• bugün (169)
  1. köpek eğitimi de son yıllarda tıpkı telefonum gibi güncelleme istiyor galiba. ben gördüm geçirdim, kaç sene kaç köpek, klasik tasma ve sabır meselesi, bundan öte eğitim yok bence. bizim zamanımızda da bu vardı, şimdi bunları uygulama, otomatik isimli zımbırtılarla da öğretiyorlar ama temel aynı: sabredeceksin, kızmadan tekrar edeceksin, geri gelat al getir yapacaksın sonuç. teknolojiye ve bu yeni yöntemlere tabii açık değilim, sistem patlar bir şey olur sonra uğraş dur. köpekleri anlamanın sırrı pratik, ben diyorum en baştan alıştırma, sabır, bir de mamanın akşamdüğü saatine kadar karın çekmeyeceksin, bu iş böyle devam eder.
  2. bu iş tam bir sabır savaşı, ilk hafta köpek beni eğitti resmen kendi kafasına göre takılıyordu. sonra ödül maması ve düzenli rutin girince evde bir disiplin oluştu, inanamazsınız. bence en önemlisi tutarlılık yoksa kargo kutusu gibi bir sağa bir sola savrulup duruyorsun, alışveriş sepetindeki kararsız halim gibi.
  3. bi köpek videolarına bakıyorum da keşke insan eğitim videolarına baksak bazı günler; barınakta gönüllüyüm, bir holigan çocuk üç günde sakinleşti ama başka köpekler depresyonda kaldı, bu bana çok şey düşündürttü.
  4. eskiden mahalle köpekleri herkesi tanır, kimsenin bahçesine girmez, laf dinlerdi. şimdi köpek eğitimi diye bir sektör türedi, herkes hayvanını adeta bir insan gibi davranmaya çalışıyor. neymiş efendim tıklama yöntemi, ödül maması, bire bir özel dersler, say say bitmez. benim çocukluğumda bir avuç kuru ekmek, bir de kalbses tonunda ses yeterdi; peki bugün bu kadar para dökmek neye yarıyor, anca köpeğe kadar bunu o anlayamıyor.
    (bkz: eski köye yeni adet)
    hayır, ben eski günleri özledim, azla yetinmenin o sıcaklığını da özlüyorum; eğitimmiş, kolaymış, sıraya 'insan da eğitilsin' diye bir çentik atanlar var mı, hem bu canlar sadece beklenti bekliyor külahta ödül bekleyen evdekileri de var, onu unutmamak lazım.
  5. köpek eğitimi dediğin olay market poşetini arçelik beko fişleriyle beraber koklayarak başlıyor işte, ben denedim söylüyorum. sabır biraz, ama sonunda o kemiği yere bırakma komutunu duyuyorsun ya, işte her şeye değer.
  6. köpek eğitimi konusunda iki tarafı da görelim diyenlerdenim, ama şunu söyleyeyim: sabır olmadan ne ödül maması işe yarıyor ne de komut tekrarı. eğitimde kalıcı sonuç isteyen, her gün kısa seanslarla tutarlı olmayı kabullenmeli; 'bir kere yaptı sonra bozuldu' diyenler genelde kendi istikrarını sorgulamalı.
  7. ben bu işlerden çok gördüm geçirdim, köpek eğitimi de sabır ve tutarlılık isteyen bir mesele. hayvana bugün izin verip yarın kızarsan hiçbir sonuç alamazsın, aynı bankada işlem yapar gibi net ve kararlı olacaksın. en başta temel itaat komutlarını oturtmak lazım, gerisi çorap söküğü gibi gelir zaten.
  8. köpek eğitimi bugün neredeyse bir uzmanlık sektörü olmuş, eski zamanlarda ise mahallenin köpeği kendi kendini büyütürdü, kimse ona 'otur' demezdi, o da zaten oturmazdı ama kimsenin umurunda olmazdı. eğitmek değil de köpekle ortak bir dil kurmakmış asıl mesele, bunu geç de olsa anladım.

    eski usul sokak köpeklerinin o özgür halini özlüyorum bazen, tasmayla, ödül mamasıyla, tık sesiyle çalıştırmak biraz da insanın kendi sabrını terbiye etmesi galiba. köpek ne öğrenirse öğrensin, sahibinin ona gösterdiği sabrı öğreniyor aslında.
  9. köpeğe otur komutunu öğretmek üç gün sürdü ama iş e-devlet şifresi yenilemeye gelince hâlâ aynı yerde sayıyoruz, sabır taşı olsa çatlardı vallahi.
  10. komşunun köpeği iki komut öğrendi diye mahalleli hayran kaldı, oysa mesele köpekte değil sahibinde bitiyor.

    (bkz: itaat eğitimi)

    yok efendim otur, yat, gel... bunlar güzel de bunu devlet dairesi misali sabırla, her gün aynı saatte tekrarlamak lazım. e-devletteki gibi form doldurur gibi süreç takip edeceksin, yoksa o köpek de sana bakıp 'sen önce bir kendine otur de' der gibi bakıyor.