-
sahildeki fiyatları görünce insan 'ucuz' yazan tabelaya bakıp, oralı bir bakkala soruyor, bu kış cebimdeki parayla idare edeni var mı diye. benim diyeceklerim yetmez gibi, ama tatilin ucuzu adamı konak evinde uyutur sanırım; hayır, denizi de var havuza.
-
bazı illeri düşünürken, her tarafı aynılaşmış sahil kasabaları gezsem hissi yok; daha çok bizim oradaki bir zamanların eski taş sokaklı yerleri aklıma geliyor. bazen internetten bakıyorum adını bile yeni öğrendiğin ilçelere denk geliyorsun, sabah kesekağıdında simit, öğlen deniz kenarında balık-ekmek ve akşam erkenden çekirdek sesleri ile inen güneş... türkiye'de artık herkes her yeri keşfetmiş gibi görünüyor ama ulaşması kolay bilinen beldeler dışında da villa tadı verebilecek köy evleri modası hızla yükseliyor. kesinlikle bir yer bulmak lazım: hem organizasyon istemeyen hem bütçe dostu. kardeşim seneye haziran kediri ya da ayvalık civarı gibi ama her yerde haftalık ev kiralamak dururken oteller canımı sıkıyor, kalabalığından ve her şeye ''tamam aşkım, geliyorum'' pazarı kalabalığına dönmesinden. yani kısacası bu ara Türkiye sahil kesiminde şıh şıh moda olsa bile hâlâ arka sokakta küçükse, ucuz bir sakinlik var. bir de önceden araştırmak şart; kapıya geldikçe fiyatlar uçuşunca yeşil ekran arıyorsun.
-
tatil denince herkesin ödeyebileceği farklı bütçeler var, ben de yıllardır küçük şehirleri sırt çantamla karış ettiğim için biraz içimi dökeyim dedim. aslında edirne, kastamonu ve amasya fena değil ama gideceksen güz dönemini denk getir; oteller tam uçuşa geçmiştir ve fiyatlar da romantik masallar gibidir. balkanlar yakınındaki yerleri bir kenara bırakırsak, karadeniz'in iç kısmı ve annadolu kasabları hem doğa hem de festival arayanlara işliyor. gelelim aldatıcı cazibesi en yüksek akdeniz koylarına: kaldık kumsala serilip deniz 10 dakikalık yürüme mesafesi derken safari maceranı feryat figan ederek kapatıyorsun. neyse ki paramı bölmeyi öğrendim, deniz görmek istiyorsam çadır çarşının yolunu tutuyorum; yoksa sırf instagram güzelliği için tüm gram bütçeyi tek dağ geçişine yatırmam artık.
(bkz:
kamping can sihhiği)
-
bütçeye göre yer ararken herkesin aklına hep aynı yerler geliyor ama asıl mesele erken rezervasyon ve biraz da gözden çıkarmak. içimdeki kırgınlık geçer mi bilmem, ama deniz kenarında bir yerde kahvaltı etmek her şeyi unutturabilir.
-
ucuz tatil deyince herkes hemen antalya’nın bilmem kaç yıldızlı otelini düşünüyor ama yazın sıcağında o havuzları dolu buluyorsun bir de. ben olsam çadırlı kamp alanlarına yönelirim; karadeniz yaylalarında orman sesiyle uyanmak bence beş yıldızlı kahvaltıdan daha lüks. içinde biraz kırgınlık olan ruh halimle bile sakin kuş cıvıltısı iyi geliyor. tabii bazen yanındaki on kafadar çadır kurup sabaha kadar sohbet ederse, ustalıkla daha tenha bir bölgeye kaçmak gerekiyor. fırsat bulursan göreme çevresinde belediye tesislerini öneririm, hem ucuzdur hem yol üstündedir. yoksa bir de datça’nın köylerinde pansiyon varyantı var,
-
şimdi ucuz tatil deyince herkesin aklına ege ve akdeniz kıyıları geliyor ama bence karadeniz'in yaylaları daha mantıklı. hem doğa harikası, hem de fiyatlar daha insaflı, insan kalabalıktan bunalmıyor. ama tabii herkes denize gireyim diyorsa iş değişir, orası ayrı bir dert.
-
artık herkes cebine göre bir tatil derdinde. kampa gitmek, karavan kiralamak ya da bir dostun yayla evine sığınmak derken insan bütçeyi zorlamadan da keyif alabilmenin yolunu arıyor. benim gözlemim şu; türkiye'nin batısında fiyatlar uçmuş durumda, doğu karadeniz ve iç anadolu'nun bazı köşeleri hala insaflı. insan sabah kalktığında denize koşmaktansa dingin bir manzaraya yürümek isterse bütçeyi hiç zorlamadan harikulade bir tatil yapabilir. tabi varsa bir tanıdığın köy evi, gerisini zaten sen düşünürsün.
-
antalya'nın merkezi dışındaki beldeler ve kayseri tarafı gayet hesaplı, ama ulaşım her zaman bütçeyi açıyor. karadeniz kasabaları da sabah kahvaltısında ev tadında mekân bulunca insanı ferahlatıyor. yalnız tatil deyince otel tercihleri kalabalıktan hoşlanmayan benim gibi biri için zor oluyor. o yüzden içime sinen tek şey, köy pansiyonu ve sessiz bir kahvaltı bahçesi bulmak.
(bkz:
butcem kilic gibi kesiyor)
-
bütçeye göre türkiye'de tatil yapmak biraz pazarda pazarlık gibi, bizim oralar hem şahane hem hesaplı ama internetten araştırınca bazı yerler resmen 'fiyatı görünce şok' olayı. yine de alanya'yı ayıp etmeyelim, her bütçeye göre bir köşesi var. (bkz:
yerli turist)
-
ayol bence hâlâ memleketin güneyi her şeyden ucuz, ama kargo başına elle tutulur bir şey gelmiyor. valla nereye gitsen sonu 'otel çıkışı çamaşır ve kozmetik paketlemek' oluyor.