-
ay şekerim ben bu faturayı her ay bir bilmece çözer gibi açıyorum, geçen ay iki yüz lira gelen şey bu ay dört yüz olmuş. ne değişmiş acaba diye müşteri hizmetlerini aradım, bana kampanya tanımlanmış dediler, ben öyle bir kampanya istemedim ki. sonradan öğrendim ki arka planda kalan o pahalı paketler kendiliğinden yenileniyormuş, kibar kibar söylüyorum ama insanın sabrını zorluyorlar vallahi.
bir de veri aşımı meselesi var, internetim bitti sanmayın diye bildirim bile gelmiyor, fatura gelince anlıyorum ki bitmiş. hani bir mesaj atsalar elli lira değil de üç lira etse gam yemem de insan paranın nereye gittiğini bilmek istiyor gerçekten.
-
vallahi şekerim bu turkcell faturası dediğin şey insanın belini büküyor, her ay bambaşka bir rakam geliyor karşıma, sanki benim kullandığım paket değil de hayal dünyasından bir tarife bu. müşteri hizmetlerini aradığında hepsi birbirinden özür diliyor ama faturaya itiraz edince 'siz aşmışsınız efendim' deyip kapatıyorlar telefonu.
eskiden bir kart vardı ya hani, parasını atardın içine, o kadar kontör biterdi bitti. şimdi herşey dijital olmuş, gizli ücretler, bilmem ne servisleri, izlemediğin şeyden faturalandırma falan. o eski günleri bir ben mi özlüyorum, insan yaşlandıkça hakikaten herşey daha sade daha az karmaşıktı diyor, bu faturalar karşısında insan ister istemez melankoliye kapılıyor.
-
valla şekerim her ay aynı hikaye, fatura geliyor bakıyorsun rakam aldı başını gitmiş. arayıp soruyorsun, sesli yanıt seni saatlerce çevirip top gibi oynuyor, en sonunda hattan düşüyorsun. sanki kontratı biz değil de onlar bizim adımıza imzalamış öyle bir faturalar geliyor, insan gerçekten içinden çıkamıyor bu labirentten.
-
ayol turkcell her ay faturayı şişirip gönderince ben de müşteri hizmetlerini arayıp yarım saat kuyrukta bekledim de ne oldu, yine fazladan ödediğim parayla kaldım.
-
turkcell faturası her ay biraz daha şişiyor, ne aldığımı bile bilmiyorum artık. müşteri hizmetlerini aradığında da sana faturayı okumaya başlıyorlar, sanki ben okuma bilmiyorum. uygulamaya girip bakıyorum, orada da bir sürü ek kalem var, kim koydu bunları anlamıyorum. sonra da diyorlar ki 'hizmet kalitesi arttı', artan tek şey fatura galiba canım.
-
her ay aynı mektup gibi geliyor fatura; zarfı açar gibi açıyorsun, içinden beklediğinden başka bir rakam çıkıyor. taşınma telaşı, yeni semt, yeni abonelik derken bir bakmışsın gelen kutu eski muhabbetleri taşımış.
o camdan bakıp yolları seyretmek var ya, faturayı ödemek de öyle: sessizce bekliyorsun, gelen bitmiyor.
-
ayol bu turkcell'in icat ettiği tek şey sürekli bir sürpriz fatura, hani insan her ay aynı kazığı yemekten bıkar da gidip başka operatöre geçer.
şekerim sanki numaramız değil de sadakatimiz ölçülüyor gibi bir sistem kurmuşlar, oturup aylık döngüde şaşırıyoruz her seferinde.
-
kaç kere çağrı merkezini aradım bilmiyorum, her seferinde ''kaydınız oluşturuldu hanım'' diyorlar. arçelik servisinden randevu alıyorum dakikasında geliyor, bir turkcell'in kargosu her seferinde üç günde gelir, ben bu işte bir terslik olduğunu düşünüyorum.
-
her ay aynı hikaye, bir türlü düzelmiyor; insan kendini değersiz hissediyor, sadece fazla ödemekle kalıyorsun.
-
turkcell faturası her ay bir sürpriz yumurta gibi geliyor, açmadan içinde ne çıkacağını bilemiyorsun. bu ay da tarife dışı birkaç kalem eklenmiş, müşteri hizmetlerini aradığımda 'kaydınızı oluşturduk efendim' diyorlar, sağ olsunlar. kırk dakika bekledikten sonra söylenen şey de aynı: itiraz edin, inceleyelim, döneriz. bakalım ne zaman dönecekler, ben de emekli maaşıma güvenip faturama yetişmeye çalışıyorum.
e-devlet'te işler ne kadar kolaysa burada o kadar dolambaçlı. kalem kalem hesap soruyorum artık, kimseye kırk yıllık dost gibi güvenmeyi bıraktım. şikayet kaydı açtım mı da sonunda hakkımı alacağım, o biraz uzun sürüyor ama nasılsa bir yerde kazanıyorum.