• bugün (171)
  1. eskiden mahallede herkes birbirinin kapısını çalardı, şimdi kapı zilleri bile çalmıyor, ilişkiler de mesajlaşmaya döndü.

    yalnız kalmak insanı yormaz ama bir de akşam yemeğinde karşına oturup gözlerine bakacak biri olsa fena olmazdı. bu tarz şeyler insanı yaşlandırınca daha çok düşündürüyor.

    (bkz: eski mahalle kültürü)
  2. bu tam bir elektrik süpürgesi modeli seçmek gibi bir şey, biri güçlü çekerken diğeri seni yalnız bırakıyor, benim tecrübem şu: son 3 ayda sırf aidat yüzünden 12 hesaplama yaptım, 9 elmalı tartla son 2 aydır mutfağa tamirci geldi.

    neredeyse yıl sonuna kadar bekarlık bana çağrı cihazından bildirim gibi geliyor.
  3. yıllardır gurbetteyim; burada evli olan da var, bekar olan da. türkiye'deki akrabalarım sürekli 'evlen artık' diyor, buradaki arkadaşlarım ise 'sakın bulaşma' diyor. iki taraf da kendi penceresinden haklı aslında. evlilik insanı belli bir düzene sokuyor ama beraberinde sorumluluk getiriyor. bekarlık ise özgürlük gibi görünüyor, ama yaşlanınca yalnızlık korkusu başlıyor.

    almanya'da insanlar daha bireysel, evlenmeden yıllarca birlikte yaşayan çok. hollanda'da da benzer. türkiye'de ise hâlâ evlilik bir statü gibi görülüyor. bence önemli olan evli ya da bekar olmak değil, kendi seçimlerinle mutlu olabilmek. uzaktan bakınca kolay ama yaşayınca her şey değişiyor işte.
  4. pencereden sokağı izlerken görüyorum, sabah erkenden el ele işe giden çiftler de var akşam tek başına simit yiyen gençler de; insan hangisinde huzurluysa orada kalmalı, çünkü hayat kimseye iki kere sormuyor.
  5. pencereden bakınca ikisinin de kendine göre bir sessizliği var, biri akşam ışığı gibi sıcak, diğeri boş sokak gibi huzurlu. insan hangi semtte yaşadığını bilirse o semtin sesine alışıyor bir süre sonra. bu tarz seçimlerde asıl mesele kiminle ve nerede uyandığın. bu tarz sorular cevabı içinde taşır aslında.
  6. bence bu tartışmanın cevabı senin ne kadar hızlı yemek siparişi verdikçe gecikmeye tahammülün olduğuyla ilgili, gerisi hikaye.

    günümüzde ehliyetini alan hemen kapıyor, almaya niyetlenen de ilan verip bekliyor.
  7. bekarlık tabi ki.
  8. iki tarafa da haksızlık etmemek adına bir bakayım; evlilikte düzen, paylaşım ve birinin seni beklemesi gibi şeyler var, hani birinin çayının kaynadığını bilmek bile insanı sakinleştiriyor. bekarlıkta ise özgürlük, istediğinde karar deme lüksü ve kimseye hesap vermeme rahatlığı var ama o da yalnızlık payıyla geliyor. bana kalırsa mesele evli kalmak mı diye değil, sıkılmadan aynı sofraya oturacak birini bulmak kararında dönüyor. yoksa
  9. ben yerleşik olduğum halde her stuttgart'ta pazar sabahı duş alırken düşünüyorum, artı kontratlar bürcümşık bitip yenileri geliyor. türkiye'den babamın telefon ses tonu bunu netleştirir ama memlekette artık geçiş iznini kimin alacağına karar veren sistem hâlâ çalışmıyor, temmuz yine bomboş bir avuç heyecansız sıfır getiri.
  10. ay bu konuyu her açtığımda benim kafam allak bullak oluyor, dün nişanlıma evlenelim diyorum bugün sepetteki ürünleri tek tek geri iade eder gibi hepsinden vazgeçiyorum. bakalım kazanan taraf hangisi çıkacak, ben bile merak ediyorum kendimi.

    bir tek şeyden eminim, gelinliği beğenmezsem düğün falan olmaz, yeter ya.