlikle karışık umutsuzluk kokusu yüzünden oracıkta bayılacağım sandım, resmen mahşer yeri gibiydi. sıra numarasının ekranda yanmasını beklerken ömrümden ömür gitti desem abartmış olmam, saçlarıma aklar düştü o arada. en sonunda memurun o bıkkın suratını görünce de sevinçten ağlayasım geldi, alt tarafı bir dilekçe vereceğiz çektiğimiz çileye bak. -
yurt dışına taşınınca gelen anlamsız özgüven
daha pasaportundaki mürekkep kurumadan "burada insanlar çok saygılı yiaa, kimse kimseye karışmıyor" diye story atan tiplerin damarlarına zerk edilen o garip zehirdir bu. kızım sen daha dün metrobüse binmek için millete dirsek atıyordun, ne ara modern avrupa prensesi oldun da "oğlum türkiye çok gergin" diye tribe girdin hayret ediyorum gerçekten.
gittiği yerin suyundan mıdır nedir, iki günde aksanı bile kayıyor hasbamın. marketten aldığı en ucuz peyniri bile gurme lezzeti gibi paylaşıp bizi burada kanser etmese bari, yedik o numaraları tatlım biz yemiyoruz artık. -
defacto iade ücretini beklerken çürümek
üç kuruşluk bluz için beni günlerdir süründüren hede. sanki iadeyi onaylamak için yönetim kurulu toplanıp karar veriyor, öyle bir ağırlık var üzerlerinde. hayır zaten beden tablonuz yamuk, bari paramı salın da gidip bir kahve içip sinirimi yatıştırayım. gerçekten sabır taşı olsa çatlar insan bu yavaşlık karşısında. -
haksız olduğu halde üste çıkan patron
sabah sabah tüm çakralarımı kapatmama sebep olan, ego yumağına dönmüş şahıstır. hayır o kadar emin konuşuyor ki insan bi' anlığına "acaba ben mi delirdim" diye kendini sorguluyor. ama yok yani, resmen gözümün içine baka baka siyah dediği şeye beş dakika sonra beyaz dedi. o özgüveni nerden satın alıyoruz acaba, ben de istiyorum biraz.
en sonunda he diyip geçtim çünkü laf anlatmaya çalışmak duvara konuşmaktan farksız. gidip kendime en sertinden bir kahve alacağım, yoksa sinirden ağlayarak tuvalete kilitlicem kendimi.
(bkz: kurumsal hayattan nefret etme sebepleri) -
fakirlerin anlamadığı borsa rekoru
ekrandaki yeşil oklara bakıp zengin oldum sanıyorum ama günün sonunda yine indirim kovalıyorum. tırnak paramı bile çıkarmayan bu rekoru kim yiyor çok merak ediyorum doğrusu. -
sevgiliyi vegan yapmaya çalışmak
adamı ota alıştıracağım diye evdeki tüm bakliyatları mutasyona uğrattım, yine de beni kandırıp gizli saklı o kebapları gömmeyi başarıyor ya delireceğim. neyse ki kararlıyım, o bünye paşa paşa soya kıymasını sevecek.
(bkz: etobur sevgiliyle başa çıkma yolları) -
airbnb kiralayıp gizli kameraya yakalanma korkusu
üç kuruş kar edeceğim diye girdiğim ama beni resmen şizofreniye bağlayan olaydır bu. elinde telefon ışığıyla oda oda gezip prizlerin içine, duman dedektörünün göbeğine, hatta banyodaki aynanın arkasına falan bakarken buluyorsun kendini. hani sanki ev sahibi sapık bir yönetmen, sen de o an truman show setindesin gibi bir his. duş alırken bile şampuan şişesinden şüphelenir mi insan, ben şüphelendim vallahi.
zaten o evin temizlik parasıydı, hizmet bedeliydi derken beş yıldızlı otel fiyatına denk geliyor günün sonunda. bir de üstüne tanımadığın adamın yattığı yatakta yatıp, acaba yastığın içinde ses kayıt cihazı mı var, ayna çift taraflı mı diye sabahı sabah etmek de cabası. ben o riski bir daha almam, paşa paşa otelime gider kahvaltımı açık büfeden yaparım, kimse kusura bakmasın. -
ev parasıyla altcoin alan enişte
ya gerçekten inanamıyorum, koskoca adamlar ekran karşısında kırmızı mumlara bakıp resmen tansiyon ilacı alıyorlar. benim kuaför parasını bile o saçma sapan köpekli coinlere gömmüşler, şimdi evde matem havası esiyor. neyse ben demiştim demek istemiyorum ama bu kadar da basiretsiz olunmaz ki canım, resmen fenalık geldi içime bu dramdan. -
ikea ustasının montaj yaparken hayatı sorgulaması
gelen beyefendi pax dolabın kapağını takarken o kadar çok ofladı ki odadaki oksijen bitti resmen, kriz geçirecektim.
