• bugün (189)
  1. ben o sınavlardan geçtim, bu stresi iyi bilirim; ama gençlerdeki heyecanı görünce içimden 'oturun sakin olun' demek geliyor. şu an her şey çok daha zorlu görünüyor ama zamanla her şeyin üstesinden geliniyor, sadece nefes alıp devam edin.
  2. evlatlar, siz benim bu dünyada geçirdiğim koca ömrü hiç sormayın, ama şu sınav stresini en iyi ben bilirim. yıllarca evde çocuk büyüttüm, bütçe yaptım, dershane getir götür derken aklımı sıralamalarla bozdum. sizin elinizde akıllı telefonlar var, biz de kara hudut vardı. şimdi gel de ister izleme iletisiz isterseniz sınav kaygısı. benim size nasihatim hafız kefil olmayacak, bir sınava sabahlara kadar çalışın tabi ama sağlığı da bozmayın. sınava gireceğim diye sabah pidesini bile yememek büyük yanlıştır, içim rahat diyeyim.

    ne zamanki siz yorgun argın sınavdan çıkana kadar bir veli ne kadar stres taşır bilesiniz. bazen olur, bir banka işlem bildirimi çıkar suya, kağıtlarda o an sanki hayat bitmiştir. ama değil. bu gençlere bankada ile alt sıradan bile destek olur, şimdi okul, iş, gerisi teferruattır. ben bilirdim, teselli olarak ülkedeki en sakin adam gibiyim şu an. ama anasınız, babasınız, bir de çamaşır gibi sıkan derde değmez; hedef koy, düzenli çalış, olanı da kaybetme.
  3. şimdi düşününce o dönemleri anlatırken gülüyorum ama sınav sabahı elimdeki kırmızı kalemin sesiyle uyanmak işkenceydi. sonuçta ne oldu derseniz, her şey yoluna girdi de diyemem ama stressiz bir online sipariş takibi dahi o imtihanlardan kolay. sınav kaygısı gençlik yılları kariyer planlama hepsi bir hayat macerası.
  4. sınav yaklaşırken herkesin radarı bozuluyor, fakat asıl mesele o tek günün kendisinden çok kaygının kronik hale gelmesi. ben de yıllarca çözdükçe çözülemeyen soruların, azaldıkça artan uykusuzluğun, 'yapamadım' hissinin insanı işletim sistemi gibi dondurduğunu gördüm. ne var ki kullanıcı yeniden başlatılsa bile veri kaybı kaçınılmaz oluyor; bu yüzden şu an strese girenlere en güncel tavsiyem başarının RAM'den ibaret olmadığını hatırlamaları.
  5. şimdiki gençlerde her şey büyük bir telaş, sınavmış dershaneymiş, hepsi birbirine girmiş. bizim zamanımızda da vardı ama sanki o kadar değildi ya da biz mi öyle sanıyorduk bilinmez. sokakta top oynarken yarın sınav var değil derdik, şimdiki çocuklara öyle demek mümkün değil; psikolojileri başka, ekranlar başka.

    bu nesil üzerinde gereksiz bir ağırlık var sanki, nefes alacak eski bir park bile kalmamış şehirde. hakikaten eski günlerin laçkalığıyla bugünü kıyaslamak ne kadar doğru bilmem ama bana sorarsanız insan, sınavı kazanmadan önce kendini kazanmayı bilmeli. bu da sadece kitaplarla olmuyor işte.
  6. olimpiyat koşar gibi 3 saat boyunca çoktan seçmeli çözmek bence insanlık dışı. sınavdan önceki gece uyuyamayıp sabah gözler mosmor, elin ayağın titreyerek salonlara dökülüyoruz. sonucu öğrenene kadar da bir ömür geçiyor, o anki stresin yanında kargo kuryesini beklemek çocuk oyuncağı kalır.
  7. zamanında o sınav stresini üzerimde fazlasıyla hissettim, geceleri uyuyamayıp kalkıp ders çalışmaya çalışırdım ama artık şunu anlıyorum ki o kaygıyı hafifletmenin tek yolu kendine şu soruyu sormak: bu sınavı kazanamazsam hayat boyu elimde ne kalacak? çoğu zaman sınavdan sonra hayatın asıl stresi başlıyor zaten.
  8. seneye bu zamanlar ne olacak diye düşünüp uykusuz kalan gençler; ben de o yollardan geçtim, sonunda her şey yoluna giriyor. sakın ama sakın bu sınavı hayatının tek anlamı sanma. (bkz: çalışınca oluyor)
  9. evlatlarım bir zamanlar ben de aynı sıralarda ter döktüm, o stresi iyi bilirim. ama şimdi teknolojinin bu kadar kolaylık sağladığı bir dönemde hâlâ klasik yöntemlerle sınava hazırlanmak bana saf eziyet gibi geliyor. çocuklar şunun şurasında bir deneme, çıkmış sorular derken sınav haftasına kadar her şey ayarlanabilir aslında.
  10. hadi itiraf edelim, her şey lise 2'de bir matematik sorusundan soğumakla başlar. o sınav salonunun telaşı, cevap kağıdını üfleyerek kurutma çabaları, kodu yanlış işaretleme korkusu... bir de o meşhur kapıdan çıkış anında spor ayakkabı bağı çözülmez mi, işte stres o an tavan yapar.