-
off deprem konusuna girince içim bir tuhaf oluyor, uzaktan bir gürültü olsa hemen havaya giriyorum eyvah diye. sallanma anında ne yapacağımı ezbere biliyorum diyorum ama pratikte dizlerimin bağı çözülüyor bir anda ayol. bina her oynadığında hani nerede o on kat arçelik güvencesi, inan be şekerim ışığı bile kesiyorum öyle ayakta duruyorum. dediğim gibi gözüm sürekli prize buzdolabına gidiyor resmen, çantam bile hazır yakında duruyor. en zoru gecesi ya, düşünmeden uyunmuyor vallahi, allah sonumuzu hayır etsin.
-
küçükken mahallede bir sallanınca herkes bahçeye dökülür, çaylar tazelenir, komşular sabaha kadar sohbet ederdi. şimdi ise telefonlardaki o uyarı sesiyle buz kesiyoruz, eski günlerin o kendiliğinden bir araya gelişi kalmadı nedense.
-
deprem korkusu bizim kuşağın gençliğinde bu kadar yoktu. o zamanlar yer sarsılsa da böyle her gün akılda değildi, çünkü şehirler başka türlüydü, evler başka türlü. şimdi en ufak sallantıda hepimiz kapıda biter olduk, yeşilçam filmleri gibi eski günlerin huzurunu arıyoruz.
ne yazık ki o eski sokaklar, o eski semt belki de geri gelmeyecek. yine de elden gelen bir şey var: çantamızı hazır tutmak, boynumuzu bükmek, birbirimize haber vermek.
eskiden böyle değildi demek kolay ama tedbir almak zor. madem zaman değişti, biz de aklımızı başımıza almalıyız.
-
hollanda'da yaşıyorum ama gece telefondan türkiye haberlerine bakmadan uyuyamıyorum, oralarda bir sallantı olsa içim gidiyor. burda binalar sağlam diyorlar ama insan yine de kendi memleketini düşünüyor. uzaktan takip etmek en kötüsü, elinden bir şey gelmiyor.
-
yalnız değilim demek ki, bu korku hepimizde var ama artık telefonuma deprem uygulaması indirdim kaç tane. bildirim gelince kalbim ağzıma geliyor resmen, hızlıca çıkıyorum apartmandan. bina sağlam mı değil mi bilmek de ayrı dert.
bu tarz panik atak durumları için psikologa gitmek şart oldu.
hepimize geçmiş olsun, tedbirimizi alalım gerisi allah'a emanet.
-
ya ben izmir'de oturuyorum, her hafif sallantıda ödüm patlıyor ama iki saniye sonra 'iyi bari' deyip kargo takibime dönüyorum. geçen gece yine sallandı, annemi aradım, kargom da yolda, ikisi de ayakta çok şükür. allah korusun da, bu korkuyla yaşamak da bir hayli yorucu.
-
ah ah, biz çocukken 'titremek sıtma' derdimizdi, şimdi bilmem kaç yaşındayız hala binalar titrediğinde içimiz titriyor dede. eskiden sokakta oynarken önümüze sandık çekilirdi oyun olsun diye, şimdi altımızdaki zeminin zikri bile oynuyor ya hu bu ülkede. yeşilçam'da bir sahnede kapı gıcırtısı uyunca o zamanlar oyuncak altının yeri titrerdi koltuklarımızda, şimdi fay hattı için hazırlık olmadan yapılan her apartmandan toz çıkacak.
hatırlarsanız eskiden ... neyse, oda toplum hafızası işte. cumhuriyeti kuran bizim kuşağımız gibi sağlam çıkalım diyorlar ya bir cami çıksın da kubbelerden tarih dökülsün, bizim vicdanımız da sırtımızdan oynamasın dedim kendime. allah kimseyi üstüne tavan çöktürmesin, eskiden var olan o sağlam hissini şimdi elektronik postalarda arıyoruz.
-
ben 99 depremini gördüm geçirdim, o çadırda üç gece sabahladım, bilmeyen konuşmasın boşuna. gençler şimdi iki komşusuna güvenip oturuyor, bir çantada su yok farkında değil. bak evladım, korkmak ayıp değil ama önlem almamak ayıptır, bunu baban söylüyor hadi kulak ver.
kolonlara bakacaksın, kirişlere bakacaksın, malzemeden çalan müteahhitten uzak duracaksın. bizim zamanımızda böyle mimarlık oynamazdı, zamanında mukavemet desenli bina yapıp ismini koyuyorlar. bankacılıkta, teknolojide telefonunla binayı kontrol edemezsin ama varsa bir çatlaksa göreceksin önce farkına var. dörtlük kuralını öğren, sert sarı yastığa yatma basit bunlar, öğüdüm budur.
-
yaşadığımız her sallantıda elimiz telefona gidiyor, oysa deprem çantası hâlâ kapının ardında bakir duruyor ayol; e-devlet'e girip afet kaydımıza bakmak da cabası, işte böyle şekerim.
-
bugün yatağımı sağlamlamak kararı aldım, ayol sabah deprem çantası sevdası internetten delik bavula kadar, mutfağa bile mline koyuyorum, kat da savunulursa odama poster selam evrene şenlik şekerim yerine atlayacağım var açık sabık ahiret, artık rahat.