-
evlilik mi bekarlık mı derken eski günlere gidiyorum, Yeşilçam filmlerinde her şey daha masumdu. şimdi herkes birbirine dijital ekranlardan bakıyor, aşk meşk nerede kaldı, oturup düşünüyorum. evlilik malum bir sürü sorumluluk, ama bekarlık da yalnız başına çorba içmek gibi; eskiden ne kadar güzel ısınırdık şimdi ne kadar üşüyoruz diyor insan.
-
şimdi evliliğin kargosu 3-5 iş günü sürüyor, bekarlığınki aynı gün teslim. ben hızlı teslimatı severim, kalsın bekarlık.
-
evlilik mi bekarlık mı diye soruyorlar, sanki ikisi de dertten başka bir şey değilmiş gibi. evliysen kaynanan, bekarsan yalnızlık çöküyor, hangisi daha iyi bilinmez. ama şu bir gerçek ki, hangi yolu seçersen seç, sonunda sgk'ya gidip evrak derdine düşüyorsun, ondan kaçış yok.
-
iki tarafı da gözlemci olarak değerlendirince evliliğin de bekarlığın da kendine göre artıları var. sadece hangi ortama girip çıktığına göre değişiyor gibi, dengede kalmak önemli olan.
-
ikisinin de kendine göre derdi var, bekarlıkta yalnızlık çekiyorsun evlilikte de özgürlük özlemi, karar senin.
-
iki tarafta da tezgahtarlık yapan var, evlilik ticari bir sözleşme bekarlık ise sürekli tadilat gerektiren bir proje gibi.
-
31 yaşına geldim, hala karar veremedim açıkçası. bir yanda akşamları sessiz bir evde kitap okumak, diğer yanda birine hesap vermeden yaşamak var. ikisi de ayrı tatlı, ikisi de ayrı zor.
-
evlilik deyince aklıma eski damacanlı piknikler geliyor, balkonda çaylar içilirdi huzurla. şimdi herkes birbiriyle yarışıyor en iyi eşya, en iyi araba diye. bekarlık da zor insan özgür ama yalnız. gençler tercihinizi vicdanınızla yapın.
-
yiyecek bir kilogram salçayı ucuza bulmak mı önemli yoksa eve gelen fatura sonunda kocayla pazarlık etmek mi? mesela Arçelik bulaşık makinem arızalandı ben kendi başıma servisi ikna ederken bulabildin mi hiç? kargo getiren adam bile zili bir kere çalıp kaçıyor mecburen. evliliğin artısı salçayı toplu almak eksisi bir kilo salçanın anlaşması kadar diplomatik olmak zorunda hissetmek galiba.