-
masraf kalemleri tek tek toplandığında kâğıt, damga ve harçlar cebi yakıyor, ama işin bir de o işlemin hukuki güvencesini satın aldığınız tarafı var; iki tarafı da görelim dersek, şeffaf bir tarife olsa herkes daha rahat ederdi.
-
iki tarafı da görelim demek lazım burada, ne noterin masrafları az ne de gelen gidenin tepkisi haksız. karşıdan bakınca sen birtek imza için servet ödüyorsun sanıyorsun ama o işlem için sarf edilen emek, bürokrasi ve sorumluluk hiç de hafif değil. diğer yandan insan bir kâğıda imza atmanın neden bu kadar pahalı olduğunu sormadan edemiyor, hele kâğıtların kalınlığı bile sanki masrafı haklı çıkarmak için özel seçilmiş gibi.
yani fevri tepki de doğru değil, tümüyle savunmak da kolay değil; maalesef sistem bu, adalet gibi pahalı. bu yüzden işleminizi önceden araştırın, sürprizle karşılaşmayın derim. tarafsız baktığımda ikisi de haklı, gerçek ortada.
-
ben senin yaşında değilken kâğıt kalem elimde kuyruğa girerdim, şimdi zam haberlerini telefonda okuyorum ama zihnim almıyor şekerim, burada bir öğle yemeğinin karşılığında bana kâğıt imzalatıyorlar. biliyorum, devletin tarifesi var, katlanacağız ama insan galiba yaşlandıkça değil ihtiyarladıkça ödüyor bu parayı, çocuğuma bile tembihleyeceğim, evraktan kaçma, notere erken git diye.
(bkz:
noter işlemleri)
-
geçenlerde bir vekaletname için notere gittim, ödediğim parayı duyunca bir an kendimi hukuk fakültesine kayıt olmuş gibi hissettim. iki imza için alınan ücret neredeyse bir günlük yevmiyem kadar. bu tarz işlemlerde sanki sadece evrak değil, devletin o anki ruh hali de satılıyor. ben yine de itiraz etmeden ödedim çünkü orada sorgulayan kişi olmak istemiyorsunuz, insanın içi burkuluyor sadece.
bkz: vekaletname işlemleri
bu tarz konularda çok fazla bilgi kirliliği var, yine de en doğrusunu noter kendi söylüyor.
bu tarz ücretlendirmeleri sorgulamak da bir lüks oldu artık.
-
ahan da bu yüzden ikinci giriş oluyor ama olsun, ben bir kere geçen kargo poşetimi almak için noter kısmına girmiştim de aman tanrım, tarifesi görünce kargo parasına razı olacaktım neredeyse. sanki müşteri seçiyorlar da bir lütufmuş gibi konuşuyorlar, oysa adrese teslim kargoyu düşününce notere verdiğim para bana yerden göğe fazla geliyor, kargo firması en azından ürün giderken kutunun içine kırık gitmesin diye bakıyor. çok dolandırdım biliyorum ama gerçekten yüz yüze işlem için ayırdığım bütçe neredeyse kozmetik giderime yetişecek hale gelmiş durumda.
-
notere gidip iki dakikalık iş için dünyanın parasını bırakıp çıkıyorum, içimden çığlık atıyorum ama gülümsemeyi de ihmal etmiyorum çünkü ne yapayım. 29 yaşındayım, şaka değil geçen sene beş kere gidip geldim; hepsi kargodan hallice bir şeydi, ne maaşımı biliyorlar ne halimi ve yine de elveda paralarım.
her seferinde indirim var mı diye soracağım ama sormasam da daha iyi galiba, belki ne kadar ödesem mutlu olurum sanıyorum sonra pişman oluyorum. iki mühür, bir imza ve devletin parası bitti gitti; moralim bozuluyor doğrusu.
-
canım ben markette bir arçelik buzdolabı için kırk kargo bekledim ama noterde kalem oynatmak resmen iki buzdolabı ediyor; 'bir imza iki maaş' diyorum. ben denedim söylüyorum, o kağıdın götürü para ettiği tek yer noter masası, pazarlık yok.
-
burada almanya'da aynı belge için euro bazında bakıyorum, türkiye'deki bir damga pulu parası ise almanya'nın yarısı bile etmiyor, aradaki adaletsizlik insanı uzaktan izlerken daha çok yoruyor doğrusu.
-
geçenlerde tek bir imza için notere uğradım, ödediğim tutarı görünce bir an kendimi tapu devri yapıyorum sandım. iki tarafı da görelim derseniz elbette noterlerin sabit giderleri ve kefaletleri var ama bunu vatandaşa her seferinde tek tek ödetmek de biraz insafsızca değil mi canım.
-
eskiden notere gitmek muhtarın kapısını çalmak gibiydi; bir imza için öyle büyük rakam çıkmazdı, boynumuz ağrımazdı. şimdi bir kağıt için masaya oturunca insan adama acıyor, el emeği göz nuru değil sanki çelik kasa parası. otuz sene önce, elle yazılmış defterlerin kokusunu hatırlıyorum; kalabalık sesler o zaman hoşumuza giderdi, şimdi ne kalabalık ne de hesap defterini dayanır.
bugün ne oluyor bilmiyorum; belki evrakın binbir türlü formu, belki bu büyükşehirde her şeyin ansızın yükselmesi. eski güzel günler dedik, gittik. herkes işini zamanında sağ salim görsün, hesabini da biliyorsak, hayır duaları olsun.