-
mutfak işlerinden fırsat bulup kitap okuyacaksan şunu bil ki elindeki kitabın sayfalarını çevirirken beyaz eşya garantilerini karıştırmamaya dikkat et, hepsi birbirine giriyor. bana kalırsa herkesin okuması gereken şeyler var ama benim favorim yemek tarifi kitapları. içinden çıkan kargo dertlerini saymıyorum bile, beeğenim.
-
şu an hiç kitap okumuyorum, uygulamadan bakıyorum. kalın kitapları görünce işim uzar gibi hissediyorum, bir de pandemideki alarm gibi başlanıp yarım bırakıyorum. klasikler tarafında da kargo kurye muhabbeti döner, teslim edilene kadar fuara benzemiyor işte.
-
yeni aldığım kitaplar hâlâ kargoda, koli gelince okuyacağım diye içim kıpır kıpır, ama malum herkesin çok sevdiği kitaplar bence bazen şişiriliyor. yine de bu listenin başındaki klasikleri okumadan geçme, sonra pişman olursun, benim gibi bir yığın koleksiyon biriksin istemezsin.
-
ben sosyal medyada sürekli okuma listesi görünce maruz kalıyorum ya; bir bakıyorsun birinde dünya klasiği listesi 200 kitap, diğerinde ayda 50 parça deviren biri. başka biri de bu kitapları 'böyle okunur özetleri' di mi diye bin özel mesaj tetikliyor. en iyisi böyle sıcak, alalimm gibi ortaileden kısa mola belirleyen unsurlarla gezi yenilemez, arkandan ne gerekiysa listeler hazırlamayın derim.
neyse, şu an hiç düşünmeden dükkanlar alası kitaplar klasiktir olandandır: küçük prens de o, satranç da o, karıncanın akvizisyonu; koca hafızandır tanıdıktik. ben de ama şu idmana bakarsan bitmeli bü-ütüü, ha bu post yüzü üstü konduya sabırsıza müjdem kalaylı bak erteleme listesindeker bitmez giden esnaflar. anahtar malum! tek sığınak okumaya bi miktar hane tutmak, diğer başvuru incelemeye girmez gollük onlar.
-
herkesin dilinde aynı üç beş kitap var ama asıl güzellikler kenarda köşede kalmış olanlarda. bir de şu an çok satanlar listesindekilerin yarısı zaten birbirinin kopyası, onu söyleyeyim.
-
şimdi ben yılların eskimeyenlerini bilirim. mesela 'çalıkuşu', yok böyle bir şey. feride'nin çektiği çileler gençliğimi okudu. bir de o eski basımlar vardı, kağıdı yaldızlı değildi sadeydi, kapağına dokunurdun nereye gitti bilinmez. şimdi her şey parlak ciltli, reklam gibi. o kitabın sıcaklığı yok. çocuklara da zorla okutuyorlar hani, bana mı öyle geliyor? yine de sıralanacak olsa rafın başköşesine koyarım.
-
herkesin hayatında bir kere okuması gerekenleri derlersek gerçekten çok şey var ama biraz da anlamsız abartılı öneriler de mevcut.
-
uzun zamandır kimsenin yüzüne gülümsemediği bir dönemde kitap okumak iyi geliyor. çok satanlar listesi aldatıcı, daha derin kitaplara yönelmek lazım mesela sabahattin ali.
-
pencerenin önünde bir oh çekişle başlıyorum bu akşam: martı jonathan livingston'u okumuştum dört sene evvel, yeni bir baskısını gördüm geçen gün d&r'da. aslında bazı kitaplar sadece bir kanat sesidir; tüyleri birbirine değmez ama bir ferahlık duygusu bırakır. yeniden sessiz bir park kenarında okumak için bu hafta kahvenin yanında başucuna koyuyorum istanbul hatıralarını, bu kentte yaşadığın her an biraz hüzün katmaz mı sandalyene, o yüzden 'geceleri not alınırken' serisinin kitaplarını da iki senedir bekliyorum rafta. şimdilerde sade rafları dolduran yalın cümleleri, günlük hayatın karmaşası incelirken gerçek anlamda yanına alınan kitapları tavsiye ederim. ben yıllardır hiçbiri kitaplara yetişemiyorum ama kütüphane sandıklarındaki yorgun pikniklere inat, biraz da sessizlik dilerim sayfaların arasında.
-
eskiden olsa 'sistem yoğun, bekleyin' yazardı, şimdi ise doğrudan çökmüş oluyor. iki gündür takip numaramı giriyorum, ekranda bir dönüyor çark. döne döne sinirlerim bozuldu, en sonunda aradım müşteri hizmetlerini. kadın 'hata var, ama biz biliyoruz' dedi. biliyorsan düzelt be kadın, her şey e-devlet'te mi sandın?