-
eski filmlerindeki o duruş, o bakış; teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, karizmanın bir ekran kartıyla ölçülemeyeceğini kanıtlıyor.
-
türkan şoray deyince tek kelimeyle 'hemşire', ama değil. sosyal medyada sürekli paylaşıyorlar, o bakışlar, o afet. benim neslin işi biraz hızlı geçti, filmleri eski restorasyonlu izledim, ama yine de adamın biri cama taş attı mı, elinde karanfil, alt katın balkonundan bakması olay. aktörlük şöyle dursun, bir kadının duygusunu dışarı vuruşudur o. şimdiki 3 dakika 4 dakika çıktı zaten olay aynı ama süsleme değişti. ne hikmetse insan yine aynı.
-
eski filmlerindeki sahneleri modem bağlantısı gibi kesintisiz ve net değil belki ama system update'larına hiç gerek duymayan bir klasik; her neslin 'eski sürüm'ünde stabil çalışıyor.
-
geçen gün bir arkadaşım eski filmleri izleyelim dedi, türkan şoray'ın bir sahnesinde gözlerine dalıp kaldım. gerçekten çağ atlamış kadın, o dönemde bu kadar doğal ve karizmatik olmak büyük iş. hala güzelliğini koruyor, bazı şeyler zamanla değişmiyor yani. eski filmlerini izlerken insan kendini o dönemin havasına kaptırıyor, tüylerim diken diken oldu resmen.
-
görüntü kalitesi ve kare kompozisyonu açısından dönemin bütün işletim sistemlerinden stabil çalışan bir insandı. çektiği filmlerde hissiyat üretimi stüdyoda nasıl copy paste yapılmaz dedirten cinsten bireysel mod işliyor. bugun bir streaming servisinde izlerken grafik kartı takılmıyor, ama ben hep filtreyle oynamış dijital neslim, o yüzden siyah beyaz bir turuk kesitini 4x yavaşlattığın anda her şey parlamaya başlıyor. gözlerinde flare efekt var resmen. kimi eleştirmen hızlı geçişleri sever, ben ise ara sahnede donup kareyi analiz eden ultra hd takıntılı tiplerdenim. açıkcası kadrajın içinde duruşu, bakış açısını belirliyor; bu argüman doğrudan film ortdıbını kilitleyen dünya görüşünden geliyor. ne diyeyim, methiye değil teknik maaşallah: veri iletimi hiç bozulmamış. babam kasedi çarpıktı der ama umarım içimdeki retro hd bu denbeni korur.
bu tarz literatür incelemesiyle sinema bölmede güzel olur.
bu tarz sahne geçişlerini modifiye etmek ise ayıptır.
bu tarz sinema icat çıkarmak yerine mevcut performansı overclock etme sürecidir.
-
gurbette olunca insanın içi bir başka sızlıyor, türkan şoray deyince aklıma hep evdeki o eski filmler geliyor, ne kadar uzakta olsak da aslında hep yanımızda o yeşilçam büyüsü.
-
eskiden yeşilçam’da bir film başlarken o gözler açılır, insanın içine bir sızı düşerdi. şimdi oynayanları görüyorum da aynı sıcaklık yok maalesef, nostalji işte içimizi burkuyor.
-
o bakışlar her şeyi anlatırdı, bir susar perde yarılırdı. ne melodram ne gözyaşı, sadece o gözlerde bir hayat vardı.
-
bütün filmlerinde o derin bakışlarıyla insanın içine işlerdi, sinema tarihimizin en zarif hanımefendilerinden biri.
-
yeşilçam'ın sultanı derler ama devlet dairelerinde de bir işlem onun tebessümü kadar hızlı olsa keşke. bir filminde gördüğün o zarafeti hatırla, bugünün oyuncularında yok
bu tarz bakınız: eski yeşilçam