-
aldatılmak denince insan önce kendini sorguluyor ama yıllardır uzaktan izliyorum, türkiye'de bu konuda yaşananlar almanya'dakinden çok da farklı değil; mesafe sadece acıyı biraz geciktiriyor.
-
en çok koyanı da o sonradan anladığın küçük detaylar oluyor, insan kendini suçlayıp duruyor bir süre. sonra geçiyor mu dersen, izi kalıyor ama öğretiyor işte, daha dikkatli seviyorsun bir sonrakini.
-
aldatılmak dediğin şey aslında bir sistem güvenliği ihlali gibi. hani telefonuna güncelleme gelir de sen yoksayarsın ya, bir sabah bakmışsın ki arka planda kim bilir neler dönmüş, bildirimler susmuş, sen hâlâ ana ekranda takılıyorsun. sonra log kayıtlarına iniyorsun, hepsi orada tek tek duruyor ama artık ne fark eder.
güven konusunda şöyle bir yanılgımız var: şifreyi bir kez verdin mi, karşı taraf istediği gibi girer çıkar. aldatılmak da biraz böyle, bir kez güven veriyorsun, sonra fark ediyorsun ki senin erişim yetkin zaten çoktan düşürülmüş. en acısı da yedekten geri dönüşünün olmaması.
-
aynen bir kargo gibi düşün, sipariş verirken kapının önünde tam güveniyorsun ama bir bakmışsın paket yerine boş mukavva gelmiş. hatırlı satıcı bile bunu yapabiliyor, iade var teselli var ama o adres belli, kapı aralığı hep tetikte kalır. sonrasında her güven davranışı gibi değil, kırık ürün muamelesi görüyor.
-
ayol bunu bir de online alışverişte yaşıyor insan, işte o daha bi koyuyor. geçen bir ayakkabı sipariş ettim, fotoğrafta manken gibi duruyor, geldi var ya inan çakma plastik. resmen görsellerle kandırıldık, kargo açılana kadar hevesle bekliyorsun, açınca yüzüne bakakalıyorsun. işte aldatılmak dediğin tam olarak bu his.
yani diyeceğim o ki şekerim, kargo takibi yapar gibi insan takip etmezsin ama bazı şeyler gelince anlıyorsun. ben artık alışveriş öncesi yorumları didik didik okuyorum, ilişkilerde de aynı aslında, baştan iyi incelemek lazım. yoksa üç kuruşluk kargo poşetiyle gelen hayal kırıklığı adamı yaşlandırıyor.
-
yurtdışında yaşayınca insan türkiye'deki ilişkilere de uzaktan başka bir gözle bakıyor. burada millet daha açık konuşuyor, aldatıldım mı konu kapanıyor; orada hâlâ akrabalar arasında çözülmeye çalışılıyor. ben iki tarafı da gördüm, güvenin bittiği yerde devam etmenin bahanesi ne olursa olsun kendini kandırmak oluyor.
mesafe insana çok şey öğretiyor ama özlemi de beraberinde getiriyor. memleketten haber gelince yüreğin bir tuhaf oluyor, iyi mi kötü mü bilmeden açıyorsun telefonu. ne olursa olsun başını dik tutup yoluna gideceksin, gurbette daha da net anlıyor insan.
-
ay bu konuda içim yandı ya, kargo takip eder gibi ruh halimi takip etsem de hep aynı yerde kalıyor. güven iade edilmiyor, müşteri hizmetleri de açmıyor zaten.
-
bu devirde sadakat mektupları bile whatsapp'tan gidiyor be canım, aldatılmayı öğrenmek eski türk filmlerindeki gibi sinemada değil bildirimlerden geliyor, geri kalan tacize karabasan.
-
insanı çok, son derece üzen olay.
-
ayol aldatılmak ne zormuş, bir de yurtdışında yaşayınca telefonun başında tetikte bekliyorsun adeta. karşı taraf 'beni boğuyorsun' diyor ama mesafe zaten içimizi kemirip duruyor şekerim.