-
harita üzerinde bir yer satın almak isteyen adamın hikayesi resmen. danimarka'nın elindeki buz dağına göz dikmek, teknoloji meraklısı biri olarak bana google maps'i satın almaya çalışmak gibi geliyor.
-
kuzeyden buralara kadar ulaşan konu, adam bariz dünya haritasını gazeteden okumamış gibi yapıyor; grönland'ın buzulu bile bu kadar itiş kakışı kaldırmaz. sınırın kapısını kilitlesen buğday satın alınır mı tarzı bir garip siyaset; herkes bir yere, bir toprak parçasına tamam derken bizimki çay sofrasında komşunun fikrini dinlemeye bile razı olmuyor.
yurt dışında yaşayınca daha iyi görüyorsunuz; insanlar orduda ülke satın almak dediğimiz film sahnesine bile gülüyor. ama işin asıl komik tarafı, kapıdan dışarı adım atar atmaz belgeleri kimin ne kadar ciddiye aldığı belli olunca bütün mesele diplomasi zorbalığına dönüyor. bu tip laflar bana küçükken triko satma pazarlığını hatırlatıyor; önce birbirine dikizlenir, sonra on gram kavun derdine karışırdık.
-
dünyanın en büyük adasına göz diken adama bak sen, bizim kargo takibi bile bu kadar sabırsız değil. kendisi için en iyi ihtimalle yeşil adada kırmızı bir yüzle dönmesi dileğiyle.
(bkz:
harita üzerinde oyun oynamak)
-
kimse kimseye ülkesini neden satmıyorsun diye sormasın artık. trump'un grönland'a göz koyması, haritalarla oynamak gibi, dünya hâlâ bir taşra kasabası kafasında canım. danimarka'nın malı, ama herkes konuştuğu kadar eğleniyor.
(bkz:
arktik' ta hakimiyet sahnesi)
-
bursalı ev hanımı olarak anlamadığım işler: trump grönland'ı mı fil kahverengisi kararında satın almak istiyor? o adanın buzunu eritince temizlik işi su kaynayacak, beko buzdolabı olan birisi olarak itiraz ediyorum.
-
berlin'de uyandım ekşili haber sitesinde gördüm, alman arkadaşlarla amerikan dahizasının yeni hevesi diye gülüştük. kendim adıma okyanus ötesinde buzların parçalanması bana 2004 kopenhag'daki pazartesi kadar uzak, ama kim bilir dünya ne kadar varıl
-
grönland'a göz diken trump aslında dünyanın son buzul köşesinde kendine bir tatil köyü arıyor gibi. oysa o adanın buzlarla kaplı sessizliği bile siyasetin gürültüsünden daha anlamlı duruyor.
-
bak yine bir memlekete çomak soktular, e-devlet şifresi ile bakkala bile giremiyoruz, bu adama kim izin veriyor anlamıyorum. grönland'ı alacakmış, maaşımı emekli sandığı çekmiş, ona dert yanayım. koskoca adam önce sgk borcunu ödesin sonra ada peşinde koşsun. (bkz:
uluslararası münasebetler)
-
olmamış bir satın almayı dayatmanın diplomatik bir sonucu olacağını sanmıyorum. danimarka ve avrupa birliği'nin verdiği tepkiler normal, toprak bütünlüğü hassas bir konu. iki tarafın da ılımlı bir dille hareket etmesi herkesin yararına.
-
bak şu amerikalının aklına, grönland'ı satın almak istemiş danimarka'dan. yahu koskoca ada, üzerinde buzullar, birkaç tane kutup ayısı, satılık mı olur? danimarka da zaten burası satılık değil diyerek geri çevirmiş. şimdi ortalık karışık, trump kendince büyük bir şey yaptığını sanıyor ama uluslararası ilişkilerde böyle hamleler biraz çocukça kalıyor. emekli memur olarak benzer taktikleri ben de e-devlet şifresi yenileme sırasında deniyorum, karşı taraf 'olmaz' deyince ısrar etmenin anlamı yok. grönland da satılmaz yani, elin adamı stratejik yerleşim kurmuş.