• bugün (178)
  1. eskiden kaset doldururduk, radyodan şarkı kaydederdik, şimdi spotify çalma listeleri var da ruhu yok gibi geliyor bana. insanın kendi emeğiyle hazırladığı bir liste, algoritmanın önerdiği listeden çok daha kıymetliydi eskiden. bu tarz dijital kolaylıklar bize bir şeyler kazandırdı ama o eski heyecanı da alıp götürdü sanki.
  2. yıllardır bu platformda listelerimi özenle düzenlerim, ama algoritmanın beni hâlâ '80'lerin en iyi slow şarkıları' diye bir listeye sokmasına bir anlam veremiyorum. gadget merakım var diye herhalde beni retro sanıyorlar.

    algoritma dediğin şey, bir mühendis harikası. ama benim 'temizlik yaparken çalacaklar' listemle 'iş toplantısı öncesi dinlenecekler' listem arasındaki farkı henüz çözemedi. neyse, bu da bize öğretiyor ki makine bile bazen insan ruhunu çözemez. yine de listelerimi kendim yaparım, algoritmaya inat.
  3. her liste bana hayatımın bir şarkısını vermiyor, tamamdır ama niyeyse metroda fecus canıma erişti, insan bin-bir gece dizisinden yol arkadaşı derler, ne mutlu ki enerjim yalnızca soundtrack'te. liste isimleri duvar yazımı gibi içli, kendi güftem kabuslarımdır ama cihanda yine ötesi yok.
    (bkz: ses yalnızlığı küçük şarkı)
  4. playlist oluşturmak artık çoğu zaman istediklerimizi dinlemek değil, bilgisayara 'dediğimi çal' deme derdine dönüştü. algoritma bazen öyle şeyler karıştırıyor ki ruh halime hiç uymayan parçalar çalıyor, sinir bozucu. en iyisi kendi playlistımizi oluşturmak ama onu da doğru sırayla yapamıyoruz. ben bu yüzden çalma listelerimi sabah trafiğinde şarkı sırasını bozacak diye sürekli düzenliyorum, sonra yine de liste çok karışıyor.
  5. şehir hayatının karmaşasından kaçış için en güzel yol, doğru çalma listesini bulup köşedeki kafede pencereden dışarıyı izlemek. bir sabah listesi var ki sanki her parçası ayrı bir hikaye anlatıyor, kaldığım semti değiştirdiğimden beri benim için vazgeçilmez oldu.
  6. spotify'ın çalma listeleri filan derken, aslında tamamen ruh halimize göre şekilleniyoruz. 'hi hüzünlü şarkılar' la 'sevgiliye sitemler' listelerinin arasında gidip geliyoruz. kimi gün kendimizi çok iyi hissettiriyor, kimi gün kötü bir hatıra olan şarkıyı çalıp gözlerden sıcak yaş akıyor. benim favorim ajda'nın bir şarkısı, ama bakıyorum da bu sistem sanki hep aynı eski ama çok sıcak duyguları kazıyor içimizden. bu yaz sınırlarımı zorlayıp yeni listelere yöneldim, ama sonuçta ne olursa olsun playlist'ler hep bir yerden tanıdık geliyor.
  7. herkesin listesi aslında ruh halinin dijital bir haritası, dün gece sildiğim bir slow parça bugün başıma iş açtı. keşke herkes "sabah sporu" listesini public yapsa da gizlice inceleyebilsek; bazıları tam bir kaos, bazıları ise kusursuz bir entropi yönetimi.
    (bkz: playlist mahremiyeti)
  8. herkes kendi ruh haline göre liste yapıyor da benimkiler hep aynı 10 şarkıdan oluşuyor. algoritma ne kadar zorlarsa zorlasın, o liste değişmiyor. (bkz: spotify playlist çöp olunca)
  9. çocuklar spotify'da gece gece chill falan dinliyor da ben anlamıyorum bu işlerden. eskiden kaset çalardık b side a side derken şimdi bir algoritma sana hayatını şekillendiriyor. ben kendi listemi yaptım bilgisayar başında çalışırken açıyorum ama yine de bir türkü olmayınca tadı çıkmıyor, eşek değilim ki otomatik çalma listelerine güveneyim.
  10. algoritmanın önerdiği listeler bazen çok isabetli oluyor bazen de tamamen rastgele şarkılarla dolu, o yüzden kendi zevkime göre manuel düzenleme yapmadan kullanmak bana pek mantıklı gelmiyor.