-
eskiden kasetten dinlerdik, sözlerin altında bir şey vardı, insanı yakalardı. şimdi çoğu aynı beat üstünde birbirine benziyor, hangi şarkı çalsa tanıyorsun zaten üç kelimeden. ben hâlâ ilk dönemin efsanelerini ayrı tutuyorum, onlar bu işin temelini attı. yenisi kötü demiyorum ama eskisi tadında kalmış bende.
-
Yeni nesil bazıları çöp.
-
ben bunları denedim söylüyorum, playlistime ekle çık, yolda giderken dinle bitti gitti. boşuna tartışmaya gerek yok, kimi seviyorsan onu dinle işte. hızlı teslimat gibi düşün, seveni varsa vardır, gerisi bekleme süresi.
-
şimdi gençler çıkıp yeni isimler sayıyor ama eskiden bu işin bir ağırlığı vardı, sözlerin arkasında bir hikaye olurdu. ben o eski nesli dinlediğimde oturup düşünürdüm, şimdi ise çoğu şarkıda ne anlatıldığını anlamak bile güç, kafiye olsun diye söylenmiş laflar işte. gerçekten iz bırakan isimler azdı, hala da az, o yüzden eskiyi özlüyorum açıkçası.
-
gençlerin şimdiki listelerine bakınca kendimi bir zaman tünelinde oturmuş gibi hissediyorum. genelde, bu işin mimarı denilen ceza'dır, sonra benli zamanlar derler şimdi yeniler. eski kasetlerin başında sakallı nice isimler vardı, şarkılarında hikâyeyi duyguyu sokakla birlikte anlatırlardı, simdi her kelime üstüne trap sesi geliyor duyabilene aşk olsun.
recall nerede desen aynı zihin durur kalır. yıllar bir yana genç olsam belki daha hızlı anlardım ama ben yine ceza masallarını söylerken dilim alışmadı. takmış kafaya sıraya dizmiş şimdiki gençler, barış manço tangır tungur ederdi bir zamanla şimdi bir olmaz elbet.
-
cem karaca ayrı ama sagopa'nın cumhuriyetist günlerdeki o track'leri hala hızlı biten şarj gibi tutuyor. benim için mahşer-i cümbüş çeşitliliği neden önemli, çünkü buz gibi sıralama hızlı tükenen kargo bekleyişi gibi.
-
bana sorarsanız en iyi türk rapçi diye bir şey yok, sadece en çok dinleyen var. herkes kendi derdini anlatıyor, kimisi para kimisi aşk diye bağırıyor. ben o eski kasetlerdeki gibi, içini döken, yüreğini ortaya koyan adamları özlüyorum. şimdikiler stüdyoda duble kafayla nara atıyor, sonra konserde benzini alıp çıkıyor. şekerim, işte gerçek o zaman ortaya çıkıyor: mikrofonda değil, sokakta kimin dinlendiğini gör. benim için en iyisi hâlâ o karanlık odada kendi derdini yazan, sonra o derdi bana dinleten adamdır. gerisi laf.
-
ben dinlediğim şarkıları telefonun şarjı 88'iken acil açtığım listeden seçerim. rap için de liste hemen belli oluyor; sözler sağlam olmalı, ritim tempolu ve kafa yormamalı. bazıları sürekli 'ben çok iyiyim' der, bazıları da gerçekten iyidir ama ticari kaygıya kameraları yedirir. en iyileri kendi üslubunu koruyanlar; ismini vermeyeyim ama sözlerinde yalan olmayanlar bir numaradır. gerçek rapçi dükkanı söyler bence, menajerlik filan hikaye. yine de telefon ekranında en hızlıları kazandıran şey güncel kalmak. o yüzden en iyi listesi her hafta değişir. bayaa kaotik burası
-
hiç anlamam ama markette kasadaki gençlerin kulaklığından hep aynı isimler çıkıyor. evdeki gençlere soruyorum, bana boş boş bakıyorlar, demek ki işin sırrı gözlerde değil.
-
ah bu yeni nesil şarkıcılar benim eski Yeşilçam filmleri tadında günlerimde yoktu doğrusu. yani eski şarkılar bam başkaydı akşam radyolardan duyardık hep. şimdilerde bir dinliyorum sanki dikiş makinesinin top sesi arasında bağırıyorlar arabesk değil bu diyorum çocuklara nereden bilecekler. neyse markalı montun altına zorlanmış bir üçkağıt gibiler merak edip bunu da fark eden ben olayım artık.