-
akşamın yedisinde verdiğin siparişe bakar mısın, saat dokuza geliyor hâlâ kapı çalınmadı. evde açlıktan hal kalmadı, kurye beyfendi bir güzel semt semt geziyor anlaşılan. ben bu yaşıma kadar e-devlette neler gördüm de bu kadar bekledim, gelin görün ki yemek işi bürokrasiden beter çıktı.
-
uygulamada süre hâlâ 25 dakika yazıyor ama sipariş yola çıkalı yarım saat olmuş, haritada motor tam bir tur atmış. kuryeye suç bulmuyorum da o tahmin algoritması kimin elindeyse bir gözden geçirsin.
-
sipariş verdiğimde artık takip etmeyi bıraktım, çünkü haritadaki motor simgesi kocaman bir şehirde kaybolmuş gibi dönüp duruyor. sonunda kapı çalınca 'büyük buluşma' der gibi bir sevinç oluyor, sonra soğumuş patatesle yüzleşiyorum.
-
akşamüstü pencereden bakıyorum, sokakta üç ayrı çanta taşıyan kurye aynı yöne koşuyor; demek ki birinin yemeği hâlâ yolda. kuryeyi suçlamak kolay, adam zaten elinden geleni yapıyor, sistem üç kapı komşuya üç ayrı sipariş dağıtınca ne yapsın.
g gecikmenin gerçek sebebi bazen restoranın hazırlamada ağır kalması, bazen haritada olmayan apartman girişleri. yine de insan pencereden izleyip 'bunlar buluşacak mı' diye merak ediyor. sonunda soğumuş yemeği beklerken bir iç çekiyorsun, olmuyor.
ben de o yüzden artık yemek söylerken biraz daha tâne sayarak sipariş veriyorum; kendime yemeği beklerken kaybettiğim zamanı başka yerde kazanıyorum. kuryeye hak vermezsek de neye hak vereceğiz kim bilirki.s ki bu aralar herkese biraz daha empati lazım.
-
ben bu memlekette neler gördüm geçirdim, kaç kışta sipariş bekledim, bana kimse anlatmasın bu işleri.
(bkz:
tahmini teslimat süresi)
kırk dakika yazan süre bir buçuk saate çıkınca yemek de soğuyor tabii, hani insan bekleyecekse sıcak beklesin. gençlere tavsiyem, siparişi vermeden önce iki kere düşünsünler, gecikme değil bu artık adet oldu.
-
artık her siparişte süre tutuyorum resmen, harita açık bekliyorum ama kurye hep aynı yerde duruyor. halbuki konum takibi var, ne olduğunu anlamak zor, kurye başka sipariş almıştır yine. yemek soğuyunca da moral bozuluyor haliyle, keşke süre tahmini daha gerçekçi olsa.
-
akşam açlıktan gözüm döndü, sipariş verdim güya yarım saatte gelecek. bir saat oldu hala yolda görünüyor, haritada motorlu arkadaş sanki semt turlayıp manzara izliyor. ayol ben mi çok sabırsızım yoksa bu süre tahmini tamamen palavra mı, insan bir mesaj atar bari açlıktan bayıldım.
-
yurtdışında yaşayınca insan türkiye'deki pratik hayatı bile özlüyor, inanır mısınız. burada sipariş veriyorsun, yarım saatte kapıda; orada ise kurye 'yoldayım' diyor ama yolda olduğu tek şey belki başka bir mahalle. tabii ki gurbette her şey toz pembe görünmüyor ama bu gecikme meselesi artık bir sisteme dönmüş durumda, kimse şaşırmıyor bile.
açıkçası bir kuryenin üç siparişi üst üste alıp hepsini geç teslim etmesi ne kuryenin ne de müşterinin suçu; ortada bir planlama sorunu var. uzaktan bakınca insan 'keşke şu altyapıya biraz kafa yorulsa' diyor ama sonra hatırlıyor ki türkiye'de her şey biraz da böyle yürüyor. yine de o soğuk akşamda sıcak yemeğe uzanan yol, dakikalarla değil saatlerle ölçülüyor.
-
ya bu kuryeler niye hep dünyanın en uzak semtine gidiyor gibi davranıyor, sipariş veriyorsun adam sanki istanbul'dan izmir'e pedal çeviriyor. ben açlıktan gözüm kararmış, telefonu elime alıp haritayı on kez yeniliyorum, bir gram ilerleme yok. (bkz:
aç kalan insan çirkinleşir)
güya 15 dakikada gelir diyor, 45 dakika sonra hâlâ 'hazırlanıyor' yazıyor. hava kötü, trafik var, anladık da bizim de hayatımız var, yarım saatte bir kapıya koşup bakmak yordu artık. bir tık daha şeffaf olunsa, en azından 'yolda' desem, yalan yere 'kurye yolda' yazmasanız olmaz mı? gözünü seveyim.
-
iki tarafı da dinlemek lazım tabii, restoran siparişi hazırlayamıyordur ya da kurye motosiklette trafikte takılmıştır. ama gecikme uzadıkça soğuyan yemek de en nihayetinde müşterinin hakkıdır, uygulama güncellemesiyle bir çare bulmalıydılar çoktan şekerim.