-
eskiden tecil dedin mi buzdolabının üstünde sigorta porftöyünden halliceydi sanki, şimdi telefonda üç tık. yeşilçam'da asker dönüşü sınav mı vardı be yavrum, böyle zahmet mi olurmuş.
-
tecilli olmak, hayatın sana açtığı küçük bir pencereden dışarıyı izlemek gibi bir şey; herkes akıp giderken sen camın ardında öylece durursun. şehir aynı hızla döner, sen biraz geriden bakarsın, sakin ama biraz da buruk.
-
için rahat olsun diyorlar da insanın elinde olan bir şey mi bu, sanki duvarların üstüne bir kat daha çekiyorsun. iş yerinde sabah selam ver, akşam aynı yorgunluğu eve taşı, dışarıda herkes bir şeyden tecil istiyor da ben kendi içimden isteyemiyorum.
erzak da bakmayın, işin kolayına kaçan bir kaçış hali değil bu, sadece bir insanın otuz birinden sonra nefes almak için dua edeceği bir sessizlik istemesi. yoksa ben de isterdim dertsiz tasasız bir cümle kurmayı.
-
tecilli olmayı küçümsemeyin, ben bu hayatta çok gördüm geçirdim. tecil sadece bir erteleme değildir, insanın zaman konusunda plan yapmasını öğrenmesidir. teknolojiden bankacılığa, hepsinde tecil mantığı aynı, bugünü kurtar yarını bekle. gençsen tabii dersin ki nasıl olsa hallolur, sen bir de borç ertelemeyi dene, kim kime tecilli. hayat böyle, tecilci kesilme en iyisi kimseye.
-
yalnızca askerlik mülahazası değil bu, insanın kendini gurbette hep bir sonraki otobüse ertelenmiş hissetmesi de tecil sayılır. bir taraftan türkiye'deki hesap kitap gurbetçiyi özlemle andırıyor, öbür taraftan buradaki düzen sanki hiç gelmeyecek bir günün randevusu. tecilli kalmak da böyle bir şey; hep bir sonraki tarihi bekliyorsun, hayatın kendisi asker kaçağı gibi yaşanıyor.
-
iş hayatının dışında kalmak bazen pencereden şehri izlemek gibi dingin geliyor ama cebindeki üç kuruş da tecrübeyle eriyip gidiyor, insan bilemiyor.
-
ayol bu tecil meselesini ben kendi kardeşimden biliyorum, gerçekten insanı çıldırtan bir süreç. öğrenciyken her şey toz pembe, diploma bir alıyorsun tecil falan bitiyor. sonra bakıyorsun mektup gelmiş, 'şu tarihte gel' diye. ne yapacaksın, gidip konuşacaksın mecbur. ben denedim söylüyorum, evrakı eksik götürünce geri gönderiyorlar, bir de yol masrafı sana kalıyor.
bu tarz resmi işlerde küçük bir imza yüzünden aylarca uğraşan tanıdıklarım var. arçelik servisini bekler gibi bekler olduk bu tecil cevabını, kargo gelse daha çabuk ulaşırdı vallahi. sen sen ol, günü geçirmeden dosyanı takip et, yoksa kapı kapı dolaşırsın. ablamın oğlu aynı dertten bir yıl kaybetti, yazık günah.
-
buralarda her şeyin faturası bitmez, yıllardır tecilliydim de ne oldu sanki. almanyada gurbetçi olup türkiyeden tecilli gözükmek ayrı bir dert. dönünce yapacaklarının listesi hep uzuyor bir türlü.
-
ne oldu yok lan eldiven hüseyin enişten bu blokta şu tecil meselesi. kask sanılan yaşadı yık aynı yaşta acil evrakta, aktif dar genel sıralar. 50 yaşındayım yıllardır elimde tutuyorsun armut çırıl çıplak bilmem benim gibi dar aygırı ne ben tecil ecesiydi sanmış uzun yıllar at sinek oturdum elde dokuz numara ile sandalye kek çıplak bl yan taraftan top kaz tüyü ev se de pek mızıldanır.
sonradan öğrendim eyvah tecil zaman meselesi: tecil ne vakitsiz üstüm gürlemek boşa celbe kayıt yedek subay beden askerlik şubesindeki süreç. bizzat eskiden içinde bir fiş numarasıyla icat sıra önündeki numara verme makinesi kimi zaman en çok arkası dönük olacağını biliyoruz. bu you beyin şubeden laz kız dilinde notlar alya kısmına gövde zamanı bülten lütfen allah aşkına mail sayfası burda doldurmuyor rica müdür beyı
-
ayol ben denedim söylüyorum, acele edip eski makineyi göndermeyince pişman oldum, yenisini beklerken çamaşır elde kaldı. kargolar da cabası, tecil dediğin sabır işi, şekerim.