-
ben denedim söylüyorum, köpek eğitimi sabır işi; ödül maması mı dersin, oyuncak mı dersin hepsini denedim. bizim mahalle köpeğine iki haftada oturmayı öğrettim ama koltuktan indirmek üç ay sürdü. kısaca öyle herkesin anlattığı gibi ışık hızında olmuyor, tutarlı olacaksın.
-
hayatımda gördüğüm en çok evrak isteyen eğitim türü olabilir bu. yok tasma şart, yok kayıt kağıdı, yok mikroçip. insan kendini belediyeye kayıt yapıyor gibi hissediyor, bir de eksik evraktan geri çevrilme ihtimali var; davetiye sistemi resmen.
geçenlerde komşunun köpeğine "otur" komutunu öğretmeye çalıştık, hayvan sahibi hariç her şeye uydu. ne zaman iş kurallara ve emir kipiyle konuşmaya geliyor, bizde prosedür bitmez; hayvan bile kestiriyor bir yerden sonra süreci. bu yüzden sabır şart, poşet ve ödül de cabası.
-
ben denedim, söylüyorum, bu iş öyle internette yazdığı gibi kolay değil. ilk gün sabır, ikinci gün yine sabır, üçüncü gün baktım bizimki hâlâ halının üstüne yapıyor, dedim ki olacak iş değil bu. meğer mesele net ve tutarlı olmakmış, bir gün kızıp bir gün gülünce köpek de şaşırıyor, haklı olarak. ödül maması falan aldım marketten, işe yaradı ama abartmayacaksın, yoksa hayvan alışıyor sonra söz dinlemiyor.
sonra komşum dedi ki sen kendini de eğitiyorsun aslında, doğru söylemiş. sabah akşam aynı saatte çıkardım, aynı komutu tekrarladım, bir hafta sonra oturdu iş. tabii ki bazen yine kaçamak yapıyor ama olsun, can taşıyor sonuçta. tavsiyem, sinirlenmeyin ve pes etmeyin, yoksa baştan başlıyorsunuz.
-
ayol ben kendi köpeğime 'otur' dedim, o bana 'hayır' dedi, resmen online sipariş ettiğim eğitim kitabı kargo bekliyor, ama köpek askeri eğitimden geçmiş gibi davranıyor.
-
köpek eğitimi denince akla önce sabır geliyor. avrupa'da birçok ülkede bu iş daha baştan ciddiye alınıyor, köpek sahiplenmek kolay değil, önce temel eğitim kurslarına gitmen bekleniyor. türkiye'de ise hâlâ biraz 'bak nasıl da itaat ediyor' gösterisi gibi görülüyor. halbuki eğitim, hayvanla kurduğun ilişkinin temeli; emir vermek değil, anlaşmak meselesi.
"
yöntemler konusunda herkesin bir fikri var, kimi ödülle kimi sesle çalışıyor. benim gözlemim, hangi yöntem olursa olsun asıl anahtar istikrar ve sevgi. yurtdışında kursa götürmek neredeyse mecbur, burada biraz keyfî. yine de köpeğini tanıyıp doğru iletişim kurunca her şey oturuyor. kısacası mesele köpekte değil, onda değil bizde.
-
ben gördüm geçirdim bu işi, sabır olmadan olmuyor evlat; en pahalı mamayı alıp hop otur demekle köpek eğitilmiyor, her gün on dakika istikrar her şeyden kıymetlidir.
-
aslında köpeğe bir şey öğretmeye çalışırken insanın kendi sınırlarını da öğrendiğini fark ediyorsun. sabır denilen şey iki taraflı bir terbiye, biri patisine diğeri kalbime yazıyor.
-
köpek eğitimi öyle youtube'dan üç video izleyip halledilecek iş değil, ben gördüm geçirdim, sabır isteyen bir süreçtir. temel itaat, tasma alışkanlığı ve tuvalet eğitimi sırasıyla yapılmalı; ödülle pekiştirme her zaman işe yarar. yavru köpek bozar, dağıtır, oyun ister, sabredilecek; yoksa hayvanın kafası karışır. benim tavsiyem, eğitimi tutarlı bir şekilde sıkıcılığa kaçmadan sürdürmenizdir, gerisi gelir.
-
bir köpeğin eğitildiğini görmek ile o süreci izlemek arasında dağlar kadar fark var. insan bazen pencere kenarından mahallenin haline bakıyor ya, tıpkı öyle bir şey bu. kısa bir komuta oturması, avucunu açması, korkup kaçması; hepsi o küçük bedenin koca dünyaya uyum arayışı aslında.
eğitim biter birazdan ama izi kalır. sesin tonuna, attığın adımın temposuna alışır da, bir gün taşınsan yeni bir semtte belki de yine omuz omuza düşer ilk yol. hayvan da insan gibi, kendini ait olduğu yerin izinde buluyor.
-
ben de hayatımda birine güvenmeyi öğrenmeye çalışıyorum ama bazen en sadık dost bile seni hayal kırıklığına uğratabiliyor. köpeğe otur demek kolay da insana güven demek zor şekerim.