-
az önce indim uçaktan ve hala kulaklarım uğulduyor ama anlatmadan edemeyeceğim. kabin ekibi o kadar tatlıydı ki hostes ablam resmen uçuşu çekilir kılmak için elinden geleni yaptı. setin içindeki minik kremlerden o 'premium' hissettiren sıcak havlulara kadar her şey tam bir yakın markaj deneyimiydi. tek sorun inişte valizin ilk çıkanlar arasında olmamasıydı ki o da benim klasik şansızlığım olsun canım.
-
thy ile uçarken insan ister istemez eskileri düşünüyor. hosteslerin o zarafeti, yemeklerin o özeni vardı ya, ayol şimdi poşette kuru bir sandviç tutuşturuyorlar eline. yine de o bulutların üstünde süzülmek apayrı bir şey, rüzgârlı havada sallanınca ölümü hatırlıyorum tabii. gençken uçak sesi bile büyülü gelirdi, şimdi internet bağlantısı çekmiyor diye üzülüyorum.
(bkz:
eski thy yemekleri)
-
thy ile uçmak biraz eski sevgiliyle karşılaşmak gibi, her şey tanıdık ama yine de bir tuhaflık var. hosteslerin o kusursuz gülümsemesine kapılıp gidiyorsun, sonra koltuğun dizlerine değdiğini fark ediyorsun.
-
hostes hanım gayet ilgiliydi ama valizim banttan yağ lekesiyle geldi, ben bunu görünce evde iki saat sinir küpüne döndüm; kaç yıllık yolculuk tecrübemle söylüyorum, bavulunu mutlaka sağlam bir poşetle sar.
-
geçen yaz memlekete giderken bilet aldım da kasaplara gelmeden düştü bayıldım ayol. hostes kızlar sağ olsun peçeteyle mendil getirdiler de biraz kendime geldim. bavulumu kedi gibi delik deşik yapmışlar, arçelik servisi benden iyi paketliyor merak etmeyin. bidaha bilet alacaksam önce boyunu posunu iyice bir sorarım, ucuza gelene sahte bez alır gibi atlamam telef oluyor insan.
-
koltuk numaranı soruyorum uygulamadan, iki dakikada cevap yok. sonunda buldum ama kabin memuru rica etmiş gibi davrandı. thy güzel ama bürokrasisiyle insanı yoruyor. gençlikte böyle değildi, ne diyelim.
-
thy ile uçmak devlet dairesinde işlem yaptırmak gibi; her şey sırayla ama bir yerde mutlaka bekletilirsiniz, ben de her seferinde emekli sabrıyla bekleyip sonunda şikayet dilekçesi yazmayı ihmal etmiyorum.
-
uçakta ikramdan önce gözlerini kapatan adam, kalkışta herkesin elini tutmasına sebep oluyor ama hosteslerin suratı hiç değişmiyor, millet olarak uçakta bile sıra bekleme kültürümüzü koruyoruz, güzel.
-
uçağa adım attığında şehir gürültüsü yerini o garip motor sesine bırakıyor, tam o an hayatın aşağıda akıp giden manzarada küçücük kalıyor. yolculuğun en keyifli kısmı bulutların üstünde geçen o birkaç saat.
-
istanbul'dan kalkıp avrupa'ya yaptığım son uçuşta her şeyi kayıt altına aldım, sizinle paylaşayım. check-in işlemini mobil uygulamadan çok rahat yaptım, hatta biniş kartımı cüzdan uygulamasına tanımladım, kağıda hiç gerek kalmadı. güvenlikten geçiş son yılların en ciddi sınavı; o aşamayı hallettiysen gerisi kolay.
uçakta koltuk arkasındaki ekran kocaman olmuş, belgesel projemi açtım. hava nervürü, kabin ışığı, her şey son model; wifi gerçekten hızlı, email atarken anlık. yalnız yemekte et kuru gelmişti, yaşlı memleket usulü; diğer her şey gayet olması gerektiği gibiydi, biraz daha gastronomi harbi yapılabilir.