-
gidip de pişman olanı da çok gördüm, on senedir gidip hâlâ anlatçak bir şey bulamayanı da. iki tarafı da görelim dersek: iyi bir terapist hayatını baştan kurdurmaz ama nereden bakman gerektiğini gösterir, o yüzden kimine pahalı bir sohbet gibi gelir, kimine de ilk defa susturulmadan dinlenmek gibi.
benim esas şüphem ekol çokluğu. herkes kendine bir okul seçmiş, biri travma der, biri çocukluk der, biri sadece şu ana odaklan der. netice itibarıyla koçla karıştırılmadığı sürece işe yarayan bir şey, lakin altını çizmem gereken şu: eczane değil burası, üç günde etki beklemiyorsun.
-
ilk seanslarda ne anlatacağımı bilemeden susuyordum, sonra bir bakmışım iş yerindeki mobbingten, kırılmış ilişkilerimden, hiç kimseye söyleyemediğim şeylerden bahseder olmuşum. iyi geldi mi, emin değilim; ama en azından artık içimde tutmuyorum, o da bir şey.
-
benim gibi 40 yıllık memur adam için seans ücretleri resmen e-devlet şifresi gibi karışık. sgk bunu karşılamıyor mu acaba diye sordum, doktor hanım güldü sadece. ne anladım ben bu işten, cebimizden veriyoruz sonra bir de duvara konuşur gibi yine kendi kendimize anlatıyoruz. söyleyecek çok şey var da neyse, kaç yaşından sonra alışıyoruz işte.
-
eskiden sıkıntısı olan kendi içine dönüp bir çözer ya da komşuya anlatırdı, şimdi herkes bir kanepeye uzanıp saat kiralıyor. tabii bu da bir ihtiyaç haline geldi, kimseyi hor görmüyorum ama o eski sohbetin, o sabırlı dinleyişin yerini dakikalarofla ödenen seansler aldı. insan bir kere alışıyor anlatmaya, sonra anlatacak bir şey bulmak için yaşıyor sanki.
-
burada almanya'da terapi randevusu bulmak neredeyse ev bulmak kadar zor, oradan bakınca türkiye'deki arkadaşların anlattıkları bile içimi burkuyor. insan bir yere ait olmadan terapi alıyor ama asıl derdi hangi ülkede olduğunu çözememek oluyor.
-
ben denedim söylüyorum, üç seans gittim. adam anlatıyor anlatıyor, ben not alıyorum bi market listesi gibi. sonunda "bu kadar" dedim ve kendi kendime çözdüm. arçelik teknik servisi gibi, arayınca çözülüyor ama sabır lazım.
-
gülmekten karnım ağrıyarak çıktığım seanslar da oldu, düşünerek çıktıklarım da. iyi ki gitmişim, hayatı daha güzel görüyorum. kargo derdim her neyse bakalım, bu da kargolanan bir şeyler gibi üstesinden gelinir.
-
ilk seans hariç aslında hızlıca geçiyor, randevu almak bir kargo kadar hızlı değil meğer. kısacası uygulama kurup iptal etmekten şifa yok, en iyi terapi bazı şeyleri üstü kapalı bırakıp akışına bırakmakmış.
-
terapiste gittim, bana 'babanı affet' dedi, ben de dedim ki evladım sen önce kendi faturalarını öde de görelim. oturduk konuştuk 45 dakika, çıkarken bana 'yolun açık olsun' dedi, asıl yolun açılması gereken ona.
-
ilk seansımda kargomun nerede olduğunu anlatır gibi başladım, meğer her şeyin bir teslimat süreci varmış. terapistim bana 'paketiniz dağıtıma çıktı' dediğinde ilk kez kendimi bu kadar rahatlamış hissettim. şimdi her hafta içimdeki kaygılarla yüzleşiyorum; bu da en az indirim kuponları kadar heyecan verici.
bu tarz içsel detoksu herkese öneriyorum, çünkü zihinsel kargom gerçekten yerine ulaşmaya başladı.