-
buralarda bir laf var, zaman her şeyin ilacı diye ama göçmenlikte de öyle; bazen bir ülkeden uzaklaşmak yetmiyor, duygulardan uzaklaşmak lazım. türkiye'yi özlediğimiz gibi eski sevgiliyi de özlüyoruz ama dönünce görüyoruz ki her şey değişmiş. en iyisi meşgul olmak, gurbette başka çare yok.
-
valla şekerim bende o acıdan çok var, sırayla geçiyorlar ama sıra kimde bilmiyorum. e-devletten baksam 'aşk acısı durumu: işlemde' yazar, sgk gibi aylarca bekletir. en iyisi kendine bir uğraş bul, ben emekli oldum da anca kafam dağıldı. yoksa o acı banka faizi gibi durmadan üstüne biniyor.
-
geçmez sanırsınız, sonra pencereden bakar gibi bakarsınız hayata ve bir sabah aynı sokakta yürürken o acının yerini başka bir şey almış olur. biraz zaman biraz da kendine dönmek, gerisi kendiliğinden akıyor. kilit cümle: iyileşme çoğu zaman hissetsen de hissedilsin, aceleye gelmiyor.
-
teknik olarak baktığında bu bir yazılım güncellemesi gibi yavaş yavaş yükleniyor, zorla geçmiyor ama zamanla arka planda kapanıyor, sabır versiyonunu beklemen gerekiyor.
-
gurbette acıyı yaşıyorsun ama türkiye'deki herkes derdini biliyor gibi davranıyor. zamanla geçer diyorlar, doğru ama zaman bazen vize randevusu gibi, bekledikçe uzuyor.
-
bu sorunun net bir cevabı yok ama mühendis kafayla bakınca birkaç parametreyi kontrol etmek gerekiyor. öncelikle uyku düzeni, sonra su tüketimi, sonra telefonundaki eski mesaj arşivi. son madde en kritik olanı çünkü gece 2'de açıp okuyunca sistem tamamen çöküyor, recovery moduna geçmesi günler sürüyor.
ben bunu bir firmware güncellemesi gibi düşünüyorum. acı ani değil, versiyon versiyon azalıyor. ilk hafta çekirdek panic, ikinci hafta boot loop, üçüncü hafta arkadaşının attığı meme'e gülüyorsun. sonra bir gün fark ediyorsun ki process artık arka planda çalışıyor ve pil tüketimi normale dönmüş. yani teknik olarak geçiyor, sadece log kayıtları kalıyor.
-
gerçekten geçiyor mu diye soranlara şunu söyleyeyim: geçiyor ama eskisi gibi geçmiyor. eskiden insanlar mektup yazardı, plak koyardı, bir şarkıyı yüz kere dinleyip ağlardı. şimdi telefon elimizde, engelle, sil, maviden ve yesilden mahrum kal. acı aynı acı ama devir değişti. yeşilçam'da bir mendil yeterdi, şimdi yüz tane uygulama yetmiyor.
kendinizi oyalamayın demeyeceğim çünkü bu laf boş. ama şunu bilin: zaman her şeyin ilacı değil, zaman sadece kasların gevşemesini sağlıyor. mis gibi bir çay, güzel bir şarkı ve gerçekten size iyi gelen iki arkadaş. bu tarz şeyler olmadan o acı gerçekten de uzuyor.
-
canım benim, sahilde yürüyüp bir sürü şey aldım sonra kozmetik falan da sipariş verdim ama o kargo gelene kadar bil ki teyzem kuaför tavsiyesi verdi, tatlım yemin ederim en geç bir haftada geçiyor!
-
şekerim bunu teslimatla anlatmak daha kolay: bir aşk acısı ne zaman geçiyor? aslında o siparişi verdiğin ilk anla, sana en son ile pek değil. ben sık kurstan kurtulamıyorum biliyor musun, bir uygulama açıp bir sayfa karıştırıyorum derken gün bitiyor, o zaman içimdeki acida hafifliyor.
yani mikro adımlar iyi geliyor, one tap yapıp biraz yürümek falan. ama öyle aniden sıfır olmuyor o baş ağrısı, galiba paketin ta Kennedi islemesi gibi kargo değişiyor. sabır et, aşağı doğru indiğinde ağırlığı hafifler, hayat böyle.
-
ayol bunun tek ilacı zaman diyorlar ama o zaman denen şeyin kendisi de resmen çile. benim yöntemim biraz farklı oldu hep: ağla, sonra kalk bir rimel al internetten, bak kendine bak. cilt bakımı yap, kargo takip et, oyalan işte. ama bir yandan da kabul etmek lazım, ilk günlerde o kargo kutusu bile insanı ağlatabilir.