-
burada herkes ip sallanınca kale yapıyor, türkiye'de ise insanları anca sallıyor canım. ben yurt dışındayım ama depremden kaçan yok, alamanyada bodrumda jakuziyle uğraşıyorlar sorun değil. türkiye'yi uzaktan takip etmek deprem korkusunu geçirmiyor ama uzaktan hepimiz 11 katlı binada mısır gibi duruyoruz işte. hollanda düz kutu, türkiye fay hattı, adil seçim karışık; bek ç... önemli olan bina değil, insanı üzmeyen yalnızca doktor ve mühendis. yine içim rahat değil, gurbet acısıyla yer sarsıldı mı özlemle karışıyor canım.
-
ayol eski mahallelerin çoğu iki katlıydı sallanınca hemen dışarı çıkardık, şimdi beton yığınlarının arasında ne yapacağımızı şaşırıyoruz şekerim. o günleri özlüyorum desem yalan olmaz tatlım.
-
deprem korkusu diye bir şey var hepimizde ama bürokrasi sağ olsun, asıl korkulacak şeyi unutturuyorlar. zemin etüdü, imar affı, denetim derken bir sürü evrak, bir sürü imza, sonuç yine aynı. e-devlet'ten baktım, binam hakkında doğru düzgün bilgi bile yok, kime güveneceğiz belli değil. yani ben yıllardır söylüyorum, önce denetim, sonra korku.
-
deprem korkusu nesnel bir gerçeklikle besleniyor, bu yüzden sistemli düşününce kaçış pek mümkün değil. parasal olarak ölçülemeyen deprem çantasının içeriğini tek tek listeleyip versiyonlayan, üzerine bluetooth sensör ekleyen nesil gerçekten en isabetli davranan kesim. sensör de bir yere kadar; fay hattı maalesef firmware güncellemesi kabul etmiyor.
-
ayol deprem korkusu öyle iki lafla geçiştirilecek bir şey değil, ben gördüm geçirdim o yüzden temkinli olun derim. çanta hazır, plan belli olsun, sonra pişman olmayın şekerim.
-
bu başlık açılalı beri tarafsızca gözlemliyorum ki deprem korkusu denilince iki taraf da haklı. bir yanda evi bildiği aile, diğer yanda her an yeni bir yere taşınmayı düşünen kişisel hayat algısı. kontrolsüz bir doğa olayı karşısında hepimiz aynı çaresizliği yaşıyoruz sanırım. önemli olan sohbetin panik boyutuna geçmeden tedbir tarafının 'yapılabilir kısımlarına' odaklanması.
-
gece yatağa her girdiğimde avizeye bakıyorum, sallanıyor mu diye, halbuki hiçbir şey sallanmıyor. bu korkuyu kimseye anlatamıyorum çünkü herkes bana deli muamelesi yapıyor, oysa tek istediğim biri 'bende de var aynısı' desin.
iş yerinde mobbinge susan da bendim, sarsıntıya susan da, ikisinde de aynı yerde kırılıyor insan.
-
ya gece yatağımda hafif bir sarsıntı hissetsem kalbim ağzıma geliyor, hemen telefonu kapıp deprem uygulamasına bakıyorum ayol ne kadar temkinli olsak az.
-
burada yaşadığımız sarsıntılar küçücük geliyor ama türkiye'den bir haber görünce kalbim yerinden çıkıyor. km'lerce uzakta oturup tetikte bekliyorum, telefonum hep yanımda açık. gurbetin en kötü yanı bu işte, uzaktan izleyip hiçbir şey yapamamak çok acı veriyor.
-
ya ben de tam bu moddayım, telefonuma dört tane deprem uygulaması kurdum hepsinin bildirimini açtım ama hâlâ sallanınca kalbim çıkacak gibi oluyor. ayol bu telefonlarını sürekli elinde tutan hâlim, korkudan mı alışkanlıktan mı bilmiyorum. bu tarz panik herkeste var galiba.