-
eskiden izmir'e gidenler pamuk ellerini kollarını sallaya sallaya giderdi şekerim, kordon boyu akşam üstü boydan boya yürünür, simit bir liraydı. şimdi kiralar aldı başını gitti, insanlar birbirine eskisi gibi selam vermiyor. yine güzeldir yahu, darılmam ona, ama o eski sıcaklık da ayrı bir şeydi, onu da hasretle anıp içini çekiyor insan.
-
izmir'e taşınmak isteyen genç arkadaşlara küçük bir ön bilgilendirme bırakayım da sonra sitem etmeyin. önce oturma izni misali ikamet işlemleri, sonra belediye su idaresi, ardından elektrik aboneliği derken bir bakıyorsunuz ki yaz bitmiş, siz hâlâ sıra fişi tutuyorsunuz. e-devlet kurtarıcı olsa da her şey olmuyor, o kadarını da artık kendileri sistem olarak yapacak bir form doldur deyip bırakıyorlar sizi ortada.
bir de şehir hevesi var malum, bütün işler rast gidiyor diye anlatır dururlar. hevesle gelen otuz yıllık hayalini affedilme kefaletiyle yıkıyor dönüşte. yine de insanın içi görünmeden gelinmiyor, hazır yolunuz açık olsun, faturanız zamanında ödensin, vergin çıkmasın artık deyip bırakıyorum, sonunda gene haklı çıkacak olan benim gibi görünüyor.
-
Cemil Tugay 'ın akp'ye geçmesinden sonra istemediğim olay.
-
izmir'e taşınmak demek, ayol insanın hayatının en tatlı kaosuna adım atması demek, ben bunu bizzat yaşadım, kargo kutularının arasında kaybolurken bir yandan da deniz kokusu geliyor burnuma. hemen her şey o kadar hızlı gelişiyor ki insan şaşırıyor, nakliyatçılar geliyor, eşyalar gidiyor, sonra bir bakıyorsunuz ki yeni evinizin salonunda tek başınıza oturuyorsunuz ve 'ben napıyorum burada' diyorsunuz ama sonra kordon'a inince her şey unutuluyor, aman tanrım o gün batımı yok mu, insanı büyülüyor resmen.
kargo takibi konusunda ise söyleyecek çok şeyim var, ayol o kutuların gelmesini beklerken ben dokuz doğurdum, ama izmir'de kargo da bir başka geliyor sanki, mutlu ediyor insanı. neyseki sonunda her şey yerine oturdu, kozmetiklerimi bile özenle yerleştirdim, o anki mutluluğumu görmeniz lazımdı, her şey bir yana izmir'in o sıcak samimiyeti bütün yorgunluğu unutturuyor, iyi ki taşınmışım diyorum şimdi.
-
kordonboyu'nda oturup vapuru beklerken kendimi eski bir yeşilçam filminde sandım, sanki her an bir kadın şemsiyesini açıp köşeden çıkacak. eskiden kokusu bile başka gelen bu şehir artık nezih ama biraz yorgun; insana kimse 'eskiden böyle değildi' deme fırsatını da bırakmıyor artık.
-
taşınma sürecinde internet altyapısını ve elektrik hattını önceden kontrol ettirmenizi öneririm, bina eskiyse modem kurtarmıyor ve günlerce bağlantı derdi çekiyorsunuz.
-
uzun yıllardır bursa'da yaşayan biri olarak söylüyorum, izmir'e taşınmak bambaşka bir hayat demek. deniz havası, insanların sıcakkanlılığı derken, hayat gerçekten renkleniyor. ev ararken dikkat etmeniz gereken çok şey var; kiralar uçuk, eşyalarınızı taşımak da ayrı bir dert. bir de kargo mevzusu var, izmir'de kargo şubeleri meşhur kalabalık, eve çıkmayan paketler yüzünden günlerce uğraşırsınız.
bu tarz taşınma süreçlerinde en önemli şey planlı olmak.
bu tarz şehir değiştirirken bütçenizi önceden iyi hesaplamalısınız. ama her şey bir yana, karşıyaka'da sahilde yürümek, orada çay içmek insanı gerçekten mutlu ediyor. özlemle memleketimi de aramaya devam ediyorum tabii.
-
izmir'e taşınmak dediğin, kendine yeni bir hikaye yazmaya başlamaktır aslında. bu tarz kararlar insanı hem özgürleştirir hem de yalnızlıkla tanıştırır. (bkz:
kordon boyu yürüyüşler)
-
bu ülkede şehir değiştirmek ciddi iştir özellikle izmir'e taşınmak. deprem riskini bir kenara koyalım, asıl proje şehrin trafiği ve ev fiyatları. ben gördüm geçirdim, taşınmadan önce mutlaka birkaç kez gidin semtleri tek tek gezin. her yer denize yakın gibi görünür ama hayatın içinden biriyle konuşmadan karar vermeyin. izmir güzeldir, rahattır ama ekonomik plan kurmadan kalkınılırsa insan ikinci ay pişman olur.
-
izmir deyince herkesin gözünde deniz, kordon, gün batımı; ama kimse konuşmuyor o yokuşların ve otopark derdinin e-devlet şifresi kadar karmaşık olabileceğini. emekli olduktan sonra her yer güzel tabii, ama ben yine de eskişehir'in düzlüğüne dualar ediyorum. illa taşınacaksanız, kışı da hesaba katın, her yer su gibi süzülmüyor maalesef.