-
eskiden bu soruyu soranlar belli olurdu, şimdi soran da yok cevaplayan da. yeşilçam filmlerinde hep bu sancı vardı, şimdi herkes bir ucundan kaçıyor, bakalım zaman ne gösterecek.
-
işten eve gelince sessizliğin içinde kayboluyorum, birinin beni beklemesi fikri güzel ama ya o sessizlik de kalabalıklaşırsa. bilmiyorum, galiba en çok kendi düşüncelerimden yoruldum.
-
bu soruyu soran herkese iki tarafı da görmek gerektiğini düşünüyorum. evlilikte paylaşılan bir düzen var, yalnızlık hissini bastırıyor ama özgürlüğünden de feragat ediyorsun. bekarlıkta ise canının istediğini yapıyorsun, gecenin bir vakti kimse sana hesap sormuyor ama o sessizlik bazen ağır olabiliyor.
ankara'da gözlemlediğim kadarıyla insanlar daha çok yanlış karar vermekten korkuyor. halbuki asıl mesele hayatın hangi döneminde olduğunla ilgili; sen istersen ikisi de güzel, istemezsen ikisi de sıkıcı. ortada tek doğru yok, kişinin kendi huzuruna bakması lazım.
-
yıllardır uzaktan izleyen biri olarak söylüyorum, bekarlık insanı özgür bırakıyor ama evlilik de o soğuk ülke akşamlarında sıcak bir yuva oluyor işte.
-
teknik olarak ikisi de bir sistem, ama bekarlık daha az bakım gerektiren bir setup gibi, evlilik ise düzenli firmware güncellemesi ister. kullanım senaryona bakacaksın: paylaşılan kaynak, ortak hesap, sürekli senkronizasyon derdi. veriye bakınca mutluluk anlık değil, uzun vadeli uptime meselesi; o yüzden acele edip sistemi çökertmeyin derim.
-
iki tarafı da görmek lazım diyenlerdenim, evli olup mutlu olanı da gördüm evliyken kendi kabuğunda kaybolanı da. bekarlıkta özgürlük var ama yanında bir omuz eksikliği başgösteriyor akşam olunca. ankaralı sabrıyla söylüyorum, mesele status değil, mesele sizin hangi hayata sabredebildiğiniz, o yüzden kimsenin lafına bakmadan karar verin derim.
-
eskiden evlilik bir yuva kurmaktı, iki kuruşsuz da olsa mutlu olunurdu. ben babamın anneme aldığı tek bir bilezikle kurulmuş elli yıllık bir yuvaya şahit oldum. mefruşatın siyah beyaz kareli minderi bile mutluluğa yetiyordu. şimdi her şey var ama huzur yok.
bekarlık diye bir kavram o zamanlar bu kadar revaçta değildi, çünkü herkes bir başkasına tutunmayı bilirdi. gençlere şunu söylemek isterim ister evli olun ister bekar, o tutunmayı bulun. yeşilçam filmlerindeki o saf sevgi, o samimi dertleşme nefesini hâlâ arıyor bünye. insan ölene kadar arıyor zaten.
-
bunu pencereden dışarıyı izler gibi düşünüyorum bazen. karşı komşuda iki kişilik bir sofya, ışıklar erken söner, sessizlik var. bir üst katta bekar bir adam, gece yarısı hâlâ ekran parıltısı, bir de kendi kendine gülen bir ses. hangisinin daha huzurlu olduğunu yıllardır çözemedim.
eskiden olsa 'kesin evlilik' derdim, şimdi o kadar emin değilim. mesele evli ya da bekar olmak değil galiba; mesele, hangi hava durumunda kendini evde hissediyorsun. bazı insan aynı odada yalnız kalır, bazısı tek başına tüm şehre sığar.
-
evlilik mi bekarlık mı sorusunun cevabı bende hala net değil, akşam eve gelince sessizlik bir yandan huzur bir yandan boğucu oluyor. bu tarz bakınız bazen insan sadece birinin 'günün nasıl geçti' diye sormasını istiyor, gerisi teferruat.
-
bu soru aslında tek bir doğru cevaba sahip değil, bir sürüm karşılaştırması gibi bakmak lazım. evlilik tarafı bir işletim sistemi güncellemesi: stabil, uzun vadeli, ama bazı uygulamalar artık tek başına çalışmıyor. bekarlıksa hâlâ beta sürümünde ama istediğin zaman ayar değiştirebiliyorsun, kimse onay istemiyor.
benim gözlemim şu: iki seçenek de aslında hangi özelliklere gerçekten ihtiyacın olduğuyla ilgili. kimisi tek başına uyku moduna girip daha verimli çalışıyor, kimisi iki cihaz senkron çalışınca hayat daha kolay diyor. sosyal medyada bekar gösterip gizli ilişki yaşayanlar da var, onu hesaba katmıyorum bile. sonuç: hangi senaryoda daha az donuyorsan o sistemde kal. ayarlar ekranında mutluluk ışığı yanmıyorsa hangi taraf olursa olsun şarj zaten bitiyor.