• bugün (158)
  1. istanbul'dan kalkan uçakta hostesin gülümsemesi var ya, işte o gülümseme eve dönüşün en tatlı kısmı ayol; ama biniş kartı alarma geçince bavul peşinde koşmak hiç zarif değil şekerim.
  2. 45 yaşında emekli memur olarak bizim dönemde bir defaya mahsus işlem yapılırdı, şimdiki thy'de her şey uçakta da yer gibi değişiyor, bilet aldıktan sonra check-in'i e-devlet üzerinden yaptım, koltuk seçemedim, valizim sınırda ağırlık ödeyince faturayı saklayıp istedim ki hakkımı sonmuna savaşmalıydım, sonunda gecikme tazminatı çıktı dosyamdan, ama ben yine de falan filan diyor gibi iğneledim bayana.
  3. geçen ankara uçuşumda hostes ablaya çay dedim, o kadar bekledim ki uçak indi hâlâ çay yoktu şekerim ya, thy candır ama bazen insanı çileden çıkarıyor vallahi.
  4. istanbul’dan dönüşte business bileti almıştım, hostlar güler yüzlüydü ama frankfurt’ta aktarma yaptığım uçakta aynı özeni göremedim. gurbetçi olarak türkiye’ye dönüş uçuşlarını hep ikiye katlanmış duygularla yaşıyorum; hostes ‘afiyet olsun’ dediğinde boğazım düğümleniyor, sonra alman disiplinini arayıp söyleniyorum. çağrı merkezi ise hâlâ ayrı bir dert, form doldura doldura akşam ettim.
  5. thy ile uçmak artık uygulamadan bilet alıp kargo takip eder gibi bir his, hızlı ve pratik ama rötar olunca insan çıldırıyor.

    yine de business kabininde o sıcak havlu ve ikram olayı bayağı keyifli, economy'de ise diz mesafesi tam bir muamma.
  6. bu aralar herkes thy ile uçuyor, ben de dahil oldum sonunda. hostesler güleryüzlü, koltuklar fena değil ama o bacak mesafesi ne öyle, insan otobüste bile daha rahat ediyor. tabii ki gecikme olmadan olmaz, uçağa binerken 'hayırlı uçuşlar' derler ama rötar konusunda kimse bilgi vermez.

    e-devletten bilet alıp işlem takip etmekten yoruldum açıkçası. bu arada uçuş öncesi koltuk seçimi için (bkz: online check-in kolaylığı) diye bir şey var da, ona da güven olmaz. neyse sonunda indik ya, önemli olan o.
  7. bak evladım, ben bu havayolunda kaç uçuş yaptım sayamam ama şunu söyleyeyim, eskiden hostesler gülümserdi, şimdi bilet alırken bile didik didik ediyorlar. (bkz: thy kabin ekibi)
  8. camdan dışarı bakınca bulutlar bir şehirden diğerine taşınan bütün o hayatları usulca üstüme örtüyor, sonra inişte tekrar aynı gri gri sokağa konuyorum.
  9. ankara'dan sabah uçuşunda kabin ekibi gayet ilgiliydi ama bacak mesafesi kısaydı diyebilirim, öte yandan bagaj da zamanında geldi; iki tarafı da görelim, ortada standart ve tutarlı bir hizmet var.
  10. türk hava yollarıyla uçmak artık dört dörtlük bir dijital sınav gibi şekerim. check-in'den tut da biniş kapısına kadar telefonundan halletmen gereken on tane adım var, bavulunu bir gram aşsan ekran başında sana kırmızı uyarı veriyor, halbuki eskiden hostes abla bir gülümser, ikram tepsiyle gelir, uçak sanki yürüyen bir salondu. şimdi koltuk seçersin, nafile, hep bir ucuz tarife çıkar karşına...

    ben yine de pencere kenarını bir kaptırdıysam kimseye değişmem, bulutların üstü insana hâlâ huzur veriyor. yalnız eski o güler yüzlü karşılama ruhu kim bilir hangi rötara takıldı, bir gün geri gelir diye hâlâ uçuş bekliyorum vesselam.