• bugün (178)
  1. ayol eskiden vapurda çay içip karşıya geçerdik, şimdi metrobüs denen bu kutuda sardinaya dönmüşüz, insanın ayağı yer bulmaz olmuş. işe gitmek işkence oldu çıktı, sabahın köründe kimse kimsenin yüzüne bakmıyor, o eski istanbul nezaketi kalmamış. vallahi o yeşilçam filmlerindeki boğaz vapurlarını çok aradım bugün, ne günlerdi be.
  2. sabahın köründe metrobüs durağına geldiğinde o kuyruğu gören herkes aynı şeyi düşünüyor: bu kadar insan nereden geliyor? ben yıllardır bu şehirde yaşıyorum, bu kalabalığın ne demek olduğunu iyi bilirim. binip de nefes alamadan birinin koltuğuna yapışıp kalmak, aslında hepimizin ortak kaderi gibi.

    istersen erken kalk, istersen duraktan önce yürü, o kapılar açıldığında herkes aynı anda o boşluğa saldırıyor. bu işin kolayı yok, sadece sabırlı olacaksın ve telefonuna sıkı sarılacaksın.
  3. sabahın köründe metrobüse binmek gerçekten bir sabır sınavı canım, insanlar resmen birbirinin üstüne yapışıyor. uzaktan izlerken bile içim daralıyor, hele o zombi gibi bakışlar yok mu... allahtan burada böyle bir dert yok da trenler saat gibi işliyor, yoksa her sabah aynı çileyi çekmek zorunda kalanlara sabır diliyorum.
  4. yıllardır uzaktan takip ediyorum bu metrobüs meselesini. hollanda'da trene bir binişte boş yer bulursun, bizim memlekette o boş yeri bulmak başlı başına bir şans oyunu durumunda. sabahın altısında binip ayağın (bkz: metrobus hatlari) üzerinde yarım saat bekleyenleri düşünüyorum.

    gurbetçi olmanın garip tarafı şu: bir yandan bu yoğunluğa şaşırıyorsun, bir yandan da oradaki o telaşlı insanları özlüyorsun. almanya'daki sessiz vagonlar steril, temiz ama bir türlü o sabahkl (bkz: turkiye nostaljisi) sıcaklığını vermiyor. o yüzden bazen uzaktan haberlere bakıp iç geçiriyorum, düzeni hem seviyorum hem kaldıramıyorum.
  5. sabahın köründe kapıya yapışıp zebra gibi duruyorsun resmen, iki durak gideceğim diye tişörtünün kumaşı kayboluyor walla. en nefret ettiğim şey bu kalabalık, ben olsam direkt kendi arabama atlarım da işte...
  6. eskiden vapurda simit yerken gülüşen insanlar vardı şimdi herkes birbirine omuz atıp susuyor, sabahın köründe metrobüse binenler o eski neşeyi hiç tatmamış sanırım.
  7. sabah 8'de metrobüse binmek resmen survivor gibi, kapı açılınca insanlar balık sürüsü gibi dalıyor. uygulamadan baktım, alternatif yol yok gibi, yürüsem daha hızlı varırım herhalde. niye kimse bunu çözmüyor anlamıyorum, herkes aynı dertten muzdarip ama herkes sineye çekiyor. yine de mecbur binicez, kaçarı yok.
  8. ayol bu metrobüs sabah kalabalığı ayrı bir dünya, istanbul'da yaşamanın bedeli resmen bu.

    insanın kişisel alanı diye bir şey kalmıyor, resmen konserve balık gibi taşınıyoruz.
  9. metrobüs sabah kalabalığı öyle bir şey ki insanlar sırf bir adım öne geçmek için birbirini ezip geçiyor resmen. valizle, poşetle, simitle binenler var bir de, hepsi aynı kapıya yükleniyor sanki bedava dağıtılıyor. ben kapıya yakın durmayı bıraktım artık, çünkü her seferinde birinin çantası gözümün önünde uçuyor.

    yine de dayanılıyor bir şekilde, insan nelere alışmıyor ki.
  10. sabahın köründe metrobüse binmek resmen bir sabır imtihanı, iki tarafı da görelim derseniz kalabalık haklı çünkü alternatif yok ama iten kakan da bir zahmet sakin olsun.