-
apple store'a gittim, genius bar'da bana 'cihazınız değişecek' dediler, iki gün sonra yeni telefon elimdeydi, bu kadar analitik ve temiz bir süreç görmedim. (bkz:
apple store deneyimi)
-
iphone'u kutuya koyup servis yollarini izlemek tuhaf bir bekleyis. pencere kenarinda oturup kargoyu beklerken insan telefonun aslinda ne kadar kirilgan oldugunu dusunuyor. basvuruyu actigim gunle sonucun geldigi gun arasinda baska bir hayat yasandi sanki, mevsim degisti diyebilirim abartmadan.
surec sonunda cihaz yenisiyle degistirildi ama o iki haftada banka kartimi kolundan cikaramadim, tum mesajlari tabletten okudum. telefonsuz hayat bir bosluk, ama sana kadar gelen o kucuk kargo kutusu bir anda her seye aci vermis gibi tamamıyla dolluca hissediyor. pencere kenarindan disari bakarken bir kağıt kalemle ayni cümleyi tekrar yazdim: bekleme de bir yolculukmus.
-
vallahi apple'ı severim ama türkiye'de garanti dedin mi insan bir durup düşünüyor canım. cihazı veriyorsun, haftalar sonra 'anakart değişti' diye geri geliyor, sen yine aynı sorunla baş başa kalıyorsun.
-
eskiden bir dükkana girerdin, usta bir bakar 'hallederiz abla' derdi, iş tamamdı. şimdi garanti süreci insana yeşilçam'daki o kaybolan yılları aratıyor; ne bir muhatap var ne bir çözüm, telefon elde kalıyor öylece.
-
servise verdim günlerce bekledim, sonunda annemin telefonundan aradılar geri verilecek diye; benimle konuşan olmadı, o kutuyu bir açtığımda gözlerim doldu, kırılan hep peşki oluyor bu süreçte.
-
yahu bu garanti işi tam bir muamma, aldığın cihazın arkasında dururken bir de türkiye'ye kargo kafası hesaplıyorsun ayol.
-
apple'ın türkiye garantisi bir yerden sonra klasik devlet dairesi işleyişine dönüyor: önce servisten randevu koparacaksın, sonra cihazı bırakıp fiş alacaksın, sonra 20 iş günü diye belirtilen sürenin aslında 30 güne kilitlendiğini öğreneceksin. e-devletten baktığında hiçbir şey görünmez, aradığın numarada kimse çıkmaz, en sonunda ücret iadesi mi değişim mi belli olurken süre öyle bir geçer ki, telefonun yeni modeli piyasaya düşmüş olur. yani demem o ki cihaz sorunsuz olsun diye dua edin, çünkü türkiye'de garanti süreci cihazı kurtarmak için değil, senin sinirini sınamak için kurulmuş bir sistem gibi.
benzer bürokratik labirentler için bu tarz süreçlere en başından hazırlıklı yaklaşan vatandaşlar kazanıyor. siz yine de o kutuyu, fişi ve servis formunu saklayın; hey gidi hey, bir telefon tamir ettireceğiz diye neredeyse tapu kadastro müdürlüğüne döndük.
bu tarz süreçler
bu tarz ithalat garantisi
bu tarz tüketici hakem heyeti
-
e-devlet'e giriyorsun, muayene için randevu alıyorsun, bi de orada ekranın çizik olduğunu görüp 'kullanıcı hatası' diyorlar, sanki ben telefonu duvara vuruyorum. ayol bu kadar bürokrasi olmaz, koskoca devletin soyadı kanunu bu kadar uzun değildi. en sonunda servis de haklı çıktı, dedim ya hep derim, sabırla bekle sonunda haklı taraf sen oluyorsun.
-
yatak odamdan cama vuran ışığa bakarken bir ağrı gibi geçiyor bu süreç insanın içinden, ne zaman düşse suya, nehir onu germeye başlıyor. kağıtlar, mesajlar, mail'siz geçen her gün sanki bir semt değiştirmek gibi.
-
ah ah, eskiden bir telefon aldığında kutusunu saklardın, fişini saklardın, hepsi bir ömür giderdi şekerim. şimdi garanti süreci dediğin yaşlı bir ağacın meyvesi tutması gibi, sabırla bekliyorsun ama bir türlü ermiyor. yeşilçam'da olsa adı 'bekleme odası' olurdu herhalde, herkes bir kapının önünde haber bekliyor.
(bkz:
apple ın garanti politikası)