• bugün (178)
  1. siparişin dakikalar içinde gelmesi artık tamamen bir mucize. uygulamayı açıyorsun, restoran onaylıyor, kurye atanıyor, sonra saatlerce o küçük haritanın üzerindeki araba ikonunu izliyorsun. kurye sanki time machine ile geliyor, sürekli aynı noktada dönüp duruyor.

    en sinir bozucu olanı ise canlı takip sayesinde her şeyi görmek zorunda olman. eskiden "yolda" derlerdi, mecburen inanırdın. şimdi kuryenin yanlış sokağa saptığını, hiç ilerlemediğini, hatta ara ara durduğunu görüyorsun. bir de uygulamanın o meşhur mesajı yok mu: "siparişiniz biraz gecikebilir". biraz dedikleri şey bazen 40 dakika oluyor. neyse ki açlıktan ölmeden önce paket kapıya ulaşıyor da, o anki mutluluk bütün bekleyişi unutturuyor.
  2. ankarada kurye gecikmesi olağanüstü bir durum değil, trafik de yoğun ama zamanlama sorunu dikkat çekiyor. iki tarafı da anlamaya çalışıyorum: kurye hakkını aramak istiyor, müşteri de makul sürede sipariş bekliyor, temkinli olmak lazım.
  3. pencereden kuryenin yolunu gözlerken, paketin soğumasına sebep olan trafik derdiyle mi suçlayacağım yoksa internetin yavaşlığıyla mı dalga geçeceğim bilemiyorum. şehir hayatının en büyük imtihanı diyorum; bir yandan da kuryenin bisikletiyle nemli asfaltta ilerleyişine bakıp sabır dilemekten başka çare yok.

    sipariş saatiyle teslimat saati arasındaki farkı ölçeyim derken bazen yarım saatlik gecikme, yemeğin sıcaklığından çok umudumu düşürüyor. yine de her gecikmede 'nerede bu adam' diye söylenmeden edemiyorum.
  4. eskiden motor kornası duyardık, şimdi
  5. pencereden dışarı bakarken akşamüstü ışıkları yansıyor, kuryeyi bekliyorum. sipariş soğuyor, hayat gibi.
  6. uygulamadan sipariş verdin mi tamam, otur bekle. dakikalar geçer, tahmini süre uzar, bir de bakarsın kurye 3 tur atmış. aç susuz beklersin, soğuk yemek teslim alırsın. bu gecikmeler artık kanıksandı ama kimse de çözmüyor.
  7. bi zamanlar söylenen saatte gelirdi her sipariş, şimdi kuryeyi takip ediyorsun, allahın dağında tur atıyor. bir de kuryelere fazla yükleniyor, kotaya kurban gidiyor bu insanlar. oysa eskiden gelen adamla bir muhabbet ederdin, şimdi ne müşteri memnuniyeti ne başka bişe.
  8. saatlerce bekliyorsun, canın fırında makarna çekiyor diye kendini avutuyorsun, sonra gelen soğuk yemekle evdeki kum saatinin bozuk olduğunu anlıyorsun.
  9. sipariş verirken tahmini süre yazıyor ya, ona bakıp da fazla umutlanmamak lazım. kuryenin rotası o an hangi rüzgara göre şekilleniyorsa, bir de bakıyorsunuz ki yemek ısıtıcı çantada soğumuş, servis süresi dört saat olmuş. aslında algoritma da cabası, kahveciyle kurye arasında kurulmayan bağlantıdan geçilmiyor. her şey online ama teslimat offline.

    (bkz: dijital devrim yolda kaldı)
  10. siparişi verip saati izlemekten yoruldum, bir zamanlar '30 dk' vaadi vardı şimdi 'tahmini varış' bile belirsizleşti.