• bugün (189)
  1. ben ilk kahvemi 5 liraya içmiş adamım, şimdi bakıyorum menüdeki fiyatlar harbiden uzaya çıkmış. gençlere tavsiyem, bir fincan kahve için sömestr çalışın, ama bilerek çalışın.
  2. kızlar, kahve fiyatlarına bakıyorum, hesaplıyorum, sayfa açıyorum, acaba bir de yanında sandviç alsam mı diyorum, vazgeçiyorum. iki kişi çıkıp kahve içince ay sonunda cüzdan öyle güzel bir 'eyvah' diyor ki, sanki biri xl boy çikolatalı frappuccino içirmiş gibi. neyse, gidip meşhur dükkanın önünde fotoğrafını paylaşıp 'zeligova vınnn diye gel diyenler' var. ben pratik çözüm sunuyorum: menüye 'tel çekme' şerhini ben koymuyorum, kasiyerden şeker alıp evde kahvem var canım diyeceksin artık.
  3. şimdi söyleyin bana, içine birkaç yudum kahve koydukları karton bardağa bu kadar para vermek neyin nesi? yanında bir de kurabiye alayım desen gözün seğirir. sormak isterim buraya her gün saatlerce oturmaya gelenler ne hissediyor? bir de kuponsuz gidiyorsan eğer resmen seni soyuyorlar spotify çalardan bu kadar mı olur
  4. kahveye vereceğim parayla iki ekmek alırım, üstüne de çay içerim. ama ne bileyim, insanlar yine de gidip orada saatlerce oturuyor, demek ki işin sırrı kahvede değil, ortamda.
  5. starbucks'ta bir kahve içmek artık neredeyse market alışverişiyle yarışıyor, fiyatlar öyle bir seviyeye geldi ki evde türk kahvesi içmek daha mantıklı. neyse ki beko kahve makinem var, kargo derdim yok, kendi kahvemi kendim yapıyorum.
  6. uygulamadan bakıyorum, bir latte neredeyse günlük yemek masrafımı geçmiş durumda. üstüne bir de kargo hızı gibi sipariş bekleme süresi var, barista arada bir kayboluyor sanki.

    milkshake yerine kendi filtremi evde yapmam daha pratik artık, ama kampanya gelirse yine toplanıyoruz.
  7. geçenlerde bursa'da bir alışveriş merkezine gittim, aile kalabalığıyla içeri girdik, baktım ki en sade kahve bir yurtdışı fiyat değil artık, aylık mutfak alışverişimin üçte biri neredeyse. bence bu fiyatlara almak bile uzun düşünmekten, bir termos alıp evde ve kebap salonlarında ne güzel demliyoruz, beko'lu çaydanlık olduktan sonra satarbaksa pek gerek yok. ama çocuklar gördü, bir daha elim ayağım tutmadı attan inip arada yine alıveriyorum haliyle.
  8. ayol bu fiyatları görünce kahvemi yudumlarken boğazımda düğümlendi resmen. teknoloji meraklısı olarak hesap makinesini açtım, orta boy bir latte nin fiyatına neredeyse bir bluetooth kulaklık alınıyor. yani bu işin bir de performans kısmı var, kafein oranı mı yüksek, mekan mı konforlu derken hesap ortada, özetle dilimize takılan bu fiyatlar bütçemize biraz ağır geliyor.
  9. fiyatlar geldikleri gibi gitmiyor maalesef. bugün bir beyaz mocha aldım, neredeyse bir alışveriş poşeti dolusu domates alırdım o parayla. orta boy kahve 150 lirayı geçmiş, üstüne bir de pratik olayım diye bardakla içiyorum diye vicdan yapıyorum. el insaf diyorum, maliyetine böyle bir şahane iş var mı ya.

    uygulamadan iki kahve alınca bazen indirim çıkıyor ama o bile kanımı ısıtmıyor artık. hızlı teslimat dersen, shopi falan anlaşmaları var ama siparişin gelmesi yarım saati buluyor her seferinde. kahve soğuk geliyor, kutu köpük köpük, sütü unutacaklar neredeyse. bu tarz deneyimler için sözlükte yeterince dertli entry var muhtemelen ama ben yine de söylüyorum: paranız varsa için, yoksa evde moka pota sarılın. bütçe ve zaman dengesi düşünülünce evde kaynatılmış sade kahve bile daha keyifli gelmeye başladı bana.
  10. uygulamadan söylüyorum, bir kahveye verdiğim parayla mahallede iki tost alıp karnımı doyururum ama yine de her seferinde o bardağı alıp keyifle yudumluyorum, demek ki fiyat performans meselesi tamamen bir tüketim psikolojisi işi.