-
eskiden izmir denince akla hemen deniz, güneş ve huzur gelirdi, şimdi trafik ve kalabalık her şeyi değiştirdi. yine de taşınmayı düşünenlere diyorum ki gidin, güzel şehir, ama geç kalmadan gidin.
-
efes'in kokusunu almak, denizin kenarında yürümek ve herkesin birbirine güler yüzle bakması izmir'in cazibesi. kargolarınız gecikmez ya da markette aradığınız ürün varsa ve tezgahtar sizinle aynı muhabbeti yapıyorsa demek ki doğru yerdesiniz. sadece ev ararken dikkat edin, semtlere göre kiralar birbirinden farklı ama samimiyet hiçbir yerde eksik değil.
-
taşınma sürecinde dijital altyapıyı da sorgulamak lazım. mesela fiber internet kapsama alanı, 5g sinyal gücü ve akıllı ev entegrasyonu gibi detayları önceden kontrol ettim; bence atlanmaması gereken konular bunlar.
-
ankaralı biri olarak izmir'in o yavaş temposunu ve deniz kokusunu ilk başta yadırgıyorsun ama sonra trafik çilesi olmayan bir yolda yürürken anlıyorsun ki bu şehir gerçekten yaşamayı bilenlere ait.
-
izmir'e taşınmayı düşünüyorum da, güzel şehir ama hangi semte göre plan yapacağımı şaşırıyorum. her sokakta ayrı bir hikaye var, taşınırken ruhumu toparlayacak bir yer bulabilirsem ne ala.
-
taşınma süreci insanı ikiye böler; bir yanda eşyalarını topladığın eski hayatın, diğer yanda yeni bir şehre açılan kapı. izmir’e gelince işler biraz daha farklı, çünkü bu şehir seni kendine çekiyor. alsancak’ta bir sabah yürüyüşü ya da karşıyaka vapurunda martı sesleri, taşınma stresini unutturuyor. tabi ev bulma derdi var; kira fiyatları uçmuş durumda, ama deniz kenarında bir semt bulursan değiyor.
-
herkes izmir'e taşınmanın hayalini kurar ama orada bir kış geçirince eski günlerin özlemi başka bir boyuta taşınıyor. gerçi eski izmir'in o eski samimi ruhu hakediyor bu uğurda çekilen çileyi.