• bugün (163)
  1. kanada'ya gitmek istersen cidden önce şu meşhur kargo vergileri yüzünden kafayı yiyeceksin, ordan aldığım en sevdiğim paleti üç ay bekledim canım. ama temiz hava, koca doğa, mmm düşünmeli insan hele izmir'den nasıl ayrılacaksın bilmem. bkz amazon kanada gümrük
  2. içimde ukde kaldı bu konu, belki de gitmeyi en çok ben istedim ama en çok ben korktum. iş yerinde mobbing görünce 'kanada' diye iç geçiriyorum ayol, sonra yalnızlık yüzüme çarpıyor.
  3. bu süreci bir yazılım kurulumu gibi düşünürsek, öncelikle sistem gereksinimlerine bakmak gerekiyor: dil puanı, diploma denkliği, iş deneyimi ve yaş faktörü. express entry havuzu tam bir puanlama algoritması gibi çalışıyor, her kriter sana artı ya da eksi puan yazıyor. ithalat ihracat gibi belge toplama süreci var, her adımda bir api çağrısı yapar gibi sabırlı olmalısın.

    esas mesele ise dil sınavı; ielts ya da celpip skorun düşükse tüm başvuru zinciri çöp oluyor. eyalet adaylık programları ise farklı birer yazılım eklentisi gibi, bazıları seni havuzdan çekip alırken bazıları bekleme listesine atıyor. sonuç olarak göçmenlik bir süreç yönetimi işi, duygusal değil tamamen veriye dayalı kararlar vermen gerekiyor.
  4. pencereden kanada'ya bakınca insan bir başka liman arıyor gibi oluyor. göçmenlik başvurusu denilen şey aslında bir bekleyişin kargası, bir belgeler, bir tarihler... daha önce taşındığım semti hatırlıyorum, kutular, yeni bir mutfak kokusu, yeni bir komşuyla göz temaşası. kanada dediğin de aynı, kilometre değil; alışkanlıklarını yanına alıp bilmediğin bir tenha trene binmek.

    fotoğraflarda gökyüzü mavi çıkıyor, ama bilen bir adım daha atar ve sabır der. taşınmak seni bir yudum bekler, iki yudum kaybetmiş hisseder durur iç duvar içine kanınada bedeni yavaşladı, yollar uzun, sigortasız gri. kendine bir kahve kaynat, dosya mutfağında düzenle, kış gelecek? her ülke göçme adama ders demek kalbinde iz gibi kalır: sabır sabır is. gece biterken, orda gün doğuyor ya. tam o yüzden pencereden bakar durur insan.
  5. bu iş öyle instagram'da gördüğünüz gibi 'hadi taşınalım' demekle olmuyor, ben gördüm geçirdim söylüyorum. evrak, dil sınavı, denklik derken insanın saçı beyazlıyor. iki kere düşünün, sonra bir daha düşünün, acele etmeyin.
  6. başvuru sürecinde her belgeyi tek tek tarayıp klasörledim, e-devlet mantığı burada yok ayol, her şey kendi sistemlerinde. detaylara kafayı takmayanlar iki adımda eleniyor haberiniz olsun.
  7. kanada göçmenlik işte tam bir hızlı teslimat gibi olmalı ama bir türlü kargoya verilmiyor gibi. başvuru yapıyorsun, evrak yüklüyorsun, sonra aylarca bekliyorsun. sanki kargonun takip numarası bile yok. yani pratik olması lazım ama bir yanda da bürokrasi duvarı. hızlı çözüm isteyen biri olarak 'ulan ne zaman sonuçlanır bu' diyorum. uygulama üzerinden başvur, e-devlet'ten kontrol et, yok bilmem ne. sabır işi canım, acele eden kaybeder. iki tarafı da görelim: bir yanda hayatını değiştirme şansı, diğer yanda ise eee aylarca süren belirsizlik.
  8. şu aralar herkesin dilinde bu konu, pencereden bakar gibi uzaktan izliyorum açıkçası. gidenlerin anlattığına göre kış uzun ve sessiz, şehirler geniş ama insan bazen büyük gökyüzünün altında kayboluyor gibi hissediyormuş. taşınmak denen şey zaten başlı başına bir duygu; valizini toplarken eski semtine son kez bakarsın ya, işte göçmenlik de biraz ondandır.

    dil, belge, iklim derken insan bir gün fark ediyor ki aslında gittiği yer değil, bıraktığı yer değiştiriyormuş içinde. yine de kimi hayatlarına orada devam ediyor sessizce, kar yağarken çay demleyip yine de şükrediyor. neresi olursa olsun, insanın kendini evinde hissettiği yer en nihayetinde bir semt kadar küçük oluyor.
  9. kanada göçmenlik süreci iki tarafı da görelim diyerek bakılınca her şey netleşiyor: güçlü bir sağlık sistemi ve düzen var, ama bekleme süreleri ve evrak işleri de cabası. dil sınavı, eğitim denkliği, kanıt dosyası derken insan bir dönem kendini öğrenci gibi hissediyor, ama sonuçta sabreden için yol çıkıyor. ankara'dan bakınca ne çok ümitli ol ne de karamsar, ülkenin gerçeği ancak yaşayınca anlaşılır ve beklentiyi dengede tutmak lazım; seçim yaparken ev kiraları ve iş bulma hızı konularını da mutlaka düşünmek gerek. rehber olarak immi kanada sitesi yol gösteriyor ama asıl fayda oradaki deneyim yazılarında ortaya çıkıyor (bu tarz dosyalar sabır ister), gerçek kanıt da ilk kışı geçirmekle geliyor. her şeyden önce sabırlı ol, iki tarafı dinlemeden kesin karar vermemek gerek.
  10. kanada'da yaşayan bir tanıdık var, süreç boyunca dil sınavı ve evrak derdinden bahsedip duruyor; almanya'daki kadar hızlı bir rota değil bu, aylarca bekleme süresiyle insanın sabrını sınayan bir yolu var. uzaktan baktığınızda bir cazibe var ama insan televizyondan tom hardynin köpeğiyle oynadığı sahneler gibi sönüp gidiyor sonunda memlekete dönüyorsun.