vidaları sıkarken harcadığı eforla dünyayı kurtarırdık ama neyse ki dolap ayakta duruyor şimdilik. -
ülker çikolatasındaki yanık plastik tadı
inanılmaz bir vizyonsuzluk örneği olarak resmen kakao görünümlü margarin satıyorlar artık bize. bir parça yediğim an midem öyle bir yanıyor ki sanırsın asit içmişim, gerçekten inanılır gibi değil bu kalitesizlik. -
daenerys targaryen e yapılan büyük ayıp
inanamıyorum gerçekten o kadar sene bekledik, ejderhaların annesi, zincir kıran dedik, kadını iki dakkada deliye çevirdiler. sırf çan sesi duydu diye kafayı yiyip bütün şehri yakmak nedir allasen? senaryoyu yazanlar resmen bizle dalga geçmiş, izlerken sinirden tırnaklarımı kemirdim.
o kadar güçlü bir kadını harcamak için ellerinden geleni yapmışlar resmen. jon snow denen sümsük de bütün sezon boyunca "she is my queen" demekten başka bir şey yapmadı, sonunda gitti kadını bıçakladı. vizyonsuzluk paçalardan akıyor resmen, gençliğimizi çürüttünüz şu dizi uğruna, yazıklar olsun. -
roman vatandaşlara strateji belgesi hazırlamak
yine masa başında oturup dünyayı kurtarmışlar hissi veren, okuyunca ruhumun daraldığı, fenalıklar geçirdiğim belgedir. yemin ederim okurken bana afakanlar bastı, o kadar süslü laflar, o kadar havalı cümleler ki sanırsın isviçre standartlarında yaşam vaat ediliyor.
hani süslü püslü raporları hazırlayıp kenara koyunca sorunlar çözülseydi şu an memleket cennet mahallesi setine dönmezdi diye düşünüyorum. gerçekten inanılmaz sinirlerim bozuldu, bu kadar enerjiyi gerçekçi çözümler üretmeye harcasalar şimdiye neler yapılmıştı, yazık gerçekten. -
ziraat bankkart lira ile alınabilecekler listesi
kredi kartı ekstremdeki o devasa tutarları görünce içim cız ediyor ama bir yandan da puan birikiyor diye kendimi avutuyordum saf gibi. bugün o biriken muazzam serveti kontrol edeyim dedim, gördüğüm rakam karşısında sinir krizi geçirmemek elde değil. o kadar kozmetik alışverişine, market talanına verdikleri puanla semt pazarından bir kilo domates bile alamıyorum.
hani insan dalga geçer gibi üç beş lira yatırmaya utanır resmen. ben bu parayı harcamaya kalksam kasiyer kız suratıma bön bön bakar, o yüzden dokunmayacağım kalsın orada. belki elli yıl sonra üzerine faiz biner de indirimden bir tane oje alabilirim. -
düğünde çeyrek altın takan akrabanın ego kasması
kızlar şaka gibi gerçekten, eskiden utanarak taktığımız o çeyrekler ne ara küçük bir servet değerine ulaştı aklım almıyor. geçen kuzenimin nişanında biri tam altın takınca salondaki tüm kadınların göz bebekleri büyüdü, resmen ortamda sessiz bir hiyerarşi oluştu o saniye. biz gramı zor denkleştirip kenara atıyoruz, millet şov peşinde koşuyor.
valla bu gidişle düğünlerde takı merasimi yerine iban atıp kaçacağız ya da sahte takıp geçeceğiz kimse kusura bakmasın. zaten o kadar para verip aldığımız şeyin teneke gibi durması da ayrı bir sinir bozukluğu, insan bu paraya bari biraz parıltı bekliyor. -
sabah 5 te evi baştan aşağı temizleme isteği
resmen delirdim çünkü az önce gardırobun en üst rafındaki kutuları indirip içlerindeki 2014'ten kalma market fişlerini tek tek okudum. hani insan uykusuz kalınca zombi gibi olurdu, ben neden içine enerji içeceği kaçmış sincap gibiyim anlamadım. tüm o yorgunluk hissi gitti yerine anlamsız bir titizlik perisi geldi oturdu, birazdan kalkıp fayans aralarını diş fırçasıyla ovmazsam hatırım kalır.
işin kötüsü sabah işe giderken o metroda suratım beş karış asık oturacağım ve muhtemelen rimelim akmış bir panda gibi görüneceğim. şu anki bu gereksiz enerjimi sabahki halime kargolayabilsem dünyayı falan ele geçirirdim ama maalesef üç saat sonra alarm çalınca hayatı sorgulama seansı başlayacak. neyse ben gidip buzdolabındaki yumurtaları boyutlarına göre dizmeye devam edeyim, uyku zaten korkaklar içindir. - daha çok