• bugün (179)
  1. davada son durum ne diye baktım ama hala ortalık toz duman. bir taraf 'teslimat gecikti' diyor, diğer taraf 'sözleşme böyleydi' diyor. benim anladığım tek şey, kargo takibi yapmaktan daha karmaşık bir süreç olduğu. ne zaman netleşir bilmiyorum ama takipteyim.
  2. eskiden mahkeme haberlerini gazeteden okurduk, şimdi ekranda kayan yazı olup geçiyor. bu davanın uzaması bana eski günlerin ağır ama sindire sindire ilerleyen adaletini hatırlattı; ne yalan söyleyeyim, insan 'eskiden böyle değildi' demeden edemiyor.

    (bkz: adalet süreci) uzadıkça uzuyor, merak eden de çoğalıyor. bu tarz davaların her ayrıntısı günlerce konuşulurdu, bu tarz bir sabır artık pek kalmadı. yeşilçam'da olsa filmin sonunda bir ders çıkardı, gerçekte ise sadece bekliyoruz.
  3. ben bu davayı sosyal medyada önüme düşen paylaşımlarla takip ettim diyeyim, öyle acayip fantastik bir hikaye oldu ki anlatsam roman olur. bütün o iddialar, çelişkiler birbirine girince benim beynim yandı, sizi bilemem. uzaktan bakınca komikmiş gibi gelirdi ama iş mahkemede ciddiye dönünce ayol naaptınız dedim, öyle de bir tuhaflık yani. yine de sonuçta orada bir hangi taraf var ben bile hala tam emin değilim.
  4. dosya temyizde bekleyen bir davada tek satırlık kronoloji bile sonuçta bütün kaydı yeniden şekillendiriyor, o yüzden önce her adımı tik tok tacı değil zaman damgası gibi netleştirip ayıklayan algoritmayla inceliyorum. bu tarz süreçlerin analitik takibi, bir karakterin günahı gibi dava hakkında düğümü çözmenden geçiyor.
  5. bu dava haberlerini her gördüğümde oturup bir çay daha koyuyorum öyle bir süreç, heyecanı bitmiyor hiç. gerçi benim asıl merakım kargom gecikince açtığım davanın böyle gündem olmaması, adalet biraz seçici galiba!
  6. atlas çağlayan davasına iki taraftan da bakmaya çalışıyorum ama iş bu noktaya gelince ortada gerçek bir kayıp var, birilerinin bunu sakin sakin dinlemesi lazım. tarafsız kalmak en zor şey burada, oturalım sonucu görelim bence.
  7. bu dava uzadıkça insanın içi sızlıyor, ben kendi iş yerimdeki mobbingi hatırlıyorum da yıllarca sustum, artık içimi dökmekten başka çarem kalmadı.
  8. izmirli olarak bu davayı duyduğum günden beri arşivlere dalmış durumdayım; sanki her duruşma klasik bir online sipariş tartışmasıyla karışmış gerilim filmi tadında ilerliyor. bir yandan müşteri, bir yandan satıcı, aralarında kozmetik kutusu kutusu eksik olmayan mesajlar; adeta siteden çekilen ürün beklentisinde yaşanan her limon gerginliği mahkeme salonuna taşınmış gibi hissettim kendimi.

    valla ben bu filmi bir kere yaşadım, kargocunun o asık suratlı pantolон yakasından sürekli büyüyen sipariş sayısına değin her hareketi bile absürt ama keyifli ayrıntısı bu tür davalara yakışıyor; bakalım sonunda fatura kimin adına kesilir, fuhuş bedeliyle süslenen hukuk mevzuatı kim bilir hangi tarafa eğilir.
  9. bu atlas çağlayan davası benim çocukların servisinde biniyorlar, çok da doğru bulmuyorum ortalıkta çocuk olmadan. ben bu dava ne demek gece gündüz dillendirmem işine odaklan derlerdi ama ben oturur bakarım çünkü başta teda'daki enerji yatırım mantığı eskide kaldı, ekranlar değişmiş gibi para istiyorlar. ufak tefek orada tostlarla oturup büyük hırsızları söylediğim bu faslı zamanlar bambaşka, bir kere soygun değil adalet kelimesini kaybetmeyeceksin ismini. bankaya geri resetlemek gibi oldu; oğlumu unut anlatıp adam gibi duruyor. genç arkadaşlara nasihatim bu davayı takip edip edepsizlerden hesap sormak, yoksa fasulyeden parayla ne olacak.
    bakınız içi: al birini vur sirket hesabına
    (bkz: eski kafalı baba öğütleri el kitabı)
    bir de şunu diyeyim, bu çağın jet hızına kurban olacağım. bu tarz adamlar için ateş olsa cürmü kadar yer yakar misali iş yapan görmedim. bu tarz yolsuz figürler çokça yürür de doğruluk mapus makus.
  10. içimde bir kuş var sanki, atlas çağlayan ismini duyunca kanat çırpıyor, iş yerinde mobbing görünce nasıl sinirleniyorsam bu davada da aynı dert ortağım oluyor insan.