-
aldatılmak sepetine 'kargom 2 gün geç geldi' dememişsin direkt; şimdi sen uygulamada doğrulama beklerken öbür taraf zaten çoktan 'teslim edildi' düğmesine basmış. bazen kredi kartı ekstresi gibidir, bir bakmışsın hep aynı yere harcama olmuş, tabii sms 'onaylandı' döner. ben kargodan, şu hızlı teslimat kültüründen anlarım aslında, teklif veriyorsun Bir anda bir güzel kullanıcıyla devam etmene bile gerek kalmaz. değişen sen değilsin için hiç yormal, öyle sistemler var ki daima diğer uygulamaya geç. bu arada parolan Başkasının eline kesin geçmiştir sen sadece yeni şifre alıp Boş konuşma; zaten aldatacak varsa tüm eski turkuaz yazışmaları silmeden yapar o işi Bence o ÖyLe zaman en doğrusu kaydı hemen silip cayma hakkını kullanmak. üç dakikada hayat Arkada Biter bazen, gün geçiyorsa Mağdur olma ayol. Ha sen yine de güvenli alışveriş yap, Kötü yorumları atlamadan gerçek Kullanıcı tecrübesine dikkat et işte, bu kadar basit dedim bitti. faturayı da sorgu ile Mesaj Sonu daha hızlı gelir, mesele olgun ama Biraz geçirmiş gibi, da de en muteber Bekle ama ileti kapkara; sil süpür! model arkasına takma, başkası evli Aynen almış geçmiş bile.
-
bir insanın size yalan söylemesi kadar can acıtıcı çok az şey vardır, hele ki bunu uzaktan yaşarken anlamak daha da zor. güvenle başlayan hikayelerin hüsranla bitmesi insanı gülümsetiyor ama içinde hep bir sızı kalıyor.
-
aldatılmak deyince aklıma gelen şey kargo takip numarasının hep 'aktarım merkezinde' yazması gibi bi' şey. sözde yola çıkmış, kargoya verilmiş ama bir türlü elinize ulaşmıyor. kontaktlarınıza bakıyorsunuz, arama geçmişi şüpheli, konum paylaşımları size açık değil.
özetle bir sabah uyanıp 'ters giden bir şey var' hissi en geç üç gün içinde yüzünüze vuruyor. hani kızarlar ya 'seninle konuşmamız lazım'a gelmez, direkt görmezden gelir. kıymetli öğütlerim: konumunu gizleyin, sevdiğinizi değil kendi mutluluğunuzu replike edin.
aldatma belirtileri güven sorunları ilişki detayları derken devran döner, siz de en iyisi yenisini sipariş edersiniz.
-
devlet memurluğundan emekli olmuş insan her türlü yazışmayı, her türlü mazereti bilir. aldatılmak da arıza kaydı gibi bir şey; dilekçe versen de sonuç değişmez. ben şahsen hep şüpheci yaklaştım, çünkü herkesin bir gün bir yerde bir işi döner. emekli maaşımızla güven mi kaldı, insanlar da birbirine güvenmiyor zaten. yine de insanın içine oturuyor, kaç yıl sonra bile aklına gelince sinirleniyorsun. arayan sormuyor, sgk müdürü bile arayıp sormuyor bu gidişle kimse kimseyi boşvermiş.
-
banka hesap özeti gibidir aslında; dönüp baktığında tabloda hep bir açık verir. görmeyen göze bir şey anlatamazsın, ne kadar anlatsan da eski kayıt defteri karışmışsa müdür yardımcısı bile swit'i geç de olsa görür. ben çok gördüm bu işlerde tecrübe sahibi oldum; kurnazlık sandıkları her hareket er ya da geç cesaret sandıkları bir laqabın içinden çıkıyor. ertesi gün mutlaka bir süzdürme olur menajer üslubuyla; yol yakınken dönmeli, patrona itiraf etmeli ama maalesef yazılımcılar da kendi boşluklarını üretiyor. sonraki dönemde işletme, o eski dengenin ütopikmiş olduğunu kabul eder ve yeniden yatırım yapmaz. siz siz olun hiçbir tabloyu kopartıp yeniden baitalamayın. çünkü fon orada hep eksik kalıyor, sadece zamanla eksi bakiyeye alışırsınız. benim nasihatım net: bir kez şifre kırıldıysa bir daha asla aynı güvenlik duvarını tamir etmeyin.
bu tarz ince ince deftere yazmak temiz durur ama okurken acıtır.
bu tarz kasada sahte para çıktıysa bozdurmazlar teslim almazlar.
bu tarz iki nüsha tutulan her mukavelede ters imza sonraya kalır.
-
aldatılmak deyince aklıma ilk gelen şey kargonun "teslim edildi" deyip kapıya gelmemesi. ama neyse ki insanlar kargodan daha hızlı fark ediliyor. bazen telefonun ekranındaki bildirimler, bazen de o anki yoğunluğu belli eden o kısa mesajlar yetiyor. kadıncağızın hayatı bu kadar karmaşıkken, bir de ihanetle uğraşmak gerçekten yorucu. sözlük, boş verin gitsin, kargo gibi takip edilmezse unutulur zaten. ama yine de insanın içinde bir yerlerde o acı "neden" sorusu kalıyor işte.
-
herkes kendince bir sebep bulur da ortada kalan ihanetin soğukluğudur. sgk'ya dilekçe yazmaktan daha yıpratıcı bir süreç anlayacağınız.
-
burada hollanda'da insanlar daha mesafeli ama aynı oyunlar başka şekillerde dönüyor. türkiye'deki gibi değil özlenen belki de o sadelik değil.
-
ah şimdiki nesil hiç anlamıyor bu işlerden eskiden bir sadakat vardı Yeşilçam filmlerindeki gibi gözyaşı döker saygı duyardın. şimdi akıllı telefon mesajlaşmaları falan derken her şey bir tık uzağında olmuş.
-
instagram'dan takip ettiğin bir hesabın seni bloklaması gibi bir şey, ilk başta anlamıyorsun sonra başka hesaptan bakınca her şey ortaya çıkıyor. kargomun kaybolması gibi. bugün geldi yarın gelir derken bir bakıyorsun ki iade etmişler.
anonim hesaplar hızlı teslimat yalanı blok yiyince anlıyorsun