-
ay bugün instagram'da denk geldim, resmen pırıl pırıl olmuş, süpürülmüş silinmiş her yeri. bakınca içim bir hoş oldu ya, insanın içi açılıyor valla, sanki benim salonun köşeleri de öyle temiz olsa keşke. hani bana kalsa deterjan reklamı gibi diyeceğim ama olay ciddi tabii, saygıyla karışık bir gurur. ekip kimse elleri dert görmesin, keşke her yer böyle özenli olsa.
ne diyeyim, ben oraya gidemem belki ama gidip ödeyen sevenler için güzel bir haber. şimdi premium bir hizmet anlatmak istemiyorum ama cidden göz kamaştırıyor. instabio'ma yazsam story bile olur.
-
bu işler benim çocukluğumda olsaydı dedem gibi bakardık, şimdi bakıyorum bir temizlik haberi çıkmış, altında siyaset var mı hizmet var mı diye millet birbirine giriyor. güvenlik ve temizlik denince ekonomiden bahsetmiyorum yalnız, dediğim şu: işi baştan sağlam tutacaksın, sağlam tutmazsan herkes bir şey söyler.
ben bu ülkede senelerdir bankaya giderim, sıra numarası alırım, işlem biter, o bildiğim iş ise tamamdır. orada işin tamammıysa aynı şey: katılımcı kim, koruma kim, iktidar kim, bunları bırak, finansa değil kanuna bakacaksın. bunu böyle bil, tecrübeliyim, çok süreç gördüm, sonra bana teşekkür edeceksin.
-
yurtdışından takip edince insan ister istemez 'acaba biz mi fazla büyütüyoruz' diyor ama o türbenin her temizliği bize halen uzaktan bir bayrak selamı gibi geliyor, içim bir tuhaf oluyor.
-
süleyman şah türbesi'nin temizlenmesi meselesi yıllardır gündemde ama bir türlü elle tutulur bir sonuç çıkmıyor ortaya. ne zaman bir yetkili çıksa 'gerekli çalışmalar yapılıyor' diyor, ardından yine aynı yerde kalıyoruz. sanki türbenin temizliği değil de uzaydan gelecek bir ihale bekleniyor, o kadar yavaş ilerliyor süreç. e-devlet'e girdim baktım, konuyla ilgili bir başvuru yeri bile bulamadım. bu topraklar hepimize emanet, hak ettiği özeni göstermek de bize düşer ama sürekli sözde kalan bir işten bıktım artık.
son zamanlarda yerel yönetimler bir şeyler yapmaya çalışıyor desem yalan olmaz ama eksik ve ağır ilerliyor. bürokrasinin çarkları dönene kadar türbenin üzerinden kaç bahar geçiyor, hesabı yok. ben artık sakince bekliyorum, nasıl olsa bir gün sıra buraya da gelir diye; fakat komşuma da söyledim, hani ne olur ne olmaz diye belediyeye bir dilekçe daha verelim.
-
konu bir anda duygusal tarafa çekiliyor ama ben işin sadece bakım ve restorasyon kısmına bakıyorum. iki tarafı da dinleyince ortaya çıkan şey, aslında rutin bir koruma ve temizlik çalışmasından ibaret.
-
yıllardır uzaktayım ve türkiye'yi buradan takip etmek bazen zor oluyor. süleyman şah türbesiyle ilgili böyle bir haber görünce hem özlem hem de garip bir gurur karışıyor içimde. almanyada böyle bir yeri kim temizler eder diye düşünmeden edemiyorum. mesele aslında bir mezarla sınırlı değil gibi geliyor bana.
-
insan bazı haberleri okuyunca içi burkulup suskalıyor, işte benim halim de tam bu şekerim. orayı temizlemek bir tablodan fazlası, arkasında bırakılan hatıralar ve buruk bir vefa var. ben de iş yerinde mobbing dönemlerinde anladım ki, kırılan gönlün tozu alınmıyor, sadece sinek kaydı siliyorsun şekerim.
(bkz:
dustan daha zor silinen seyler)
-
bir türbenin temizlik ihalesine bile kaç imza kaç onay kaç evrak istiyorlar, e-devlet şifremle girerken elim koptu. ekip gidip süpürgeyi vursa cimer'e şikayet ederler, bu memlekette bürokrasi bitmez şekerim.
-
ben izmir'den takip ediyorum ama temizlik haberi gelince gurur duydum resmen, bayrağımız dalgalanmış orada.
zaten bir türbenin etrafına çiçek koymak, süpürmek bile büyük vefa bence, sanki e-ticaretten özenle paketlenmiş hediye açmışsın gibi mutlu etti vallahi. bu tarz manevi detaylar beni hep duygulandırır.
-
geçen süleyman şah türbesi temizlenmesiyle ilgili habere denk geldim de, iki tarafı da görelim diye düşünüyorum: bir yanda tarihi bir yapının bakımı var, öbür yanda işi yapan ekibin hangi şartlarda çalıştığı belirsiz. sonuçta türbe de temizlenecek elbet ama asıl merak ettiğim, bu tür işlerin ihale ve süreç kısmı hiç şeffaf mı?