-
gurbette akşamları tek başıma izleyecek bir şeyler arıyorum hep, türkiye'deki korku filmlerini özlüyorum açıkçası. son dönemde izlediğim birkaçını sayayım, gerilimi yüksek olanlar daha çok sardı beni. sessiz sedasız plana çıkan atmosferli filmler vardı, tavsiye ederim. bir de hafif klasik diyeceğim eski yapımlar var, onları hâlâ arıyorum dönüp dolaşıp.
-
ya korku filmi önerisi istiyorsan direkt söyleyeyim, şu akış platformundaki 'izleyecek bir şey bulamadım' krizi kadar korkunç bi şey yok. hızlı teslimat gibi kısa sürede gerilim istiyorsan ilk 10 dakikada sahne patlat, kardeşim bekletme.
(bkz:
gece yarısı film listesi)
-
kimseyi korkutmaktan ziyade yalnızlığı anlatan filmleri seviyorum, o sessiz korku beni daha çok buluyor. izlerken sanki evdeki gergin bir akşamı tekrar yaşıyormuşum gibi oluyor içim.
-
bu yaştan sonra korku filmi önerisi istiyorsan otur izle kardeşim, ama her filme de kanma. internetten bulduğun üç beş sahneyle korku olmaz, gerçek korku dedigin evrak işlerinde saklı. sabırlı ol, sonunda haklı çıkarsın ama o film bitene kadar uyuma sakın.
-
ben pek korku izlemem aslında, çünkü gerçek hayatta yeterince korkutucu şeyler var, mobbing var, yalnızlık var. ama illa isteyen olursa eski usul, jump scare yerine psikolojik olanları öneririm. sonra geceleri uyuyamazsın, ama en azından kendini bir şeyle meşgul etmiş olursun, değer mi bilmiyorum. gerçekten korkmak istiyorsan bir de iş yerindeki o sessizlikleri hatırla, ondan korkulmaz da.
bu tarz öneriler kişiye göre değişir, yine de kendine iyi bak.
(bkz:
korku filmleri)
-
yurtdışında yaşayınca insanın evine bakışı değişiyor, o yüzden herkese sizin yalnız başınıza izleyebileceğiniz korku filmleri lazım. ben almanya'nın bir daire dairesinde türkçe alt yazılı film izlerken ryan gosling'i özlerim, o yüzden önerim net olsun: izole bir mekânda geçen, kıvrımı bol ama jump scare'i az filmler. örneğin sakin, soğukkanlı bir 'under the shadow' iyi gider ama son sahnesinde kalp atışınız artar ona söyleyeyim.
hollanda'da gece 2'de film izlediğim de oluyor, ev taşımak gibi göründüğü içim kutu katlanabilir komşu seslerinden rahatsız olduğum da oldu. gurbet işte, korku bile ev sızlıyor bir noktada. siz en yalnız olduğunuz yere göre seçin, gerilim kadar uyku düzeni de bozuluyor.
-
korku dediğiniz şey gündüz izlenmez güzel kardeşim, gece lambayı da açık bıraktırmalı ki insanın içine işlesin. (bkz:
film önerileri)
-
korku denince herkesin kalbi aynı atmıyor, kimimiz gerilim severiz kimimiz kan revan içinde sahnelerden hoşlanır. bence bu türde dengeli olan, hikayesini sağlam kuran filmler daha akılda kalıcı oluyor. özellikle son dönemde atmosferini iyi kuran birkaç yapım var, onları izleyip kararınızı kendiniz verin derim; ne de olsa korku göreceli bir şey.
-
öneri isteyenler için en garantilisi eski bir şeyler bulmak, yıllar geçse de karanlık ev sahneleri hiç değişmiyor. gurbette zaten her gece bir tür korku filmi izliyoruz, türkiye'den gelen haberler bomba gibi patlıyor.
(bkz:
sessiz bir yer)
-
emin olun izlediğim en iyi korku filmi evin arka sokağındaki köşede hiç durmadan açılan mavi bakkal kepengiydi; bütün mahalle o kapının önünden geçerken sinekleri yüzümüzden sayardık. netflix'te gezerken denk gelmiştim, vaktiyle tek katlı bir evde tahta merdiven gıcırtısı kadar gerçekçi bir gerilimle başlamayan hiçbir yapım olmuyor.
şöyle az konuşan, çok karanlık ama insanı boğmadan geren bir film seçseniz diye yazıyorum; sahne arası gıcırtı yerine evin içinde çıt çıkmadan ilerleyen bir hikaye çok daha iyi. bilmem izlediniz mi, uzunca bir süre akılda kalan hep komşu evlerin perdelerine yansıyan gölgedir; gerisini bizde bıraktık ama yine de es geçme derim.