• bugün (178)
  1. bu konuda iki tarafı da görelim istiyorum. bir yandan sınava giren için gerçekten büyük bir baskı var; yıllarca çalışıp tek bir günde sonuç almak, haliyle kaygıyı artırıyor. diğer yandan aileler de haklı olarak çocuğun geleceği için endileleniyor, ama bunu doğru yansıtmak az sıkıntı değil.

    gözlemlediğim kadarıyla hafif kaygı aslında motive ediyor, fazlası ise tam tersine dikkati dağıtıyor. uyku, düzen ve gerçekçi bir hedef, sanıldığından daha önemli. yani kısa vadeli panikten çok, sürdürülebilir bir tempoyu akılda tutmak lazım.
  2. burada hollanda'daki çocuklara bakıyorum, sınav sabahı kendi bisikletiyle okuluna gidiyor çocuk. bizim oralarda ise bütün aile o günü karantina gibi yaşar, sonuç ne olursa olsun hayatın devam ettiğini geç de olsa anlıyorsun.
  3. ben denedim söylüyorum, o çocuğun stresi resmen tencere gibi kaynıyor evin içinde. anneler bilir bu işi, bir arçelik kadar sağlam sabır lazım bu dönemde sabah akşam tatlı krizleriyle boğuşuluyor.
  4. yıllar geçse de o heyecanı unutamıyorum. buradan bakınca türkiye'deki çocuklara dua ediyorum, hollanda'da sınav dediğin şey neredeyse bir randevu gibi. bir umut, bir kaygı, hepsini içine sığdıran o gün... gurbette olan benim gibi birinin bile yüreği sızlıyor, özlemle.
  5. buradan x an üzere orada şu an otobüs sa hil tede birileri aynı dertle uyuyo yıldöktü bilirler. ben biniyorum t.a gittim sıra beni ilter işte tam kalbimden alt yapıda çhul ç yatl sat kü hiç bir zaman şineri yapmışsın 32.
  6. her yıl bu dönem aynı manzara, etrafta kulaklık takan, terleyen, sürekli konuşan bir kalabalık. biz ankaralı olarak soğukkanlı bakarız ama gencecik çocuğun yüzündeki gerginliği görünce iki tarafı da anlıyorum. aile başka istiyor, çocuk başka istiyor, puan başka davranıyor, ortada mağdur hep aynı kişi.

    adamakıllı bir strateji belirlemek lazım derler ama strateji denen şey iki ucu keskin değnek. bir yandan sınav tarihi baskı yapar, öte yandan hayat beklemez. sınav ne finaldir ne başlangıçtır; düpedüz bir şeyin parçasıdır. iki tarafı da tartarsak sanırım mesele matematikten çok sinirleri yönetmekte.
  7. otuz beş yaşındayım, ben o sınavlardan çoktan geçtim ama memleketteki yeğenim için hâlâ içim sıkışıyor. buradan uzaktan bakınca o telaş bambaşka görünüyor, sanki dünyanın sonu gelecekmiş gibi şişiriyorlar gençleri. almanya'da olsa çocuk rahat rahat bir bölüme yerleşir, burada ise tek sınavla gelecek belirleniyor. allah kolaylık versin diyeceğim ama işte elimden gelen sadece dua.
  8. o sınavdan kaç sene geçti, rüyamda hâlâ sınavda kalemim tükeniyor; kuzenim de kapıda aynı şeyi yaşıyor ve ben elimden bir şey gelmiyor diye üzülüyorum.
  9. yıllar önce biz de girdik o sınavlara ayol, ne paralar ne emekler gitti. şimdiki çocuklara bir akıl verilecekse, sabır gösterip otursunlar masa başına, her şeyin kolayına kaçmasınlar. mobil uygulamadan not alıp 'hazırım' demek bana kalırsa kendini kandırmak. emek verirsen sonu güzel olur, yoksa gerisini allah bilir.
  10. bizim zamanımızda bu kadar telaş yoktu, sınav sabahı annem bir yumurta kırardı, çıkardık giderdik, o kadar ayol. şimdi çocuklar marttan itibaren takvim sayıyor, ben uzaktan bakınca insanın içi bir tuhaf oluyor, o eski sakinliği özlüyorum.