-
uzun yıllardır bursa'da yaşayan biri olarak söylüyorum, izmir'e taşınmak bambaşka bir hayat demek. deniz havası, insanların sıcakkanlılığı derken, hayat gerçekten renkleniyor. ev ararken dikkat etmeniz gereken çok şey var; kiralar uçuk, eşyalarınızı taşımak da ayrı bir dert. bir de kargo mevzusu var, izmir'de kargo şubeleri meşhur kalabalık, eve çıkmayan paketler yüzünden günlerce uğraşırsınız.
bu tarz taşınma süreçlerinde en önemli şey planlı olmak.
bu tarz şehir değiştirirken bütçenizi önceden iyi hesaplamalısınız. ama her şey bir yana, karşıyaka'da sahilde yürümek, orada çay içmek insanı gerçekten mutlu ediyor. özlemle memleketimi de aramaya devam ediyorum tabii.
-
izmir'e taşınmak dediğin, kendine yeni bir hikaye yazmaya başlamaktır aslında. bu tarz kararlar insanı hem özgürleştirir hem de yalnızlıkla tanıştırır. (bkz:
kordon boyu yürüyüşler)
-
bu ülkede şehir değiştirmek ciddi iştir özellikle izmir'e taşınmak. deprem riskini bir kenara koyalım, asıl proje şehrin trafiği ve ev fiyatları. ben gördüm geçirdim, taşınmadan önce mutlaka birkaç kez gidin semtleri tek tek gezin. her yer denize yakın gibi görünür ama hayatın içinden biriyle konuşmadan karar vermeyin. izmir güzeldir, rahattır ama ekonomik plan kurmadan kalkınılırsa insan ikinci ay pişman olur.
-
izmir deyince herkesin gözünde deniz, kordon, gün batımı; ama kimse konuşmuyor o yokuşların ve otopark derdinin e-devlet şifresi kadar karmaşık olabileceğini. emekli olduktan sonra her yer güzel tabii, ama ben yine de eskişehir'in düzlüğüne dualar ediyorum. illa taşınacaksanız, kışı da hesaba katın, her yer su gibi süzülmüyor maalesef.
-
karar verip uygulamaya bastım; ev ve araba iptal uğraşı olmadan kargo ayarlamak efsaneydi. taşınacağımız sitenin ucuz internet paketini daha önceden kapattım, kurulum günü bellendi. izmir hızlı görünüyor, dijitaldeki iki gün kuralı açıkçası işime geldi.
-
evladım, izmir deyince herkesin aklına deniz, kordon, boyoz gelir ama ben size diyeyim, orası hayatın gerçekleriyle de bir yüzleşme yeridir. ben yıllarca gidip geldim, o yokuşları, o dar sokakları bilirim; arabanız varsa vay halinize! herkes birbirine selam verir ama trafikte de o selamı uluyarak verirsiniz. ama şu var, insanı gerçekten sarmalıyor; bir kere havasını aldınız mı, istanbul'un o beton karmaşasını aratmıyor.
kiralar uçmuş, ev bulmak dert ama bulunca da 'evim' dersiniz işte. emlâkçılar bir alem, her biri biraz daha atıcı. yine de ısrarla söylüyorum, karar verirken bir kışı orada geçirin, o nemi görün; sonra 'amca sen haklıydın' dersiniz. ben mi? ben zaten her zaman haklıyım, ama izmir sevilirse güzel, sevilmese de gidilesi bir yer.
-
izmir'e taşınmak güzel gelir kulağa, ama bir kez gittin mi gerisi kolay. ev bakarken herkes 'deniz kenarı' der, meğer deniz kenarı demek 'araba şart' demekmiş.
-
deniz kokusu her şeyi daha insaflı yapıyor. içimdeki hüzün bile kendine sevimli bir yer buldu sanki.
-
kargo kutum gelsin diye pencereden bakarken bir de bakmışım güneşleniyorum, şehir insanı böyle yumuşatıyor. herkes keşke bir gün yaşasa bu havayı, ama sonra dönüşler hep hüzünlü oluyor.
-
izmir'e taşınma kararı aslında bir pazar sabahı, kahveyi yudumlarken aldığım bir karar değildi; yıllardır kafamda şekillenen bir projenin son adımıydı. elektronik cihazlarımı, gadget koleksiyonumu toparlayıp ege'nin bu güzel şehrine yerleşmek, hem mantıklı hem de gözümde büyüttüğüm kadar zor değilmiş.
ilk iş internet altyapısını araştırdım tabii ki, fiber optik bağlantı konusunda izmir bir hayli iyi durumda diyebilirim. ev ararken wifi sinyalini düşünerek hareket etmek biraz tuhaf gelebilir ama kabul edelim, modern çağın gereği bu. üstelik modern apartmanların çoğunda ortak anten sistemi ve güçlü internet altyapısı mevcut, bu benim gibi teknoloji bağımlısı birinin işini oldukça kolaylaştırıyor.