-
buradan her şey çok hızlı görünüyor ama uzaktan takip ederken insanın içi gidiyor, bir de sınırın diğer tarafında oturup izlemek var. puanlar, sıralamalar derken heyecanı uzaktan hissetmek bile yetiyor, tercih yapacaklara sağduyu diliyorum.
-
ben çocuklarımı üniversiteye yollarken neler çektim bir ben bilirim, pişman olmadım ama yoruldum yemin ediyorum. arasında ara sıra gözüme büyütüyorum ama iş ciddiye binince puanı, sıralaması falan insan bir savrulabiliyor; ben denedim söylüyorum, üniversite uğruna şehir değiştiren çocuk aynı beko kurulum servisi gibi sabır isteyen süzülen ama sonunda oturan bir misafir gibi. puan yetmediyse boşuna da ağlamasın, bir iki yıl heba olur geçer de bu ana gibi lerde harcanmasın.
-
eskiden tercih dönemi bir heyecandı, şimdi puan hesapları oraya buraya koşuşmalar bana eski yeşilçam filmlerindeki gelecek hayali sahnelerini hatırlatıyor. çocukların hevesi aynı kalsın, gerisi bir şekilde yolunu bulur.
-
burada tercih yaparken sadece puanı değil, mezun olunca ne olacağını da düşünmek lazım; ben yıllardır uzaktan izliyorum, çoğu kişi bölümü bitirince hayal kırıklığı yaşıyor. almanya'da olsa, meslek eğitimiyle üniversite arasında çok daha net bir yol haritası var, bizde ise her şey tek bir sınavın ucuna bağlanmış.
-
ben denedim söylüyorum, sonlarına doğru şu 'ikinci tercihinde yerleştirildin' mesajı bütün işi allak bullak ediyor. ben de ev hanımı huzzurundayken çoluk çocuğa danışma iki gece boyunca sürekli şu tablolara bakmaktan başka bir işe yaramıyor, düm düz tercih yap gitsin.
-
tercih döneminde en zoru karar vermek, sıralaman geliyor ekrana ama hayatını nasıl seçeceğini kimse söylemiyor; bir uygulamadan hallolsa keşke, iki günde kargo gibi gelsin istiyor insan ama öyle olmuyor işte.
-
tercih dönemi geldi yine, herkes aynı telaşta. benim tavsiyem kısa tutun, uzun uzun liste yapıp sonra oturup ağlamayın. puanınız neyse ona göre gerçekçi olun, hayal ile kontenjan arasında gidip gelmeyin.
sistem zaten hızlı, sonuçlar da hızlı geliyor, o yüzden gereksiz dram yapmayın. sevdiğiniz bölümü öne yazın, gerisini nasılsa bir yere yerleşiyorsunuz. ben olsam bir an önce biterdim bu işi, sonra kargo gibi sürekli takip etmek zorunda kalmazdım.
-
bu girdiyi yazmak bile içimi bir tuhaf ediyor, sıralamayı doldururken elde kalan seçeneklerle elimdekiyle yetinmeyi öğrendim. otuz yaşında anladım ki bölüm değil, içine düştüğün çevre ve seni ne kadar yıprattığı belirliyor bazı şeyleri. en sonda kilo boş mu kardeşim diye imza attık, tek güvencemiz hayat görsün boşuna gençlik dedik.
-
şekerim bu tercih dönemi resmen kargo takip ekranı gibi, bir bölüm yola çıktı bir bölüm dağıtımda ötekine hiç kargoya verilmedi yazıyor.
-
üç milyon kişinin aynı hafta kaderini bir tabloya yazdığı, pencereden bakınca aynı heyecanın kıvrımlarını görmek mümkün. şehir mi bölüm mü ikilisi aslında herkesin içini kenar mahalle evleri gibi tıka basa dolduruyor. bu tarz kararlarda kimi odasının kapısını, kimi sadece bir kapıyı arıyor, bense öğleden sonra gölgesi düşen bir sokakta durmayı seçerdim. tramvay sesleri arasında ne yazdığın listeden çok, o listeye yazdığın hayal çıkıyor yolun sonunda. ayvalık randevusu gibi değil bu iş yani.