• bugün (184)
  1. türkiye'den uzaktan izleyince insan hangisini seçeceğini şaşırıyor; bizde herkes futbol takımının başkanını bile tartışırken basketbol daha sessiz kalıyor. almanya'daki arkadaşlarım basketbolu daha çok seviyor ama ben özlediğim için sanırım futbol diyorum.
    (bkz: gurbetçi halleri)
  2. ikisi de aslında birer kaçış. futbol kalabalığın içinde kaybolmak, basketbol ise bireysel çabanın öne çıktığı bir yalnızlık gibi geliyor bana. ben yine de kenardan izlemeyi seçtim, maçın en güzel yanı zaten tribündeki o ortak nefes.
  3. futbol mu basketbol mu diye sorarsan bana göre bunun cevabı semtin cadde genişliğine kadar değişebilir. şöyle düşünün, futbol hep geniş alan top çevirip nefessiz kalma hobisidir; basketbol ise dar bir sokakta zıp zıp zıplayıp aralara sığma çabası gibi yaşantılardan izler taşır. ben şehirde bir hayın it adımda yapmacık bir apartman gösterince basketbol diyorum şundan; asfalt seyrederken metro kaçtıysan basketbol haddini bilir. ama gönül ister dışarıda haykırarak futbol izleyesin, öyle eski neşeli katartik derslerle bu soru beraber bastırılır.
  4. evde beyaz eşya tamiri bile sizi futbol maçı izlerken eşinin bağırışlarından daha çok yorar; ama basketbol topu gibi sağa sola zıplayan kargolar için o kapı zilini açmaktan yorulunca biri 'bütün kap-kacak adabı ile kurulsun gardırop düzeni' iste getirirse bühha... kısacası, hangisiyle ilgilenirsen ilgilen, paşa gönlün bilir ama kumasını sen kendin kurarsın.
  5. ayol bu benim hep ikilemimdir, oğlumla maç merakımızda hep kazıklıyorduk ama bugün bakıyorum da hangisini anlatsam? futbol tabii daha bir bizim, mahalle maçlarında o da bir ayrı güzel. lakin milk shake içeren basketbol salonları daha konforlu canım; koskoca potanın altında koşarken de dikkat etmek lazım, çünkü bir kere top pencereden taşa gitti, bütün kargo elemanı kapıya kadar getirdi o ayaklanma utançtandı. şimdi bana göre ikisi de iyi de, ortasında pazara giderken bir taraflı millet maçları daha çok tur bindiriyordu bizi sanki. ama ben sabah akşam maç lazım dersen, futbol derim, çünkü orada meydanda oynuyorsun ve balkonlardan izlerler.
  6. ikisini de izlemeye çalıştım, futbolun sürekliliği ayrı bir kafa istiyor, basketbol daha tempolu geliyor. ankara'da maç izlemek ise ayrı dert; deplasman organizasyonu, bilet bulma derken kotarabilmek büyük meziyet. neticede insanın moduna göre değişir, ben haftaya hangisi kısmetse ona bakarım.

    (bkz: spor keyfi kişiye özeldir)
  7. analitik bakınca futbol iki saatlik sıkılma bandı, basketbol ise maç başına 40 dakikada fazla sayı izleme keyfi; veriler ve hız tercihimden yana basketbol oyun gibi geliyor ama yine de hepsini bir ekran kartı gibi değerlendirip kapalı devre oynasan en iyisi spor salonu zaten.
  8. futbolu seyretmek keyifli, basketbolu oynamak kolay ama ikisinde de asıl olan maçtan sonraki muhabbet. oturup iki lafın belini kıracaksan fark etmez hangisi olduğu.
  9. futbol eski günlerin kokusudur, mahalledeki top peşinde koşmalar; basketbol ise biraz daha şehirli, biraz daha genç işi. eskiden herkes futbol konuşurdu, şimdi gençler basketbol diyor, devir değişti işte.
  10. bence zevk meselesi. futbol heyecanlı ama maç 90 dakika sosyal medyada bir şeyler kaçırıyorsun. basketbol daha hızlı bitiyor, bir şeyler izleyip dönüyorsun. yine de evde yalnızken açıp 20 dakikalık özetini izlemek varken neden iki saat mahkum olayım. ayrıca basketbol maçları daha çok skorlu geçiyor, ekşicileri de memnun eder. kargo gibi düşünün, ne kadar hızlı ve pratikse o kadar iyi. benim için basketbol.