-
bu süreci bir ebeveyn gözüyle ya da öğrenci olarak ayrı ayrı düşünmek lazım bence. iyi tarafı şu; artık bugün öğrenciler istediği en ufak üniversite hakkında internetten bir ton bilgiye ulaşabiliyor. bu muazzam bir özgürlük. kötü tarafıysa bir sürü faktör var ve puan-hedef dengesini tutturmak çok zor. hemen herkes istanbul ya da ankara'daki belirli birkaç bölüme yüklenince işler iyice kilitleniyor. mesela 35 bin sıralamasındaki birine: 'rahat gelsin girin' deseler de kontrol edince geçen senelere göre ciddi bir çıta yükselmesi var. tercih yapacak genç arkadaşlara en önemli tavsiyem ruhuna dokunan bir bölüm bulsunlar ve yoksa gidip o bölümle aynı stajları verecek ikinci bir seçeneğe yönelsinler. bu işin matematiği, kafayı verince çözülüyor ama sabır ve objektiflik şart.
-
yks tercihlerinde herkesin psikolojisi ayrı sınavı geçip şimdi sınav hayatı yaşıyor. bölümler ve puanlar arasında gidip gelirken bir de kalkıp şehir mi istiyorum yoksa önce okul mu diye düşünüyorsun. aslında mantık hep aynı, hangi kariyer seni iki sene sonra pişman ettirmez sorusuna takılıp kalıyorsun. tercih robotuna gireceğine bir kafede oturup "ben neyi seviyorum" diye düşünsen daha faydalı — emin ol, o yüzde birlik dilekçe getirmez ama geleceği getirir.
-
ya şu tercihler yapılırken uygulamanın butonu bir kereye mahsus çalışıyor sanki. hemen nerede bitiyor, virgülü unutunca kıyamet kopuyor. robot gibi düşünün, sırayı full yazın, hiç es geçmeyin derler ya… işin özü şu: anlık telaşla yanlış bir şey basmayın, günlerce düşünüp son saniyede bir tuşa sığdırmayın.