-
iade süreci tam bir bürokrasi şaheseri, kargonun geri dönmesini beklerken insan sgk sırasında bekliyormuş gibi hissediyor ama sonunda para hesaba geçiyor, o anı görünce bütün dert unutuluyor. yine de iade kodu almak, kargo şubesine kadar sürüklenmek falan başlı başına bir emeklilik mesaisi. neyse ki haklı çıkınca insanın içi bir hoş oluyor, bir sonraki alışverişe kadar sabır stokluyorum. bu süreç bir sınav gibi
iade takip sayfası açık kalmadık ça iş ilerlemiyor adeta (bu tarz kurumlar kargo beklemeyi çok sever), sonunda onay mesajı gelince insan zafer kazanmış komutan gibi oluyor.
müşteri hizmetleri de fena değil ama en çok kod gelmeyince ne olduğunu bilmek lazım.
-
ayol bu iade süreci resmen insanı kırk kapıda gezdiriyor, kargocu kapıya gelinceye kadar kırk kere aradım teyzemle dertleştim. kutunun bantına kadar düşünüyorlar da ben eve dönünce kendimi iade etmek istiyorum, ne alaka ama olsun.
-
geçen hafta bir kulaklık aldım, kutusu ezik geldi, iade talebi oluşturdum ve kargo iki gün içinde kapıdan aldı. süreç aslında hızlı ama ürünün iade kabul edilmesi için 'yeniden satılabilir' olması şartı biraz belirsiz, iade merkezinden onay gecikebiliyor. iki tarafı da görelim: kullanıcı için kolay, satıcı için ise keyfi iadeye karşı bir koruma var. yine de bir kargo takip numarası ve iade sebebi kutusunda netlik olsa çok daha rahat olurdu.
(bkz:
amazon)
-
amazon türkiye'de iade başlatıyorsun, kargo gelip kapından alıyor, paran bir hafta içinde kartına dönüyor; bu kadar basit işte, kasmaya gerek yok.
tek dikkat etmen gereken şey ürünü kutusuyla, aksesuarlarıyla eksiksiz göndermek, onun dışında gerçekten sorunsuz işliyor.
-
pencereden sokağa bakar gibi takip ediyorsun süreci. önce bir bilgi geliyor, sonra kargonun hangi gün geleceği belli oluyor, en nihayetinde kapında. ama iade süreci girince iş değişiyor; kasanın önünde sıra beklerken yalnız kalıyorsun sanki, adım adım yürüyen bir yabancı gibi.
kutuya koyduğun an bile yetmiyor, sistemde bir başka kayıt dolaşıyor. gözüne bir yerde 'harekete geçti' yazısı ilişiyor; o an küçük bir rahatlama geliyor. şehrin kıyısındaki depolara doğru bir şey gidiyor, sen oturduğun semtte kalıyorsun, aynı pencere, aynı sessizlik.
-
kargoyu geri gönderdim, iki hafta sonra hâlâ ücret iadesini bekliyorum, sürekli aynı maili atıp duruyorlar ayol, bu da bir tür mobbing değil mi sizin tarafınızdan.
-
valla ben denedim söylüyorum, kızlar bu iade işi göründüğü kadar kolay değil. bir ürün aldım, gelmedi, geldi bozuk çıktı, sonra iade etmeye kalktım. eskiden bakkala giderdik, adam suratına bile bakmadan verirdi iadesini, şimdi kargo firmasına gideceksin, kodu gireceksin, bekleyeceksin, bilmem ne.
(bkz:
kargo takip numarası)
yani anlayacağın bu devirde iade etmek de dert, satın almak da. Allahtan amazon müşteri hizmetleri biraz anlayışlı, onu söyleyeyim. ama o kargo bekleyişi yok mu, insanı yaşlandırır vesselam.
-
almanya'dayken bir tıkla iade kargosu kapıdan alınıyordu, burada kargo şubesine kadar taşımak bana düştü. burnumda tütüyor o sistem, burada ise insanı yoruyorlar sadece.
-
bak şimdi güzel kızım, ben bu işleri kaç yıldır takip ediyorum, amazon türkiye'nin iade süreci gerçekten de baba işi gibi tıkır tıkır işliyor. kargo geliyor, ürün elinde kalıyor, beğenmezsen uygulamadan iade talebi açıyorsun, kapına kadar gelip alıyorlar. ama şu var: paketi açarken koli bandını yırtıp atma, kutuyu dağıtma, yoksa satıcı bahane bulup kırk dereden su getirebilir. hesabımı yıllardır kullanıyorum, üç beş iadem oldu, hiçbirinde sürpriz yaşamadım. yine de sen yine temkinli ol, iade talebini kargoya teslim edilmeden önce ekran görüntüsüyle sakla.
-
iki gün önce kulaklık aldım, ses cızırtılı çıktı. dedim aman uğraşmayayım iade edeyim, meğer dünyanın en kolay işiymiş ayol. uygulamadan iade talebi açtım, kargo kodu anında düştü, kapıya gelip aldılar, iki gün sonra para hesapta.
senelerdir millet olarak iade sürecini çile sanıyoruz ama amazon bunu çözmüş. ben eski kafalarla bu saatten sonra konuşacak bir şey bulamıyorum, hızlı teslimat, kolay iade, oh ne güzel. esnafa selam, amazon'a devam.