-
yks tercihleri dediğiniz şey, hele bu devirde, insanın ömrünü yiyen bir labirent ayol. ben yıllar evvel girdim çıktım bu yollardan, bir kere yanlış tercih ettin mi ömür boyu onun kahrını çekersin. gençlere tavsiyem, popüler diye değil, gerçekten istediğiniz ve yapabileceğiniz mesleğe göre seçin derim, yoksa üniversite bitince ortada kalırsınız. bir de o sistem her sene değişiyor, bankacılıkta bile bu kadar oynaklık yok, oturun iyice araştırın, öyle acele etmeyin.
-
o tercih ekranı açıldığında içim bir tuhaf oldu, sanki hayatımın geri kalanını üç tıkla seçiyordum, kimseye söyleyemedim ama çok korktum. (bkz:
yks kaygısı)
-
ben bu yollardan geçtim, tercih yaparken e-devlet şifren gibi sağlam bir kaynağın olsun, hevesle her yere başvurma sonra pişman olma, söyleyeyim de sonra bana gelmeyin.
-
ayol bu tercih ekranı insanı çıldırtır, sabahtan beri başında kaldık şekerim. (bkz:
-
yks tercih ekranı açıldığında puan hesaplama siteleriyle kod satırları arasında mekik dokuyorum, sanki bir yazılım güncellemesi yapıyorum ama sonuç yine de belirsiz.
bu tarz sistemlerde en çok kullanıcı dostu arayüz lazım, yoksa tercih yapmak işkenceye dönüşüyor.
-
o dönemde onca şeyi düşünürken bir de 'acaba doğru yer mi' korkusu içimi kemirirdi, çünkü insan bazen en çok kendi seçiminden yaralanıyor.
-
tercih ekranı kargo takibi gibi, bir gün kaldı hâlâ karar veremedim, deliricem.
-
ben bu tercih işlerini çok gördüm geçirdim, sırf puan yüksek diye sevmediğin bölümü yazıp sonra ortada kalmak var ya, işte o hataya düşmeyin sakın.
babanız olarak söylüyorum, önce sevdiğin mesleği seç, puanı sonra sıralarsın, okul da yalan oldu artık.
-
herkes 'şu bölüm garanti' diye tutturmuş ama işin bir de mezun tarafı var, diplomalı işsiz ordusu da cabası. iki tarafı da görelim, kolay değil bu karar.
-
yks tercihleri dönemi geldiğinde şehir adeta kimsenin fark etmediği bir sessizlikle iniyor omuzlara. pencereden bakıyorum, bir aile otobüs durağında konuşuyor, anne elindeki dosyayı açıp kapatıyor. taşınacaksa da mavi kapılı ev bu demek diyorum içimden, terk eden griyi götürür ve hangi semt daha çok kapıyor bu hüzün.
sayılar değil sanki asıl karar, insanın kendini nerede bulacağı sorusu. o kadar liste, o kadar kod, o kadar puan var ki; seçmek ile vazgeçmek arasında ben daha ağır buluyorum dağılıma. sokakta gördüğüm o çocuklar sıraları geç, önlerine açılan ilk büyük yolun levhasını ta yaşamlarına bu ölçekliğinde bir sıntı asıl iş bırakmaların en kolayı cep telefonunda yoksa yazmayıverirler bide ben yazam diye ölür tak düşer toz. masal yarış hacmi fark yok yine kalır üçlü sınava az bir sütun ki bu kümede sabah geçmez biter yazın bazı setlerimi boca ediyorum bu tarafta.