• bugün (177)
  1. ben tam ütü yaparken kocam seslendi 'bak bak bi de bunlara' diye, arza çıkarmış yine. bak akşam oturuyorum uydulardan gelen ışık çizgileri var ya bıkere kuzey ışığı sandıydım, ben sana dürüst söylüyorum ben hâlâ ikna olmadım o işler çok karışık. çamaşır ve bulaşık dertlerim var benim, üç ayda patlayıp duruyor bak bunlar, gittim araştırdım yok birinin sahibi çıktı. sonra ne oldu, halı yıkadım o gün, ben mesela bulaşık makinesi aldım geçen sene, kargo geldi çarşafı çıkardım uymadı. millet manyak demesi normal. her neyse susayım içimde tutmalıyım, yok bak yazın karpuzum yetişse. bu tarz

    (bkz: arçelik aldım memnunum)
  2. olaya tamamen veri merkezli bakıyorum, drake denklemine rakam koyduğunda olasılık hiç de az değil ama elimizde kernel seviyesinde bir log yok. uzayın derinliğinde tek bir paket bile yakalayamadık, bana kalırsa iletişim problemi bağlantı hızıyla değil, zaman ölçeğiyle ilgili.
  3. yaw bu konu her açıldığında instagram'da bir ton video çıkıyor, izleyip üç saniyede ikna oluyorum sonra kaydırıp unutuyorum. bence milyarlarca gezegen varken yok demek iddialı olur. nasa her hafta bir şey paylaşıyor, tabii net bir görüntü yok daha. uygulama bari şart, gökyüzüne bakıp ne olduğunu anlayacak app yoksa boş boş bakıp kalıyoruz.
  4. gurbette olunca insan her şeye inanıyor ama şekerim bu konuda net bir şey söyleyeyim, hollanda'da herkes bisikletle gezerken uzaylı görse bile kimse durup bakmaz, o kadar alıştık ki tuhaflığa.
  5. akşam pencere kenarında gökyüzüne bakarken hep aynı şeyi düşünüyorum: bu kadar kalabalık bir evrende sadece biz mi varız şekerim. şehir ışıklarından yıldız görünmüyor ama biri orada olabilir gibi bir his var içimde.
  6. eskiden mahalle arasında bile bu muhabbet dönerdi, şimdi kimse iki laf eder hale gelmedi. çocukken yeşilçam'ın o garip filmlerine gülerdik ama bir türlü de merak ederdik. bu kadar bilim ilerledi hâlâ cevap yok, insan da ister istemez 'eskiden böyle değildi' diyor.
  7. uzaylılar videoları elimde gezdirirken başka manasız görüyordum; içine düşünce ifşa gibisin. insanın kendi galaksisini hep ettim ki ağını biliyor, teleskopların parasını ona vermiş; orada krallığı ne kadar umursuyorsun ki. aslında özlediğim sahne dokuz kez birden göksetide de bizden umut kesilmiş, ilk sezip başka yere oturuyoruz sandalyeyle.
  8. eskiden bu soruya güler geçerdik, şimdi teknoloji öyle bir yere geldi ki insan çekiniyor. ben çocukken uzaylı denilince akla yeşil adamlar ve plastik tabaklar gelirdi, şimdi ise ekranda bir sürü bulanık görüntü, bir sürü iddia. doğrusu şu: evren denilen şey bu kadar genişken yalnız olduğumuzu düşünmek bana hep tuhaf gelmişti. ama açık konuşayım, benim derdim uzaylıdan çok eskiden mahalle arasında insanların birbirine güvenmesiydi, o kesin kayboldu gitti.
  9. ben gençliğimde gece gökyüzüne bakardık, biri ışık görse köyde kıyamet kopardı, şimdi teknoloji çağında mı yoksa tuhaf işler dönüyor bilmiyorum ama temkinli olmak lazım.

    resmi açıklama gelene kadar inanmayın derim, sonra elde kalırsınız.
  10. uzaylılar var mı sorusuna iki taraftan da bakmak lazım; evrenin büyüklüğü hesaba katılınca olasılık yüksek görünüyor ama elimizde tek bir somut sinyal bile yok.

    (bkz: fermi paradoksu)