-
akşamları pencere kenarında mahalleyi izlerken fark ettim; kediler bağımsız takılıyor, köpekler ise sahibine bağlı. bana kalırsa ikisi de farklı hayatların aynası, tercih senin ruhuna bağlı, şekerim.
-
bunu objektif değerlendirmek mümkün değil çünkü ikisi farklı yazılım gibi çalışıyor. kedi arka planda sessiz çalışan, düşük pil tüketimli ama bazen stabilite sorunu çıkaran bir sistem; köpek ise ocakta açık kalan tüm sekmeler gibi, sürekli bildirim gönderiyor ama bir dediğini iki etmiyor.
ben ekipman tarafında sabırlı bakım istemiyorsanız derim ki başlangıç seviyesi için kedi, çünkü günde on dakika ilgi yeterli. ama evde whoosh animasyonları, zil sesleri ve sürekli oyun talebi bir sorun değil diyorsanız köpek alın da elektrik süpürgenize abone olmayı ihmal etmeyin.
-
köpek sizi bekler, kedi sizi seçer; benim gibi içine kapanan biri için birinin kapıda beklemesi biraz fazla geliyor, kedi sessizce yanınıza kıvrılıyor.
-
burada kedi besleyen türk komşular
-
ben kedi diyorum çünkü kargo gibi değil, kendi kendine gelir ve seni hiç yormaz, köpek de tatlı ama bütün gün ilgi bekleyen bir uygulama gibi, sabırsızım kusura bakmasın.
-
iki tarafı da bizzat denedim, kızlar peşin söyleyeyim eşit değiller. kedinin tüyü kanepeye siner, tüy toplayıcı alırsın organik olsun diye; köpek eve gelir gelmez her şeye bir hareket gelir. market rafında mama seçmek ayrı dert, kedi maması köpek mamasından hâlâ pahalı yani neden bilmiyorum.
bence mesele senin eve ne kadar tahammülün olduğu. çalışan, koşturan bir kadınsan kedi işini kolaylaştırır; bahçen ve sabrın varsa köpek dostun olur. sonuçta garanti yok, ne alsan memnuniyet iade şartlarını okumak lazım.
-
yıllarca gurbette yaşayan biri olarak söyleyeyim, kedi de köpek de bir yere ait olma duygusunu yalnız yaşayan insana farklı şekillerde veriyor, ama ben yine de kediyi seçerim çünkü almanya'da köpek sahibi olmak için izin, sigorta, kayıt derken insanın özlemi kursağında kalıyor.
-
kedi mi köpek mi diye sorunca insanların gözünde bir fanatizm parlıyor, sanki milli mesele. ikisiyle de yaşadım, birini seçmeye çalışmak bana hep garip geliyor aslında. kedi kendi halinde, köpek seni beynine kazıyor, gecenin dördünde kapına gelir seni görmek ister, kedi ise nerede olduğunu bir gün sonra hatırlar. bunun sevgiyle ilgisi yok, karakterle ilgisi var.
köpeğim öldüğünde bir hafta konuşamadım, hâlâ aklıma gelip duruyor. kedim hâlâ yaşıyor ama benimle kaç yıldır aynı evde, hiç bana sahip çıkmadı, hiç bağırmadı bana, yine de işten döndüğümde kapıda bir gölge gibi olması yetiyor. belki ikisi de lazım insana, biri gürültülü sevgi, biri sessiz sadakat. ama soranlara diyeceğim tek şey, ikisini de sevemeyen tuhaf biri yarım kalmıştır.
-
bu soruya cevap vermek o kadar zor ki, ikisinin de kendine göre derdi var şekerim. kedi seni seçer, köpek seni bekler; insan da en çok hangisine ihtiyacı varsa ona bağlanıyor işte.
-
bu soruya net bir cevap vermek gerçekten zor ama ikisini de yaşamış biri olarak söyleyeyim, seçim aslında senin nasıl bir hayat istediğinle alakalı. kedi seni bekler, gelir kucağına yatar, sonra bir bakmışsın çekip gitmiştir; kırılganlığı da özgürlüğü de aynı bedende taşır. köpek ise bambaşka, o seni kapıda karşılar, senin mutluluğunu kendi mutluluğu yapar, yalnızlığını omuzlar.
bazı akşamlar insan kedi gibi sessiz bir yoldaş ister, bazense köpek gibi sadık bir sıcaklık. ben ikisini de sevdim, ikisi de bana bir şey öğretti. ama şunu da söylemeden edemeyeceğim, hangisini seçersen seç, onun sana ihtiyacı senin ona ihtiyacından fazla olacak, bunu unutma.